Temiz futbol isteyen var mı?

Temiz futbol isteyen var mı?

Rakibin gereği gibi oynamamasını istemek, şike değil de nedir? Bu bakış açısı temiz futbolun önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor


Lafa gelince, futboldaki kirlilikten yakınmayan yok. Özellikle tribünleri dolduran seyircilere göre kendi takımlarının dışında diğer tüm maçlar şaibeli. Peki, onlar çekiştikleri rakiplerini sürekli olarak suçlarken, kendi takımlarının temiz mücadeleler vermesi konusunda bir duyarlılığa sahipler mi? Tabii ki hayır.
Diğer takımların galibiyetlerini hep şüpheyle karşılarlar, ancak kendi takımlarının nasıl galip geldiği konusu onlar için pek bir önem taşımaz. İş, tuttukları takıma gelince, nedense temiz mücadele konusundaki duyarlılık bir anda devre dışı bırakılır. Beşiktaş-Antalyaspor maçında Beşiktaşlı taraftarların Antalyaspor’a yönelik öfkesinin altında bu var işte. Antalyaspor’un Beşiktaş’a kolayca teslim olmaması; kora kor mücadele etmesi, tribünlerde büyük tepki yarattı. Antalyaspor’un teşvik primi aldığını ima eden tezahüratlar ve küfürler yükseldi maç boyunca tribünlerden. Beşiktaşlı taraftarlara göre ligde hiçbir iddiası ve hedefi kalmayan Antalyaspor’un, maça bu kadar asılması gereksizdi. Ne diye bu kadar koşup mücadele ediyorlardı ki sanki? Sorun çıkarmadan, Beşiktaş’ı fazla yorup yıpratmadan, efendi gibi yenilip gitseler olmuyor muydu yani? Tabii bu mantık, bu anlayış, bu bakış açısı sadece Beşiktaş taraftarına özgü bir durum değil. Genel anlamda tüm takımların taraftarları aynı mantığa sahip. Bu öyle sakat bir mantıktır ki bir yandan futboldaki kirlilikten yakınırken diğer yandan rakip takımın mücadele etmeden teslim olmasını son derece doğal karşılar ve hiçbir rahatsızlık duymadan bunu içine sindirir. Ne de olsa sonuçta tutulan takım galip gelmiş, işler yürümüştür. Bu aşamada galibiyetin nasıl alındığının ise pek bir önemi yoktur. Takımları hedefine ulaşsın da nasıl ulaşırsa ulaşsın. İster maçları satın alsın, ister teşvik primi versin, isterse de hakemleri ayarlasın... Onurlu, erdemli, sportmence mücadelenin, şampiyonluk yanında lafı mı olur?
Her fırsatta futboldaki kirlilikten şikayet edip yine her fırsatta temiz bir futbol talebini dile getirenlerin, kendi takımları söz konusu olduğunda bambaşka düşünce ve tavırlar içine girmesi ne büyük bir çelişki. Rakibin gereği gibi oynamamasını istemek, şike değil de nedir? Taraftarlar arasında oldukça yaygın olan bu mantık ve bakış açısı, temiz futbolun önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor ne yazık ki. Yönetici takımının zaten temiz futbol gibi bir derdi yok. Eğer taraftarlar da onurlu, erdemli mücadele kaygısı taşımazlarsa, bugünkünden daha temiz bir futbol için umutlanmak boşuna...
İstanbullular koptu
Son 5 haftasına girilen ligde, Antep deplasmanını kayıpsız atlatan lider F.Bahçe, zirvedeki 4 puanlık avantajını korumayı başardı. F.Bahçe bu sezon ilk penaltısını da Antep’te kazandı. Kimilerine çok fena dert olan futbolumuzun önemli(!) bir eksikliği de kampanya daha fazla büyümeden böylece giderilmiş oldu. Kaleci Oğuz, ortada hiç de öyle penaltılık bir durum yokken sebep olduğu penaltı ile eski takımının, “Hakemler bize penaltı vermiyor” kaynaklı sendromu aşmasına hatırı sayılır bir katkı yaptı. F.Bahçe’nin yakın takipçisi Beşiktaş da İnönü’de Antalya’yı yendi. Beşiktaş’ın bu sezon aldığı en zorlu galibiyetlerden biriydi. Maç boyunca topa ve oyuna hakim olan, özellikle ikinci yarıda sağlı sollu ataklarla Beşiktaş’ı bunaltan Akdenizlileri durduran ise sakat sakat oynayan, kaleci Murat oldu. Beşiktaş, İnönü’de üst üste 13. resmi maçını da kazandı ancak bu futbolla yarışı sonuna kadar sürdürebileceklerine inanmak, gerçekten de zor. Sahalarında pek parlak bir oyun sergilemedikleri son dört maçlarını (3 lig, 1 kupa) tek golle kazandılar. Tam anlamıyla çekirge misali gidiyorlar. G.Saray da Ali Sami Yen’de konuk ettiği Rize karşısında kötü başladığı maçı iyi bitirmeyi başardı. İki ayrı yarıda iki ayrı takım gibi mücadele etti sarı-kırmızılı ekip. İlk yarıdaki dağınık ve etkisiz oyunun yarattığı karamsarlık, ikinci yarıdaki tempolu futbolla yerini iyimserliğe bıraktı. Ancak Gerets’in de vurguladığı gibi, böyle iniş çıkışlı performans hiç güven vermiyor. Galatasaray, Şampiyonlar Ligi hedefini gerçekleştirebilmek için kalan 5 maçta daha istikrarlı bir performans sergilemek zorunda.
Anadolu’dan bu kadar
Bu hafta itibariyle Anadolu takımlarının lig üzerinden UEFA’ya katılma umutlarının tükendiği söylenebilir. 4. sırada yer alan Kayseri, evinde Ankara ile berabere kalınca 3. sıradaki Galatasaray ile arasındaki puan farkı 6’ya çıktı. Bir mucize gerçekleşmezse, sezon sonunda ligin ilk 3 sırasında yine 3 İstanbullu yer alacak. Üstelik de İstanbullular, en kötü sezonlarından birini yaşadıkları halde. İstanbul hakimiyeti, ligin kolay değişmez kaderi anlaşılan.
6. sıra ile son sıra arasında yer alan 13 takımdan sadece Manisa ve Denizli haftayı galibiyetle kapadı. Egeliler, bu galibiyetlerin ardından ligde tutunma yolunda şimdi daha umutlular.
Mehmet Özyazanlar
www.evrensel.net