Fotoğraf: AA

Yaşar Aksoy’la birkaç saat...

İzmir’in 5 bininci yılı dolayısıyla yapılan etkinliklerde Yaşar Aksoy, tek başına 50 etkinlik yapmıştı. Bilmiyorum, kamu kuruluşları bu sayıda etkinlik yaptı mı?...


Şu fuarları oldum olası severim ben. Her fuarda kendinize yakın bulacağınız bir şey muhakkak vardır... Örneğin, İstanbul’da, yıllarca önce, “Yat Fuarı”na bile gitmiştim. Sheraton’da mı ne yapılmıştı. Yatlar, lüks sürat motorları falan... Bir tek fotoğraf kaldı kafamda: Bir tuzukuru, kızına sınıf geçme hediyesi olarak bir motor aldı. Bir kıza baktım, bir de motora. “Hangisini istersin?” deselerdi bana, “Deniz motorunu,” derdim. O zamanlar gençtim, çünkü. Adam motoru fuar sonunda alacaktı, ama çekini peşin peşin yazdı. Hafif eğilip, yan gözle baktım çekin altındaki imzaya. Adam, arkasını döndü...
Şimdilerde artık, “Mermer Fuarı”na filan gitmenin zamanı geldi. Hani ilerde gerekecek olan taşın cinsini şimdiden görmek için... Neyse...
İzmir’de bu günlerde, TÜYAP’ın 12. Kitap Fuarı var. İzmir Yazarlar Platformu’nun çalışanlarındanım. Deniz Kavukçuoğlu’nun kulakları çınlasın, fuar yetkilileri onu mahcup etti. Çünkü bana verilen “Bülent Habora” yazılı tanıtım kartındaki soyadım, ilk kez doğru yazılmıştı. Yaşamım boyunca saklayacağım hoş bir anı olmuştu...
Şaka bir yana ama İstanbul’dakiler olsun, İzmir’dekiler olsun TÜYAP’ın tüm fuarlarını seviyorum. Ayakkabı Fuarı dahil...
İzmir’deki 12. İzmir Kitap Fuarı’nın ilk gününü yaşadım. Bu yazıyı yazarken daha ikinci gün bitmemişti. Birçok dostla karşılaştım. Tabii “Küçük dağları ben yarattım,” havalarında ortalıkta dolaşanların dağcılığını hiç kimsenin fark etmediğini, ama yine de kasım kasım kasımpatı gibi boy gösterişlerini de izledim. ..
Fuar bitsin, sonra, örneğin gelecek Çarşamba günkü yazımda, eğrisiyle-doğrusuyla, ecişiyle-bücüşüyle TÜYAP İzmir Fuarı’nı, o dokuz günü anlatacağım...
Ama bu yazımda, fuar gediklisi “Bay İzmir İzmir”in son kitabından, “İzmir Kitap Fuarı Anıları”ndan söz etmek istiyorum. Sevgili Yaşar Aksoy’a, daha onu birebir tanımadan yıllarca önce İzmir’e göç ettiğimiz günlerden bu yana “Bay İzmir İzmir” diyorum. Nasıl Çelik Gülersoy, “Bay İstanbul İstanbul” idiyse, Yaşar Aksoy da, tabii benim için “Bay İzmir İzmir”di...
Tam bir İzmir fanatiği Yaşar Aksoy. Her şeyini İzmir’in geçmişine ve geleceğine adamış. Düşünün, İzmir’in 5 bininci yılı dolayısıyla yapılan etkinliklerde Yaşar Aksoy, tek başına 50 etkinlik yapmıştı. Bunların 47’sini de bizim Evrensel Kültür Merkezi’nin salonlarında düzenlemişti. Bilmiyorum, kamu kuruluşları bu sayıda etkinlik yaptı mı?.. Televizyon, radyo söyleşilerini, gazete ve dergi yazılarını saymıyorum... Tabii ülke dışındakiler de bu sayının içinde yok...
“İzmir Kitap Fuarı Anıları” küçük boyutlu bir kitap. 91 sayfası metin, 57 sayfası da fotoğraflar...
Birkaç saatte okudum kitabı, hem de bazı yerleri, bazı satırların altını çize çize. Türkçe güzel olunca, anlatım iyi olunca, hızla geçiyor satırlar, sayfalar.
Anılarda sık sık “Mutlucan”ın adı geçiyor. Kitabın kahramanı... Ben yıllarca önce tanımıştım Mutlu’yu. Karşıyaka’da, bir ara sokaktaki evin en üst katında oturuyordu. Sonra ev sahibi baskınlardan falan yılmış olacak ki, evden atmıştı onu. Sonra yitirdim onu. Sadece, TÜYAP Kitap Fuarlarında, Yaşar Aksoy’un yanında, yani “Uluslararası İzmir Araştırmaları Merkezi”nin standında görüyordum. Yaşar Aksoy kitabında hem Mutlu’yu göklere çıkarıyor, hem de ince ince iğneliyordu, dokunduruyordu. Bilmiyorum, belki de Mutlu’nun gençliğini ve bu yüzden çevresinde oluşan kalabalığı kıskanıyordur…
Genellikle, Kitap Fuarlarında geçen çok güzel anılarını anlatıyor, Yaşar Aksoy. Ama zaman zaman da üzüntü verici anılarını da gündeme getiriyor. Birçok İzmirli yazarı, onun bu kitabından daha iyi tanıdım.
Övdüğü ve yerdiği kişiler konusunda Yaşar Aksoy’la aynı düşüncedeyim. Yalnız. övdüklerinden biri hariç. Bir şair bu kişi. Neyse, bir gün Yaşar Aksoy’un kulağına fısıldarım bu ismi. Yaşar Aksoy’a yanıldığını tanıtlamaya çalışırım, somut örnekleriyle...
“Bay İzmir İzmir”in bu kitabı, benim zaman zaman yazılarımda kullanacağım bir yapıt olacak. Fuara giden, “Uluslararası İzmir Araştırmaları Merkezi”nin standında görebilirler, hem Yaşar Aksoy’u, hem de kitabını. Yalnız gidecek olanlara özel öğüdüm, “Aman karşınızdaki kişinin Yaşar Aksoy olduğuna emin olun, eğer tanımıyorsanız,” olacak. Çünkü Yaşar Aksoy’un bir süreliğine standtan uzaklaştığı sırada gelen dostları, daha doğrusu biri, “Ben Yaşar Aksoy’um,” diye kitapları imzalıyormuş...
Yaşar Aksoy’la birlikte standın “Popstar”ı ve kitabın arka kapak “3. sayfa güzeli”(!) Mutlucan’la Fuar sonuna dek karşılaşacağım, taaa ki gelecek yıla dek...
Bülent Habora
www.evrensel.net