HAYATIN İÇİNDEN

HAYATIN İÇİNDEN

  • Yeni Cumhurbaşkanı’mız belli oldu. Partinin en tepesindeki üç beş kişi anlaştı ve cumhurbaşkanı adayı, parti gurubunun kararı gibi Meclis’e sunuldu. Şimdi Millet Meclisi, oturup önüne konan adayı hür iradesiyle oylayacak.


    Yeni Cumhurbaşkanı’mız belli oldu. Partinin en tepesindeki üç beş kişi anlaştı ve cumhurbaşkanı adayı, parti gurubunun kararı gibi Meclis’e sunuldu. Şimdi Millet Meclisi, oturup önüne konan adayı hür iradesiyle oylayacak.
    Adayın seçilmeme durumu var mı?
    Yok daha neler. Önümüzde seçim var. Maazallah yamuk yapan, yeni Meclis’i rüyasında bile göremez.
    Olan Nimet Çubukçu’ya oldu. Neredeyse hepimiz yeni Cumhurbaşkanı’mızın kadın olacağına, böylece Avrupa’ya da iyi bir ders vereceğimize inanmıştık. Ama olmadı. Kadın cumhurbaşkanı başka bahara kaldı. Bir süre erkek cumhurbaşkanı ile temsil edileceğimiz kesinlik kazandı gibi. Zaten yakın geçmişte, Sayın Tayyip Erdoğan’a kavuşuncaya kadar bir süre de Sayın Abdullah Gül ile idare edilmiştik. Sonra emanet sahibine teslim edildi de şiir okumadan sabıkalı yeni Başbakan’ımıza kavuşmuş olduk. Bakarsınız yakın gelecekte tarih tekerrür eder, emanetin sahibine teslim edileceği bir formül bulunur.
    Ama şimdi bunun bir ön şartı var. Önce bu pembe yanaklı, yüksek bıyıklı, Armani kravatlı, marka takunyalı, koyu lacivert takımlı, eşleri bağlı bahtı açıklar, önümüzdeki genel seçimleri kazanmalı. Ondan sonra yelkenler fora.
    Peki şimdi ne olacak?
    Dünyanın en borçlu beş ülkesinden biri olan Türkiye’nin dış borçları hızla azalacak ve yabancı ülkelere borç vermeye mi başlayacağız?
    Olur mu olur.
    Her hafta ödediğimiz 1 milyar dolar borç faizini ödememek için mızıkçılık yapacak ve bu paraları fakir fukaraya, garip gurebaya mı dağıtacağız?
    Yoksa, yüzde 15’lere ulaşan işsizlik oranımız pat diye eksi beşlere düşüp işçimiz yetmediği için Almanya’dan işçi mi ithal edeceğiz?
    Şimdi yeni Cumhurbaşkanı’mız önde biz arkada, Avrupa’nın engin denizlerine açılıp bırakın Avrupa’nın, dünyanın en sözü dinlenen, en saygın ülkesi mi olacağız?
    Şimdi yeni Cumhurbaşkanı’mız sayesinde bir yılda 32 milyar doları cebe indirmiş 25 Türk büyüğü, imana gelip servetlerini yoksul 65 milyona mı dağıtacak?
    Yoksa Irak’ta müslümanın tepesine binmiş haçlı ordularına, “Destur lan” çekip yalınkılıç küffara mı saldıracağız?
    Yeni Cumhurbaşkanı’mızla Türkiye daha saygın, daha güçlü, birlikte üreten, birlikte tüketen eşitlikler ülkesi mi olacak?
    Şiir okuyan Başbakan’ın ağabeyi Cumhurbaşkanı’mız, özgürlük mağduru eşinin de desteğiyle tüm özgürlüklerin önünü açacak mı? Bundan böyle insanlar, Amerikan askerine yumurta attıkları için yargılanmaktan kurtulacaklar mı?
    Yoksa, Hamlet dirilip tarihin derinliklerinden; baronlar, şövalyeler, kontlar sofrada yer kapma telaşıyla, elde edilen parsadan daha çok pay alabilmek için soytarılar, soygun ve sefalet düzeninden beslenenler, hırslarıyla açgözlü çıkarlarının hep bir ağızdan bağıracaklar mı?
    Kral öldü, yaşasın kral!..
    Arif Nacaroğlu
    www.evrensel.net