Ölümden kaçarken...

Sabahın 3’ünde yağmur yağarken Fatma Ahmed Çande üşüyordu. Polis arabalarının ışıkları karanlıkta patlarken 25 yaşındaki Tanzanyalı kadın Nairobi Uluslararası Havaalanı’nın yolunda diz çökmüş, uçağa götürülen gözü bağlı insanları gördü ve elleri kelepçeli kadınlardan bazılarını ve onları izleyen çocukları tanıdı.


Sabahın 3’ünde yağmur yağarken Fatma Ahmed Çande üşüyordu. Polis arabalarının ışıkları karanlıkta patlarken 25 yaşındaki Tanzanyalı kadın Nairobi Uluslararası Havaalanı’nın yolunda diz çökmüş, uçağa götürülen gözü bağlı insanları gördü ve elleri kelepçeli kadınlardan bazılarını ve onları izleyen çocukları tanıdı.
Polislerden biri Fatma’nın yüzündeki örtüyü aniden gözlerinden çekti. Bileklerini kesen plastik bir kelepçe ile ellerini arkadan bağladı. Bu polis, “kocasının El Kaide destekçisi” olduğunu kabul etmezse kendisini öldürmekle tehdit eden adamın aynısıydı! “Bu o” diye düşündü Fatma, “Kesinlikle öleceğim...”
Tanzanya’daki Kilimanjaro Dağı’nın eteğindeki Moşi kasabasından olan Fatma, 27 Ocak gününün erken saatlerinde ölmemeyi başarmıştı. Üç hafta önce Somali’deki çatışmalardan kaçarken, Kenya’nın kuzey sınırında tutuklanmasıyla başlayan korku ve huzursuzluk artık çok uzaktaydı. Neredeyse kargo uçağı gibi bir uçakla Somali dışına çıkarılınca; Afrika’da ülkesine toplu olarak teslim edilen ilk kişilerden biri oldu. Somali’deki İslamcı militanları desteklemekle suçlanan tutuklular, ulusal veya uluslararası hukukun dışında kalan işkenceli sorgular için gizlice ülkeden ülkeye gönderiliyorlardı.
20 ayrı ülkeden gelen ve 85 kişiden oluşan tutukluların bir kısmı, Somali’de devletin ve adaletin hiç uğramadığı bir bölgeye, diğer kısmı ise, Somali’ye müdahale eden komşu Etiyopya’ya götürüldüler. Burada Amerikalı ajanlar tutukluların fotoğraflarını çekti ve DNA örneklerini toplayarak sorgulamalar yaptı.
Tutuklanmasından üç ay sonra, 7 Nisan’da Fatma serbest bırakıldı. Kocası Selim Avat Selim ise halen tutuklu. Geri kalan 78 yolcu ise gizlice ülkelerine teslim edildi. En az 18 tanesi 15 yaşının altındaki çocuklardı. Elinde 36 şüpheli uluslararası “terörist” olduğunu iddia eden Etiyopya, mahkumlara Kızılhaç’ın yardımı etmesini de kabul etmedi. İşkence uçağında yer alan diğer yolcuları ise halen kayıp.
Moşi’de ailesinin evinde kalan Fatma, kocasının işleri kötüleşince, 1991 yılından beri ilk kez Şeriat Mahkemeleri Birliği sayesinde bir kanun ile düzene kavuşmuş olan Somali’nin başkenti Mogadişu’ya göç etmeye karar verdi. Mogadişu’ya vardıklarında, Somali’deki çatışmalar yeni yeni başlıyordu. ABD destekli Etyopya, Somali’nin kontrolünü elinden bulunduran Mahkemeleri, “El Kaide bağlantılı olmak” ile suçluyordu. Etyopya birlikleri geçen aralıkta Mogadişu’ya girince çift, güneye kaçan yüzbinlerce mülteciye katıldı. Mülteciler arasında Kenya’ya gitmeye çalışan ve Swahili dili konuşan iki kadınla tanıştılar. Halime Badrudin’in üç çocuğu, Fatma Ahmed Abdulrahman’ın ise 6 yaşında bir oğlu vardı. İkisinin de kocası Somali’de kalmıştı.
İşin aslı daha karışıktı. İki adam da El Kaide üyesiydi ve 1998’de ABD’nin Nairobi ve Dar-üs Selam büyükelçiliklerinin bombalanmasında rol aldıkları iddiasıyla suçlanıyorlardı. Grup, Kenya’ya girince Abdulrahman güvende olduklarını sanmıştı; fakat Kenya “terörle mücadele” polisleri onları tanıdı ve iki kadını da tutukladı. Fatma, kocası ve orada tutulan diğerleri de “İslamcıları desteklemek” ile suçlandılar ve çapraz sorguya çekildiler.
İtirafa zorlandı
Fatma, 10 gün sonra Nairobi’ye kaçırıldı. Orada da sorgular sürdü. Sorguyu yapan Kenyalı polis, Fatma’yı, kocasının bir El Kaide üyesi olduğunu kabule zorladı, doğruyu söylemezse onu boğazlamakla tehdit etti. Fatma ise, kocasının Mogadişu’daki Şeriat Mahkemeleri Birliği ya da El Kaide’yle bir ilişkisi bulunmadığında ısrar etti. Bunun üzerine Tanzanya pasaportu yanında olmasına rağmen polis, Fatma’nın bu uyruğa bağlı olduğunu kabul etmedi. Nairobi’ye getirilen Selim de, Kenya pasaportu ve nüfus cüzdanı taşımasına rağmen “yasadışı göçmen” olarak nitelendirildi. Kenya hükümetine ya resmi suçlamaları açıklaması ya da tutukluları serbest bırakması yönünde baskı yapılmasının ardından Kenya Müslüman İnsan Hakları Forumu da, hükümeti olayı mahkemeye götürmeye zorladı ve bir başvuruda bulundu.
Hükümet ise ortaya üç uçuş listesi çıkardı. İlk ikisi “African Express” şirketinin Mogadişu’ya 20 Ocak ve 27 Ocak tarihli uçuşlarıydı ve yolculardan ikisi Fatma’nın kocası Selim ve Abdulrahman’dı. Üçüncü uçuş “Blue Bird Aviation” firmasının Baidoa’ya 10 Şubat tarihli uçuşuydu.
Etiyopya’ya kaçırılış
İslamcı gerillaların, Etiyopya birliklerine Mogadişu’da kumpas kurduğu sırada, Fatma; aralarında hamile bir Yemenli kadının da bulunduğu 20 kişiyle birlikte tek bir hücredeydi. 9 gün sonra Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’ya kaçırıldılar. Yeni hapishanede, tutuklulara minder, seccade ve yiyecek verildi. Yemenli kadın, doğum için hastaneye götürüldü. Doktor Fatma’nın da hamile olduğunu söyledi. Mogadişu’daki gibi uzun sorgulamalardan geçmedi. Fatma, bu sırada Selim’le kısa bir görüşme yapabildi. Telefonda Amerikalılarca sorguya çekildiğini ve Nairobi’de bir Amerikan hücresinde tutulduğunu söylüyordu.
Tutukluların, Etiyopya’ya girişinde rol aldığını itiraf eden Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI), tutukluların ülkelerine tesliminde yer aldığını inkar etti. “Şüphelerimiz var” diyen Kenya hükümeti ise, FBI’ın yardımını da inkar ederek, gizli hücrelerde tutulanların isterlerse resmi şikayette bulunulabileceğini açıkladı. Fakat, bu hiç olmadı.
Fatma ise, 7 Nisan’da Kilimanjaro’ya gitmek üzere bir uçağa bindirildi. Yanındaki yetkililer, kocasının ve diğerlerinin bir hafta içinde serbest bırakılacağına dair söz verdi. Fakat ne kocasından ne de diğerlerinden 16 gündür hiçbir haber yok...
(The Guardian’dan çeviren Burak Ülker)
Xan Rice
www.evrensel.net