Beklentiler farklı

Beklentiler farklı

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Levent Tüzel yaptığı yazılı açıklamada, Abdullah Gül’ün Meclis’teki tüm partilerle ve bağımsızlarla görüşeceğini belirttiğini hatırlatarak “Kendisinden Meclis dışındaki partilerle ya da demokratik kitle örgütlerinin temsilcileriyle görüşmesini beklemezdik.


Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Levent Tüzel yaptığı yazılı açıklamada, Abdullah Gül’ün Meclis’teki tüm partilerle ve bağımsızlarla görüşeceğini belirttiğini hatırlatarak “Kendisinden Meclis dışındaki partilerle ya da demokratik kitle örgütlerinin temsilcileriyle görüşmesini beklemezdik. Ancak böyle bir şey gerçekleşseydi, kendisine şu görüşlerimizi iletirdik” dedi.
Tüzel: Gül’e şunları hatırlatırdık
Tüzel, bu görüşleri şöyle sıraladı:
  • Öncelikle kendisinin seçilme yönteminin antidemokratik, halk temsiliyetine aykırı bir şekilde gerçekleştiğini, bu nedenle hiçbir zaman halkın gözünde milleti temsil eden bir şahsiyet olarak kabul görmeyeceğini belirtirdik.
  • Ancak kendisinin yapamayacağını bilmemizle birlikte halkın sevgisini kazanması ve beklentilerine yanıt vermesi için yapabileceklerini hatırlatırdık:
  • Ülkenin acil olarak ihtiyaç duyduğu demokrasi, kardeşlik ve barış için mesajlar vermesi; kamplaşma ve milliyetçi kışkırtmanın önüne geçmesi, Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin taleplerinin bir tehdit olarak algılanmamasını sağlamasını,
  • Amerika’nın ve diğer büyük güçlerin istekleri için, örneğin GOP için gönüllü asker olmayacağımızı, komşu ülke halklarının egemenlik hakkına saygılı davranacağımızı, terör bahanesiyle ülke sınırları dışında yayılmacılık gütmeyeceğimizi açıklamasını,
  • IMF, DB ve büyük sermaye güçlerinin yağma, talan, emek sömürüsüne yol açan kanun ve uygulamalara izin vermeyeceğini; yoksulluğu ve gelir adaletsizliğini derinleştiren imtiyazlara karşı tutum alacağını belirtmesini,
  • Üniversitelere ve toplumsal ilişkilerin üretildiği her alana bilim ve insanlık dışı her müdahalenin karşısında olacağını; basın, örgütlenme ve gösteri hakkının bugün olduğu gibi keyfi şekilde ihlaline seyirci kalmayacağını açıklamasını, isterdik.
  • İsterdik, ancak kendisinin bağlı kalacağını söylediği Anayasa ve Anayasa’nın belirttiği ülkenin “demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti” olduğu iddiasının boş bir laf olması karşısında, bütün bunların gerçekleşmesinin olmayacağını da belirtirdik.”
    Gül’ün adaylığına, başta AKP çevreleri olmak üzere istikrar arayan sermaye düzeninin sevindiğini belirten Tüzel, ancak, halkın beklediği huzur ve güvenin sağlanmasının, çözüm bekleyen sorunların aşılmasının ortada durduğunu vurguladı.
    Cengiz Güleç: Bazı avantajları olabilir
    Prof. Dr. Cengiz Güleç de Gül’ün kişiliği ve diplomatik kimliğini avantaj olarak değerlendirdi ve Gül’ün, Erdoğan’a nazaran daha tercih edilebilecek bir kişi olduğunu savundu.
    Gül’ün, çok yönlü bir konsensüs sonucu aday olarak belirlendiğini belirten Güleç, “Gül’ün Çankaya’ya çıkması ile Silahlı Kuvvetler’in Çankaya’daki etkisi sürecek diye düşünüyorum. AB ilişkileri konusunda adım atılabilir. AKP’nin iktidarı sağlanırsa demokratikleşmeye katkısı olabilir. Gül’ün eşinin türbanlı olması da Kemalist çevreleri rahatsız edecektir. Bu bir kriz değildi. Kemalist kadroların yarattığı gürültünün bir işe yaramadığı ortaya çıktı” değerlendirmesinde bulundu. Gül’ün pasif, düşük profilli biri olmadığına ve bu yüzden toplum ve devlet arasındaki gerginliklerin çözülmesinde bir rol oynayabileceğine vurgu yapan Güleç, “Uzlaştırıcı bir rol oynayabilir. Genel resmi politikaların değişeceğini sanmıyorum. Kürt sorunundaki politikanın değişeceğini sanmıyorum. Ancak sivil çevrelerin derdini anlatabilmesi mümkündür. Barış inisiyatifini Gül’e anlatmamız mümkün olabilir” dedi.
    Mithat Sancar: Orta yol arayışının sonucu
    Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr Mithat Sancar ise Gül’ün adaylığının, AKP içinde çıkan ‘orta yol’ arayışının bir sonucu olduğunu belirterek “Erdoğan’ın adaylığı gerilimi yükseltecekti. Bunu göze alamadı AKP. Bu karar bir bakıma bir taviz anlamına gelir” dedi. Sancar, Erdoğan’ın aday olmamasının AKP açısından geri adım anlamına gelebileceğini ifade ederken Gül’ün eşinin başörtülü olmasının, “Dayatmalara teslim olmadık” mesajını içerdiğini dile getirdi.
    CHP’nin buna karşın kriz stratejisinden vazgeçmeyeceğini, Gül’ün adaylığını da gerginlik konusu yapacağını işaret eden Sancar, Cumhurbaşkanlığı tartışmalarının seçimlerle bitmeyeceğini ifade ederek şöyle konuştu: “Başörtüsü sorunu, çeşitli vesilelerle gündeme gelecektir. Resepsiyon ve kabullerde gündeme gelecek ve gerilimin nedeni olmaya devam edecektir. AKP, bu orta yolu seçmekle genel seçimler için kendisi için avantaj yarattı. Gerilimi tırmandırmak istemediğini, ancak buna karşı dayatmalara teslim olmadığını ve geri çekilmediğini vurgulayacak. Erdoğan, yine bu durumu fedakarlık olarak nitelendirecektir. Bütün bunlardan dolayı oylarını artırması düşük bir ihtimal değildir. CHP başarısız bir politika izledi. Çünkü asıl hedefini, Erdoğan’ı Çankaya’ya çıkarmamak üzerine kurmuştu. Erdoğan’dan uzak ve farklı olmayan başörtüsü sorununun çözülmediği bir adayla karşı karşıyalar. Buna nasıl itiraz edecekler?”
    Sancar, Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesi halinde bazı katkılar sunabileceğini, ancak tek başına Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sunamayacağını belirterek Türkiye’nin demokratikleşmesi için demokrasi güçlerine iş düştüğünü ifade etti.
    Altıntaş: Aday belirleme demokratik olmamıştır
    Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Altıntaş ise Gül’ün adaylığına Gül, Arınç ve Erdoğan tarafından ortak karar verildiğini ifade etti.
    AKP’nin ve onun iktidarının söz konusu üç kişi arasında paylaşıldığını belirten Altıntaş, “İtiraz edilen konular varlığını koruyor. Arınç, Gül ve Erdoğan milli görüş geleneğinden geliyorlar. CHP, demokrasiye özde inanan kesimleri oraya çıkarmayı istiyordu. Dayatma söz konusu. Bu aday belirleme şekli demokratik değil” dedi. Altıntaş, Cumhurbaşkanlığı adayının son ana kadar açıklanmamasını eleştirerek “Cumhurun haberi yok başının kim olacağından” dedi.
    Hatip Dicle: Umarım Kürtlere Çankaya’nın kapılarını açar
    DEP eski Milletvekili Hatip Dicle, Gül’ün adaylığını “İsmi ortaya atılan kişiler arasındaki en uygun isimdir” şeklinde değerlendirdi. Gül’ün, dışişleri bakanlığı yapmış olmasından kaynaklı dış dünyanın Kürt sorununa nasıl baktığını bildiğini belirterek “Sorunun, barışçıl ve demokratik çözümüne katkıda bulunacağını bekliyoruz” dedi. DEP milletvekilleri olarak cezaevinden çıktıktan sonra hükümet adına Gül ile görüştüklerini ve olumlu bir izlenim edindiklerini ifade eden Dicle, “Umarız Çankaya’ya çıktıktan sonra aynı politikaları sürdürür. Türkiye’nin demokratikleşmesi, Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin, AB’ye tam üyeliği yolunda kesintisiz ilerlemesine hizmet eder. Herkesin Cumhurbaşkanı olarak, hem Kürtlere hem de partimize Çankaya’nın kapılarını tıpkı Özal gibi açık tutar. Bunu umuyor ve diliyoruz. Seçileceği inancımı koruyarak şimdiden başarılar diliyorum” dedi.
    Baskın Oran: Olumlu buluyorum
    Prof. Dr. Baskın Oran ise Gül’ün adaylığını olumlu bulduğunu belirterek “İki açıdan olumlu buluyorum: Birincisi, Gül’ün uzlaşmaya yönelik bir kişiliği var. İkincisi ise eşinin türbanlı olmasını olumlu buluyorum. Bu durum, bir tabunun yıkılması için olumlu olacaktır” dedi. Gül’ün adaylığına ilişkin kaygılarını da ifade eden Oran, “Gül’ün, Başbakan’ın etkisi altında kalmasından korkuyorum. Bu durum, Türkiye için tatsız bir olay olur” uyarısında bulundu. Gül’ün kişiliğini de değerlendiren Oran, uzlaşma kültürüne katkı sunabileceğini ifade etti. (HABER MERKEZİ)
    www.evrensel.net