GERÇEK

GERÇEK

  • Eğitim Sen, Türk Eğitim-Sen ve Eğitim-İş tarafından önceki gün yapılan “sevk (iş bırakma) eylemi”, “hayli başarılı bir eylem” olarak değerlendiriliyor. Hem sendikalardan gelen hem de eğitimcilerin verdiği bilgiler, eylemin, son yılların en başarılı eylemlerinden biri olduğunu gösteriyor.


    Eğitim Sen, Türk Eğitim-Sen ve Eğitim-İş tarafından önceki gün yapılan “sevk (iş bırakma) eylemi”, “hayli başarılı bir eylem” olarak değerlendiriliyor. Hem sendikalardan gelen hem de eğitimcilerin verdiği bilgiler, eylemin, son yılların en başarılı eylemlerinden biri olduğunu gösteriyor.
    1 Mayıs’a giderken emekçilerin hakları için böylesi kitlesel eylemler yapılması, işçi ve emekçilerin çeşitli kesimleri için de elbette son derece olumlu duygular uyandıracaktır.
    Ancak perşembe günkü eylemde, özellikle alanlara çıkmak konusunda “ilginç sahneler” yaşandığı da gelen haberler arasında. Aynı yerde, aynı amaçla, aynı işkolundan fakat “adları başka” sendikaların, 20-30 dakika aralıkla benzer açıklamalar yaptığı, benzer taleplerin ifade edildiği toplantılar düzenlediği bir görüntü, elbette ki anlaşılır olmamakta; eğitimcileri birilik ve bütünlük içinde, mücadelenin ön saflarında görmek isteyenleri düşündürmektedir. Ve dahası, bu durumun kendiliğinden ve rastlantısal olarak böyle olmadığı; sendika merkezlerinin, “iç yazı yayımlayarak” illerde, ilçelerde ayrı açıklamalar yapmak için şubeleri uyardıkları haberleri gelmektedir. Eğer böyleyse, bu “ayrı açıklama” yapmaktan da vahim bir durumdur. Çünkü; sonuçta aynı okulda, aynı sınıflarda görevlerini yerine getiren eğitimcilerin, sadece üye oldukları sendikalar farklı diye aynı alanlarda buluşturulmaması için özel çaba sarf edilmesi, son derece anlaşılmazdır. Ve elbette bu zihniyette olunursa, gelecekte eğitim emekçilerinin tek sendika çatısı altında birleşmesi nasıl imkan dahilinde olacaktır? Çünkü; emekçileri ayırarak ayrı sendikalara üye olanları, üye olmak durumunda bırakılan emekçileri, ortak eylem gününde de bir araya getirmezseniz, emekçiler, aralarındaki birlikten doğan ortaklaşma duygusunu nasıl büyütecektir?
    Elbette ki Eğitim Sen, diğer iki sendika yönetimlerinin eğitimciler içinde şoven, milliyetçi bir propaganda yürütmesinden, “belden aşağı” vuran yönetmeler kullanarak Eğitim Sen’i karıştırmayı amaçlayan girişimlerinden hoşnutsuzdur. Ve bu nedenle de onlara karşı bir tutum geliştirmekte haklı nedenlere sahip olabilir. Ancak emekçilerin, aynı güne denk gelen bu tür eylemleri içinde ortaklaşma, ortak davranma da sağlanabilirse; emekçiler içindeki bölücü, sendikalar arasındaki rekabeti kışkırtan çabalara karşı mücadelenin imkanları daha doğru bir çizgide gelişir. Bu nedenle de Eğitim Sen’in burada, birlikten yana bir tutum sergilemesi; gösterilerin, yürüyüşlerin birlikte yapılmasından yana olması gerekir. Laf düzeyindeki karalamalar, ancak bu sıcak ilişkiler ortak eylemlere yansıdığı ölçüde etkisizleşir. Nitekim merkezden yapılan uyarılara karşın yapılan birkaç ortak eylemde, tabandaki ortaklaşmanın yarattığı havanın olumlu olduğu gözlenmiştir.
    Kaldı ki hükmet, bakanlık ve idareler karşısında da birbiriyle mücadele eden üç sendikanın emekçilerinin, talepleri karşısında aralarındaki ayrılıklara son vermede ne kadar ileri giderlerse o kadar korkutucu olacakları da bir gerçektir.
    1 Mayıs’a bu kadar yaklaştığımız şu günlerdeki alan tartışmaları ve sendikal rekabet üstünden yapılan tartışmaların arakasında da aynı “rekabetçi”, “ayrımcı” zihniyet vardır ve 1 Mayıs; temel sloganı olan her ulustan, her din ve renkten işçinin, emekçinin birlik, mücadele ve dayanışmasının sembolü bir gün olduğu, bütün bu sorunları yeniden düşünme ve bu zaafları aşmada bir vesile olduğu ölçüde bir işe yaramış olacaktır.
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net