‘Kurtarılmış bölge’de sendika mücadelesi

‘Kurtarılmış bölge’de sendika mücadelesi

Sincan OSB’deki sendikalaşma deneyimlerini ve sendikal örgütlenmenin nasıl güçlendirilebileceğini anlatan işçiler, sendikacılar ve uzmanlar aynı görüşte


SUNU

Serbest Bölge’de çalışan binlerce işçinin sendikalaşma mücadelesine girişmesi, gözleri yeniden ağır sömürü koşullarının ve sendikasızlığın hakim olduğu serbest bölgeler ile organize sanayi bölgelerine çevirdi. Patronların “kurtarılmış bölge” olarak gördükleri Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) çalışan 25 bin işçi, Mersin’deki sınıf kardeşleriyle benzer sorunları yaşıyor. Sincan OSB’de patronlar örgütlü hareket ederken, sendikanın olduğu fabrika sayısı 5. Sincan OSB’deki sendikalaşma deneyimlerini ve sendikal örgütlenmenin nasıl güçlendirilebileceğini gazetemize anlatan işçiler, sendikacılar ve uzmanlar aynı görüşte birleşiyorlar: “Önce birlik olmak gerekiyor”
Metalden tekstile, mobilyadan petrokimyaya pek çok sektörden 250 fabrika ve işletmenin bulunduğu Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB), 25 bine yakın işçi çalışıyor. 1990 yılında Ankara Sanayi Odası’nın kurduğu Sincan OSB’nin yönetiminde birlikte hareket eden patronlar, aynı zamanda TÜSİAD, MESS ve MÜSİAD gibi patron örgütlerine de üyeler. Patronlar, hem yerel hem de ulusal düzeyde birlikte hareket edebiliyor, çalışma koşulları, sosyal haklar ve ücretler gibi konularda işçilere karşı ortak bir tutum sergileyebiliyorlar.
Ancak aynı şeyi işçiler için söylemek pek mümkün değil. 250 fabrikadan sadece 5’inde sendika var. Arçelik, Erkunt, Hidromek, Kabel’de Türk Metal Sendikası, Domsan’da Ağaç-İş Sendikası örgütlü. Bu fabrikalara sendikanın girmesi de fabrikaların sahibi olan patronların, diğer fabrikalarında sendika olması, fabrikaların Sincan’a taşınması veya yeni fabrika açılması vesilesiyle gerçekleşti. Patronların kurtarılmış bölge olarak gördükleri Sincan OSB’nin 16 yıllık tarihinde, çok sayıda sendikalaşma mücadelesi de yaşandı.
Sincan OSB’de, sendikalaşma girişimlerinin başını DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası çekiyor. Birleşik Metal-İş, 1993’te yaklaşık 50-60 işçinin çalıştığı Yedek Parça Sanayii’nde örgütlendi; ancak aradan iki üç-yıl geçmeden patron, işyerine taşeron sokarak sendikayı tasfiye etti. 1996-97 yıllarında Birleşik Metal-İş, 200 civarında işçinin çalıştığı Elektrik Sanayi Cihazları Fabrikası’nda örgütlendi; ancak burada da patronun baskıları ve işten çıkarmalarla sendikasızlaştırma yaşandı.
Birleşik Metal-İş, 1999-2000 yıllarında ise Ersa Çelik’te örgütlenme çalışması başlattı. Patronun baskıları ve bazı işçileri işten çıkarmasına karşı, fabrikada 2 ay direniş yaşandı ama sendika fabrikaya giremedi. Türk Metal Sendikası, 2000-2001 yıllarında CER Döküm’de örgütlendi; ancak birkaç yıl sonra taşeronlaştırma aracılığıyla sendika tasfiye edildi.
2003’te, Türkiye genelinde olduğu gibi Sincan OSB’de de sendikalaşmaya kitlesel bir yönelim oldu.
Aytemizler Tekstil, Opal Tekstil, Bülbüloğlu Vinç Sanayi, Oben, MAKSAN, Nurol, Erkunt, ve en son Ekstra Metal’de sendikalaşma mücadelesi verildi. Bu fabrikaların yanı sıra Ankara’daki 12 hazır beton üretim tesisinin hepsinde, aynı anda hak arama ve sendikalaşma mücadelesi başladı. Ancak bu mücadeleler genelde yenilgiyle sonuçlandı.
‘Arkadaşlarımızı yeterince ikna edemedik’
2003’te sendikalaşma mücadelesinin verildiği işyerlerinden biri de Opal Tekstil’di. 1993-2003 yılları arasında OPAL Tekstil’de çalışan Ayfer Kaplantaş’ın anlattıkları, Sincan OSB’deki sendikalaşma girişimlerinin de bir özeti. Kaplantaş, çalışma koşullarının ağırlığı ve maaşların geç ödenmesi nedeniyle patrona karşı tepkiler olduğunu, yapılan eylemler sonucunda bazı iyileşmeler yaşandığını, ancak çalışma koşullarının değişmediğini söyledi. Aytemizler Tekstil işçilerinin DİSK/Tekstil’de örgütlenmesinin, OPAL işçilerini de heyecanlandırıp umutlandırdığını kaydeden Kaplantaş, bir komite kurarak sendikalaşma fikrini yaygın olarak tartıştıklarını söyledi. Sendikacıların da katıldığı toplantılar yaptıklarını, ancak bu toplantılara yeterli katılım sağlanamadığını belirten Kaplantaş, “Belki 15 kişi, 100’ün üzerinde işçiyle konuşmamıza rağmen arkadaşlarımızı sendikaya üye yapmaya ikna edemedik. Bazı arkadaşlar sendikalara güvenmiyordu. Birçoğu da OSB’deki diğer fabrikalara göre kendi durumunu daha iyi görüyordu. Yine birçok işçi de bu koşulların değişebileceğine inanmıyordu. Bu gücü kendinde göremiyordu” dedi.
Kaplantaş, sendikalaşma faaliyetini patronların kısa sürede öğrendiğini ve öncülük eden 6 işçiyi işten çıkardığını ifade ederek sendikalaşma girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığını, bir süre sonra da tekstil sektöründe Çin nedeniyle yaşanan krizin sonucunda fabrikanın kapandığını bildirdi. Kaplantaş, “Bizim hatamız ya da eksikliğimiz de bütün bunları hesap edip uzun süreli, sabırlı bir çalışma yürütmek yerine, sendikalaşmaya erken başlamamız oldu. Bir yerde kendi gündemimizi diğer işçi arkadaşlara dayatmış olduk” dedi.
Ekstra Metal heyecan yarattı
Sincan OSB’de yaşanan son sendikalaşma girişimi, 2004’te gerçekleşti. 90 işçinin çalıştığı Ekstra Metal’de 68 işçi, uzun soluklu bir çalışmanın ardından Birleşik Metal-İş’e üye oldu. Sendikanın yaptığı yetki başvurusuna itiraz eden patron, 6 işçiyi işten çıkararak işçilere baskı yapmaya başladı. İşten atılan 6 işçi, 58 gün boyunca fabrika önünde direnişe geçerken fabrikadaki işçiler de iş yavaşlatma eylemlerine başvurdu. Dayanışma gecesi düzenleyen, OSB içinde yürüyüşler gerçekleştiren Ekstra Metal işçilerine, diğer fabrikalardan da destek geldi. Ekstra Metal örgütlenmesi, işçiler arasında olumlu bir hava yarattı; ancak patron, işçi atarak ve fabrika bünyesindeki iki şirketten birini kapatarak sendikayı tasfiye etti.
Eski bir Ekstra Metal işçisi, sendikalaşma girişimini şöyle değerlendirdi: “Sendika, işçiyle tam olarak bütünleşemedi. Diğer fabrikalardan, sendikalardan destek geliyordu ama yeterli değildi. İşçiler arasındaki dayanışma çok iyiydi ama işten atılanların yerine yeni işçi alınmasına engel olunamadı. Eğer başarılı olsaydık, başka fabrikalara da örnek olurdu. Ben, Galkon’dan da Ekstra Metal’den de sendikalaştığım için atıldım. İşçilerin kendi arasında birlik sağlaması, birbirini tanıması lazım. Bir de bilgi şart. İşçi neyle karşılaşacağını, patrona karşı ne yapması gerektiğini bilmeli. Deneyimli işçiler, sendikacılar bunları anlatmalı. Sendikaların mutlaka işçiye güvenmesi, işçinin görüşünü alması gerekiyor.”
İşçi birleşmeyince olmuyor’

Serkan Koçtaş: ‘2000 yılında Erkunt Döküm Sanayii’nde işe başladığımda, sendikalaşma tartışılıyordu. İşçiler, daha önce Türk Metal’de örgütlüydüler. Türk Metal’den ayrıldıktan 1-2 yıl sonra Çelik-İş’te örgütlenmeye karar verdiler. 200 kişi bir kahvede Çelik-İş’e üye olduk. Patron bunu öğrenince baskı ve tehditle bizi sendikadan istifa ettirdi. Sendikalaşma çabamız başlamadan bitti. Bunun nedeni biraz da plansız, programsız hareket etmemizdi. İşçi sendikalaşmaya yöneldiğinde sendikaya neden gittiğini, ne yapması gerektiğini bilmeyince, birleşmeyince, patronun baskısı karşısında dağlıyor. 3-4 yıl patron düzenli bir zam yapmadı. Çalışma koşullarının ağırlığı nedeniyle 2004’te bir sendikalaşma girişimi daha oldu. Bu sefer Birleşik Metal-İş’te örgütlenmeye başladık. Önce 8-10 kişi sendika ile görüşmeler yaptık. 6 ay kadar sonra, 30’a yakın işçi arkadaşımız örgütlenme çalışmasında görev aldı. Üye olanların sayısı sanırım 500’ü geçmişti. Ardından patron, DİSK’te örgütlendiğimizi öğrendi ve önce 7 işçiyi, ardından da 30 işçiyi işten çıkardı. Ben de atılanlar arasındaydım. Bütün işçilere baskı ve tehditler gelmeye başlamıştı. Daha sonra patron, devreye Türk Metal’i soktu.
‘İşçiler arasında dayanışma olmalı’

Eski Galkon işçisi: Galkon’da 2001’de çalışmaya başladım. Fabrikamızda sendikalaşma isteği, ücretlerin düşük olması ve maaşların 3-4 ay geç ödenmesi sonucunda gelişti. Değişik birimlerden 12 kişilik bir komite kurduk. Herkes kendi bölümündeki işçileri ikna etmeye çalışıyordu. Dayanışmayı geliştirmek için piknikler, futbol turnuvaları, ev ziyaretleri yapıyor, Emek Partisi’nde toplantılar düzenliyorduk. Bu çalışmalar bir yıl sürdü. Sonra Birleşik Metal-İş’e gitmeye başladık. Ancak sendikalaşma çalışması uzadı. Sorunlar dayanılmaz hale geldi. Birçok arkadaşımızı fabrikada kalmaları için zor ikna ettik. Patron, sendikalaşma çabamızdan haberdar olup benimle birlikte komiteden 4 kişiyi işten çıkardı. Bunun üzerine bir gün iş durdurduk. Ancak yine sendikalaşma gerçekleştirilemedi. Bazı işçiler atıldı, kendi isteğiyle ayrılanlar da oldu. Ekstra Metal’de de benzer şeyler yaşandı. Diğer fabrikalardan yeterince destek olsaydı, işçiler yalnız kalmaz, fabrikaya sendika girerdi. Bir fabrikada sendikalaşma olacaksa, diğer fabrikaların da bundan haberdar olması lazım. Patronlar kadar örgütlü, birlik içinde davranmadığımız sürece başarıya ulaşmamız mümkün değil.
YARIN: Sincan’da ortak mücadele ve örgütlenme şart
Hazırlayan: Onur Bakır- Hamza Karaağaç
www.evrensel.net