Diyarbakır, kendi hayatını filme çekiyor!

Diyarbakır, kendi hayatını filme çekiyor!

Sahip olduğu kültürel ve tarihi dokuların yanı sıra, Kürt meselesi ve özellikle dizilerde moda olan “namus”, “töre” cinayeti gibi konular nedeniyle, bölge illeri son yıllarda adeta sinema platosu olarak kullanılmaya başlandı.


Sahip olduğu kültürel ve tarihi dokuların yanı sıra, Kürt meselesi ve özellikle dizilerde moda olan “namus”, “töre” cinayeti gibi konular nedeniyle, bölge illeri son yıllarda adeta sinema platosu olarak kullanılmaya başlandı. Yapılan irili ufaklı birkaç bağımsız filmin dışında bölge illerinde çekimi yapılan sinema ve dizi filmler, ya “namus ve “töre” adına aşk-entrika ve kahramanlık üçgeninde ‘ticari malzeme’ temelinde tasarlandı, ya da yıllardır sürdürülen terör konsepti içinde “kurtarılması gereken mağdurlar” olarak algılandı. Oysa duyulmasa da ekranlarda yansıyan bu gürültüye itirazı olan ne çok ses var! Bu seslerden biri de Diyarbakır sinema atölyesinin.
Sinema atölyesinden notlar
Danışmanlığını Uğur Kutay’ın yaptığı sinema atölyesi konusunda bize bilgi veren Diyarbakır Sinema Atölyesi sorumlularından Zeynel Doğan, Diyarbakır’da sinema ile ilgilenmenin hem çok kolay hem çok zor olduğunu ifade ediyor. Diyarbakır’da insanların sinemaya ilgisinin büyük olduğunu belirten Doğan, bunun nedenleri konusunda, kendini ifade etme sorunu, alternatif yetersizliği, kimlik, kültür, işsizlik gibi nedenleri sayıyor. Bu konuda fikir yürütmenin en çarpıcı örneğini ise atölyelere başvuranların ilginç ama ortak açıklamalarına dikkat çekiyor: “Atölyemize katılan arkadaşların hemen hepsi, kendi hikayesini filme çekmek istiyor.”
Başvuranlar arasında memur, öğrenci, esnaf, hatta şoförler de var. Sinema atölyesi duyurusu ile birlikte aylık ortalama 150 kişi başvuruyormuş. “Bu rakam atölye için ders veren hocalarımızı hayli şaşırttı. Hocalarımız, İstanbul gibi büyük metropollerde böylesi bir atölyeye en fazla 15 kişinin başvurduğunu belirtiyorlar. Bu başvuruda bulunup da atölyeye başlayanların neredeyse yarıya yakını da birkaç dersten sonra bırakıyor. Bu durum bir yönüyle Diyarbakır’da sinemaya olan ilginin ne kadar büyük olduğunu gösterirken diğer yönüyle insanların sosyal aktivitelere ne kadar ihtiyaç duyduklarını da gözler önüne seriyor.”
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurumsallaştıktan sonra yapılan “ikinci etap atölye” daha da verimli geçmiş. Gelen hocalar, ilk başta fazla bir şey beklemeden geliyorlarmış. Daha çok Diyarbakır gibi büyük çatışmaların yaşandığı bir coğrafya için kültürel sanatsal bir çalışma yapılacaksa destek olmak adına gelmişler. Ama buradaki olanakları ve çalışan Diyarbakırlıları görünce bunun gerçeği yansıtmadığı zamanla ortaya çıkmış. Hocalar buralarda sinema anlattıkları için heyecanlandıklarını söylüyorlar. Onlara göre bu topraklarda çok ciddi filmler yeşeriyor. İlginç olan, Batıdaki büyük kentlerdeki iletişim fakültesi öğrencileri belgesel ve kısa filmler hazırlarken, bunalım, içe dönük, arabesk bir temelde işler çıkarıyormuş. Diyarbakır’da ise daha çok yaşamın gerçeklerinden kesitler sunan, belgesel nitelikteki sosyal filmler yapılıyor.
Kürt sineması....
Bu coğrafyanın sinema açısından bakir bir alan olduğunu belirtiyor Zeynel Doğan. “Buradaki eğitim Kürt sinemasının oluşumu ve altyapısı için önemlidir. Kendimizi abartıp Kürt sineması yapıyoruz demiyoruz. Bunu söyleyebileceğimiz bir düzey de yok, Kürtlerin öyle bir sinema altyapısı da yok halen. Ama buralardaki üretim ve ilgi düzeyi çok da düşük değil ve küçümsenmemeli. Bölge açısından sinemanın eski bir geçmişi yok. Bu topraklarda yeni yeni sinemaya adım atılıyor. Hep dışardan bakışlarla yapılan, kendine göre, arabesk niteliği yüksek, gerçekleri yansıtmayan çarpıtılmış öyküler dizilere ve sinemaya malzeme ediliyor. Bizler o yüzden artık bu topraklarda yaşayan insanların kendi filmlerini; kendi bakış açısı ve üslubunu oluşturmasını istiyoruz. Bu özgünlüğün yakalanması için de çok çalışmak gerektiğini biliyoruz ve bu sürecin hızlandırılması için elimizden geleni yapıyoruz. Buradaki öyküler anlatılacaksa buraları bilenlerin, buraları yaşayanların gözünden anlatılması gerektiğini düşünüyoruz.”
Zeynel, Kürtçe yapılan filmlerin de tek başına bir şey ifade etmediğini belirtiyor. “Kürtçe yapılan her film iyi olur ve bu filmler Kürt sinemasını temsil ediyor diye bir şey yok” diyor ve Kürtçe film çeken herkesin “Kürt Sineması yapıyorum” diye ortaya çıkmasını eleştiriyor. “Bizim esas amacımız da evrensel sinema dili ve ölçülerini yakalamaya çalışan filmlere ve genç sinemacılara destek sunmak. Keşke Kürtlerin sinema geleneği olsa, izlediğimiz bir filmde bakın şu Kürt sineması kokuyor diyebilsek. Ama şu anda bunları söylemek çok mümkün değil. İran’da ciddi çalışmalar var; bunlar bizler için heyecan verici ve moral oluyor. Diyarbakır’da her yıl çeşitli çevrelerce onlarca kısa film çekiliyor. Belki uzun yıllar alacak ama biz kendi atölyemizden buradan yetişen öğrencilerin elinden iyi şeyler çıkacağını biliyoruz. Dolayısıyla Kürt sinemasının derli toplu bir birikim üzerine inşa olmasına da olanak sağlamış oluruz.” (Diyarbakır/EVRENSEL)
Kısa filmler belgeseller...

2003 yılında “3. Diyarbakır Kültür ve Sanat Festivali” bünyesinde kurulan atölyeler, aralıklarla çalışmalarını sürdürdü. Ortalama her yıl üç kısa film ve çok sayıda belgesel film çalışmalarına imza attılar. Bunların arasında “Surların İki Yakası” isimli kısa film, Avrupa’da katıldığı festivalde ödül ile döndü. Bu atölye, Mart 2006 itibariyle de, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurumsallaştırıldı. Şu anda teknik olanakları yüksek kalitede ve hayli geniş. Teorik ve pratik anlamda nitelikli bir altyapıya sahip atölyede şu ana kadar çok yönetmenlik, görüntü yönetmeni, senaryo, kurgu ve diğer teknik alanlara ilişkin temel giriş derslerini vermek için çok sayıda yönetmen ve senarist Diyarbakır’a geldi. Örneğin görüntü yönetmenliği için Doğan Sarıgüzel, Gültekin Tetik, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden film analizi derslerine giren Uğur Kutay, yönetmenlikte Ahmet Soner, kurgu için Sedat Yılmaz, Ümit Kıvanç derslere katıldı. Mart 2006 tarihinden bu yana periyodik olarak çok sayıda kısa film ve belgesel film yapıldı. Bunların ilk etabında “Ayhan Işık Öldü”, “Vesikalık”, “Hewî” kısa filmleri yapıldı. Büyük bölümünün Kürtçe çekildiği filmlerin konuları, bölgenin gerçeklerinden seçiliyor. Atölyenin ikinci aşamasında yapılan çalışmaların arasında ise, önümüzdeki festivalde galası yapılması planlanan “Xeyalên Berfê” ve “Dersim Kızları” isimli kısa filmler yer alıyor. Bu filmler de, diğerleri gibi Diyarbakır’da atölye katılımcılarının elinden çıkmış. Yine filmlerin hikayeleri, bölgenin göç, kimlik, dil gibi temel sorunları farklı yerlerden içeriyor. Ayrıca bu süre içinde birkaç belgesel film çalışması da yapılmış. Diyarbakır’ın başka bir yüzünü temsil eden bu belgesellerin isimleri ise şöyle: “Kadayıf” , “Semerci Fesih”, “Marangoz”.
Ali Rıza Kılınç
www.evrensel.net