Sendikalarımıza sahip çıkalım!

Sendikalar her statüden emekçinin birleşerek, hakları için mücadeleye giriştiği; bu mücadele içinde politik bilinç edindiği sınıf örgütleridir.


Sendikalar her statüden emekçinin birleşerek, hakları için mücadeleye giriştiği; bu mücadele içinde politik bilinç edindiği sınıf örgütleridir.
Ülkemizde ve dünyada bu gerçeğin bilinmemesi ve bilinen değerlerinin de her türlü yolla yok edilmesi doğrultusundaki çabalar sürmektedir. Bu çabaların en yıkıcısı, sendikalara gerek olmadığı burjuva yalanıdır. Üretkenlik, daha çok çalışma, işyerine sahip çıkma, demokratik yarışma gibi mavallar, küçük kırıntılarla ödüllendirme yöntemleriyle sürdürülen, kalite çemberci emek düşmanı, sınıf uzlaşmacı anlayış bu yıkıcı görüşün pratikte en güçlü destekçisidir. Burjuvazinin “Hepimiz aynı gemideyiz, batarsak hep birlikte batarız, fabrika hepimizin ekmek kapısı, kaliteli üretip rakip işletmeleri geçersek daha çok kazanırız” söylemi, aynı fabrikada çalışan işçileri birbirleriyle rekabete sokup mücadeleye atılmalarını engellediği gibi, başka işletmelerle rekabet de işçi sınıfının tek fabrika ve işletmelerdeki mücadelesinin, birleşik bir sınıf hareketine dönüşmesini engeller.
İşçi, üretip çalışıp, karşılığını alamadığını; üretim, yeniden üretim süreçlerinde yaşayarak öğrenir; deneyimlerini bilince çıkarır. Sendikalaşma bu bilincin ve kendinin farkına varman ilk adımıdır. Bu aşamadaki hareket ortaklığı sermaye ile sınıf arasındaki mücadelenin ekonomik boyutunu oluşturmasına karşın; işçi sınıfının, mücadeleyi bu alana hapsederek ilerlemesinin olanaksız olduğunu görmesini sağlar. İş yavaşlatmalar, iş bırakarak hak alma girişimleri ve nihayet “GREV” işçi sınıfının; “politik okulu” olur. Bu okulda okuyup, pişen, çelikleşen işçiler kurtuluşun politik iktidarı almakla mümkün olacağını kavrar. Ancak bu süreç tek düze, birbirini tamamlayan, birbirine eklemlenen bir süreç olarak gerçekleşmez. Devrimle karşı devrim arasındaki mücadelede çeşitli düşüşler, dönüşler bilinç kaymaları yaşanabilir. İşçi sınıfı politik-ideolojik planda yürüttüğü aydınlatma ile bu bilinç değişimlerinin, kendi sınıf çıkarları (dolayısıyla bütün diğer emekçi yoksul kesimlerin kurtuluşu) doğrultusunda olmasını sağlar. İşçi sınıfının ileri yürüyüşünün önündeki engeller, sadece egemenlerin çıkarları için oluşturulan yasalar, yanıltıcı siyasi partiler ve benzer sermaye kurumları değildir. Sınıfın mücadele araçlarının başına çöreklenmiş sendika bürokrasisi, sınıf dışı sol-liberal akımlar, küçük burjuva aydın çevreler de yaptıklarının biçimi ve içeriği bakımından sınıf hareketinin önünden kaldırılması zorunlu engellerdir.
İşçi sınıfı, kalitecilikle ödüllendirilen sendika yöneticilerini, ağzı laf kalabalığı yapan sınıf dışı unsurları, geleceklerini sermaye politikalarının başarılı olmasına bağlamış sendika bürokrasisini günlük mücadelenin ateşinde pişerek, sendikalarına sahip çıkarak aşabilir. İşçi sınıfının bu savaşımının başarıyla sonuçlanmasının güvencesi, sınıf partisi, onun işletmelerdeki grupları, ideolojik-politik aydınlatma faaliyetidir. Sınıfın en yaşamsal mücadele araçları olan sendikaların birleşerek mücadeleyi yükseltme eğilimi, sermayenin dışarıdan ve içeriden sınıfın önüne koyduğu engellere karşın gelişme eğilimi gösteriyor. Bu gelişmeyi hızlandırmak, her düzeyde görevli sınıftan yana sendikacıların, sınıf partisinin her kademesindeki yönetici ve üyelerin devrimci, birleştirici taktiklerle, talepler etrafında yeni kararlar alıp, uygulamasına bağlıdır. Ülkenin dört bir yanında sendika, insanca yaşanacak ücret, iş güvenceli çalışma, kazanılmış hakların yok edilmesine karşı mücadele içindeki işletme ve fabrikaların işçilerinin mücadelesiyle, yoksul üretici köylülerin; meydanları talepleriyle dolduran, kamu emekçilerinin mücadelesini birleştirerek; ülkemizi IMF kıskacından, ABD’nin savaş arabasına koşulmaktan kurtarabiliriz! Demokrasi, barış, eşit ve kardeşçe bir yaşam için, Kürt sorununun barışçı çözümüne daha etkin müdahale edebilir, sorunun sermaye ve uluslararası efendilerince istismar edilerek, emekçileri bölme aracı yapılmasını engelleyebiliriz. Sendikalarımız, Kürt sorunu üzerinden sınıfı bölerek iktidarlarını sürdürmek isteyenlerin heveslerini, bu sorunları sahiplenerek kursaklarında bırakacak yegane araçlardır. Bu günümüz ve yarınlarımız için, barış, kardeşlik, eşit yaşam için; sendikalarımızı güçlendirelim.
Sendika etkinliklerine daha fazla katılarak, işyeri kurullarında öneriler yaparak, yapılmakta olan sendika şube kongrelerinde sınıfın yaşamsal talebi olan birlik ve mücadele için tutum alarak; yönetimlere seçilme, sorumluluk alma cesareti göstererek; sendikalarımızın bugünkü olumsuzluklarını aşabiliriz. İşçi ve kamu sendikalarının, mücadeleci bir çizgiye çekilmesi, dağınıklığın giderilmesi, şoven milliyetçi etkilerin kırılması buna bağlıdır.
1 Mayıs 2007’nin temel şiarı: İşçilerin birliği-halkların kardeşliği ve onların ifade ettiği taleplerin gerçekleşmesi, ancak sendikalarımızın sahiplenmesiyle mümkün olacaktır.
Birleşik kitlesel 1 Mayıs için haydi alanlara!
Rıza Zeyrek Eğitim Sen İst.2 No’lu Şube Özlük Hukuk Sekreteri
www.evrensel.net