ROJEV

  • İşçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs 1886’dan bu yana tüm dünyada kutlanıyor. Osmanlı döneminde, 1909 yılında Üsküp ve Selanik’te ilk kutlamalar oldu. İstanbul’da ilk kutlama 1912’de.


    İşçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs 1886’dan bu yana tüm dünyada kutlanıyor. Osmanlı döneminde, 1909 yılında Üsküp ve Selanik’te ilk kutlamalar oldu. İstanbul’da ilk kutlama 1912’de. Daha sonra 1921’de, işgal altındaki İstanbul’da da sınıf bayramını kutladı. 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde sınıfın taleplerini dile getirmesi dönemin iktidarını ve sermayeyi rahatsız etmiş ve hemen tedbirler alınması yoluna gidilmiştir. 1924 yılı 1 Mayıs’ı dönemin hükümetince yasaklanarak gericilik yıllarının startı verildi. 1925 yılında uygulamaya sokulan Takrir-i Sükun Kanunu’yla birlikte işçi sınıfı, Kürt halkı ve tüm halk kesimleri yoğun bir baskı ve sömürü dönemine girmiş oldu. Bundan sonra uzun bir süre 1 Mayıs kutlanamadı. 1 Mayıs Bahar Bayramı olarak, kırlara piknik yapmaya gidilen gün olarak literatüre geçirilmeye çalışıldı. İşçilerin ve siyasi oluşumların çeşitli kutlama girişimleri hep baskı, işkence ve tutuklamalarla karşılık buldu.
    Yeniden kitlesel kutlama 1976’da DİSK tarafından gerçekleşen mitingle başladı. 1997 1 Mayıs’ında 500 bin işçi ve emekçi taksim meydanını doldurdu. Türkiye’nin belli başlı merkezlerinde büyük kutlamalar gerçekleşti. İşçiler, emekçiler, gençler ve kadınlar faşist baskılara, sömürü ve zulme karşı meydanlara çıkıyor, siyasal hareketlenme hızla artıyordu. Demokrasi talepleriyle meydanları dolduran milyonlar egemen güçleri ve emperyalist merkezleri rahatsız etmeye yetti. Ve, 1997 1 Mayıs’ında Taksim Meydanı’nda kontrgerillanın düzenlediği katliamda 35 işçi şehit düştü.
    Egemen güçler o günden bu yana Taksim Meydanı’nı işçilere yasakladılar. O tarihten bu yana işbaşına gelen, “solcu” ve sağcı, “laik” “dinci” tüm hükümetler 1 Mayıs ve işçi düşmanlığında bir birini aratmadılar. Tüm cumhurbaşkanları aynı tutumu sürdürdü. 12 Eylül faşist askeri darbesi ve onun ürünü olan anayasası ANAP, CHP, DYP, SP, AKP ve diğerleri için hep bir kalkan ve var olma nedeni oldu. Meclis’te çok kavga yaşandı, hatta ölümler oldu ama hiçbir kavga işçi sınıfı ve onların çıkarları üzerinde gerçekleşmedi. Meclis bileşenleri işçi ve emekçilere saldırıda kafa kafaya vererek yasaları geçirdi.
    Taksim Meydanı birçok miting, gösteri ve şova ev sahipliği etti ama, işçi sınıfına kapatıldı. Emek ve demokrasi güçlerinin Taksim’e her çıkışı polis saldırısıyla, M. Akif Dalcı’nın katlinde olduğu gibi cinayetlerle, gözaltı, işkence ve tutuklamalarla sonuçlandı.
    Taksim işçi sınıfına açılmalı ve 1 Mayıs Meydanı olarak ilan edilmelidir. 1977 1 Mayıs katliamının 30. yılında, Taksim katliamın lanetlenmesi, sorumlularının ve arkasındaki güçlerin açığa çıkarılmasının bu 1 Mayıs vesilesi edilmelidir. Değilse, bilinmelidir ki, Taksim Meydanı’nı i sınıfa kapatanlar bu katliamın suç ortağı olmaya devam etmektedirler.
    İşçiler, sendikacılar, aydın ve sanatçılar, emek ve demokrasiden yana siyasi partiler ve sınıfın devrimci partisi Taksim’in sınıfa açılmasını istemektedir. Yasaklardan vazgeçilme, sınıfın, sendikaların ve demokrasi güçlerinin talebi karşılanmalıdır. Dahası, çifte standarttan işçi ve emekçi düşmanlığı yapmaktan vazgeçilmelidir. Taksim her şeye ve herkese açık ama sınıfı kapatılamaz. 1989’da Bulgaristan’ın Türklerin isimlerini değiştirmesine tepki mitingi ve Bosna Mitingi ile bu tür etkinliklere açılan karnavallara sunulan, ırkçı ve şoven gösterilere, Red Bull X-Fighters gösterisine, maç, yılbaşı ve Eurovizyon Şarkı Yarışması kutlamalarına, Fiat Ralli töreni ve daha onlarca kutlama ve şölene açılan Taksim Meydanı Türkiye’nin tarihinde kara bir sayfa olan katliamın 30. yılında işçi sınıfına açılmalıdır.
    Ancak hiçbir gerekçe DİSK’in bu durumu suiistimal ederek, Türkiye’nin her yanında 1 Mayıs’a kayıtsız kalarak bu günü sınıfı ve emekçileri bölmesine ve zayıflatmasına gerekçe olamaz. Yine, TÜRK-İŞ’in bunu gerekçe olarak kullanması, sınıfın birliğinin sendika konfederasyonlarının çıkar kavgalarına meze edilmesi de kabul edilemez. 1 Mayıs işçi ve emekçilerin üretimden ve hizmetten gelen gücünü bulundukları yerde ortaya koydukları, olanaklarını ve güçlerini birleştirerek hükümete ve düzene karşı taleplerini ortaya koydukları, üretimi ve hizmeti durdurarak sınıf tavrı sergiledikleri bir gün olmalıdır. Sendikalar bunun için vardır. Ancak sendika konfederasyonlarının bu yönlü bir açıklama ve çağrısı bulunmamaktadır. Her biri bir baş çekerek sınıfı bölmekte güçten düşürmektedirler.
    Kimsenin 1 Mayıs’ı histerilerine malzeme etmeye hakkı yoktur. Birçok bölge ve ilde önce tertip komitesinde yer alacağını söyleyen DİSK’e bağlı sendika yöneticilerinin daha sonra merkezin baskısından kaynaklandığını düşündüğümüz gerekçelerle tertip komitesinden çekilmeleri oldukça düşündürücüdür. Gelişmeler, DİSK’in katliamın 30. yılını sınıfı güçlendirmek için değil, bölmek ve zayıflatmak için değerlendirdiğini gösteriyor. İsteyerek ya da istemeyerek, ama durum budur. Türkiye ‘sol’ hareketinin bilinen hastalıkları da eklenince, Türkiye’nin dört tarafı yok sayılarak, 1 Mayıs ‘solcu’ ve ‘sosyalistler’in Taksim gösterisine indirgenmiştir. Türkiye’nin oldukça karmaşık, ama işçi sınıfının, emekçilerin, emek, barış ve demokrasi güçlerinin birliği için önemli bir dönemeçte bulunduğu yok sayılarak, ‘solculuk’ adına sınıfın olanakları ve geleceği bir kez daha heba edilmekte, gericiliğin, emek ve demokrasi düşmanı güçlerine eline, hükümete olanaklar sunulmaktadır.
    Bu 1 Mayıs birçok yönüyle değerlendirilecektir. Ancak sınıfın partisi, her zaman olduğu gibi büyük bir sorumlulukla sınıfın ve emekçilerin olduğu her alanda 1 Mayıs’ı kutlama tutumunu kararlıca sürdürecektir. Tüm alanlar 1 Mayıs alanı olmaktan çıkarılarak yaratılan fetişin sınıfı ve demokrasi güçlerine bir faydası yoktur.
    1 mayıs Taksim’de ve Türkiye’nin dört bir yanında kutlanacaktır. İşçi sınıfının ekonomik, sosyal ve siyasal taleplerinin kazanılması, IMF’ci ekonomi politikalara son verilmesi, ABD ve AB emperyalizmine savaşa ve şiddete karşı çıkılacaktır. Ekonomik ve siyası bağımsızlığın kazanılması, kamu emekçilerinin grev ve toplusözleşme haklarının tanınması, parasız eğitim, parasız sağlık, Kürt sorunun eşit haklara dayalı demokratik çözümü için her yer 1 Mayıs’ın kutlandığı alan olacaktır.
    1 Mayıs işçi sınıfı ve tüm emekçilere kutlu olsun!
    Ender İmrek
    www.evrensel.net