SÖZ OLA, TORBA DOLA

  • İşte bu yazıydı, geçen haftaki yazının öncesi olacak olan ve bir topçunun top yerine başka bir şey tutması yüzünden sonraya kalan yazı.


    İşte bu yazıydı, geçen haftaki yazının öncesi olacak olan ve bir topçunun top yerine başka bir şey tutması yüzünden sonraya kalan yazı. Spor alanlarında ve duruşma salonlarındaki iyi halin karşılaştırmalı bir değerlendirmesi olacaktı. Ama “gurbet elde bir hal geldi başıma” dedirtecek türden kötü bir hal çıkınca ortaya ve Erkan Özmen adlı onikinci adamın “31. dakikada Rico Paşa, paşağına yakışır bir şekilde orta yaptı” sözünde kıyısından döndüğü yanlışa kaleci kılığındaki oyuncu okkalı bir biçimde düşünce, geçen haftada belirttiğim gibi yazının sonu, başı oluverdi. Neyse,“iyi haller olsun” diyerek, o “iyi hal”e bir girelim bakalım.
    Sanığın duruşmadaki iyi hali, adın “i hali” gibi bir şey olmasa gerek. Öylesine sık duyuluyor ki bu hal, sanki Türkçe dersinde adın halleri öğretiliyor. Ne nedenle olursa olsun yargılanan herkeste bir iyi hal bulunuyor neredeyse. Bana öyle geliyor ki bir kötü hal var bu iyi halin bir yerinde.
    İnsan ya da insanlar öldüren ve ömür boyu hapisle yargılanan adamın suçuna bedel biçilirken, bir yazımda da değindiğim gibi yaz indirimi, kış indirimi, bonus indirimi gibi çeşit çeşit indirimler uygulanıyor. Bunlardan biri de iyi hal indirimidir. Duruşma sırasında nasıl bir hal takınıyor ya da ne gibi bir hal göstermiyorsa can alıcı, iyi hal olarak değerlendirilen bu hali göz önüne alınarak a-acayip bir indirim yapılıyor suçun bedelinde. İşte ben bu halin nasıl bir hal olduğunu anlamıyorum, anlayamıyorum. Ama anlamak istiyorum, birinin ya da birilerinin canını bilerek ve isteyerek almış birinde, bir başkasının, hem de olayla hiç ilgisi olmayan ve fakat o can alıcıyı yargılamak ve cezalandırmak durumunda olan birinin iyi hal bulmasını. Alışveriş yerlerindeki indirimler bile belirli dönemlerde yapılırken ve belirli kurallara bağlanmışken, yargılamada her dönem ve neredeyse her davada iyi hal indirimine gidilmesine içerliyorum. Bunun için bir can alıcının “duruşmadaki iyi halini” bilmek, öğrenmek istiyorum. Bu bilgisizlikten kurtulmak istiyorum. Çünkü, bu konu beni çok yoruyor, iyi hal bırakmıyor.
    Günlük yaşamdaki iyi halimi koruyabilmek için tanıdığım hukukçulara danıştım konuyu. Yenilerini buldukça da danışma halimi sürdüreceğim. Çünkü, gözümün önünde yok olup gitmekte olan iyi halimi iyileştiremedim daha.
    Bir görüşe göre halin iyisi suçlunun suçu işlerken takındığı kötü olmayan durummuş. Diyelim ki iki çocuk sokaktaki manavın önünden geçip gidecekken, kimi meyvelerin al beni, çal beni, ye beni diyen başı boş duruşları başlarını döndürüyor ve çocuklukları tutuyor, belki de türkünün “manavlarda elma görmedin mi” diyen kışkırtıcı sözlerine kapılıyorlar ve iki elmayı alıp gidiyorlar. Ama, daha al yanak gibi elmaya dudaklarını değdirmeden yakalanıyorlar. Tıpkı, baklavacıdan fıstık çalan çocuklar gibi. Elmacı çocuklar yargılanırken bu işi hırsızlık olsun diye değil de, yaramazlıktan, yani çocukluktan yapmış olabilecekleri düşüncesine varılıyor ve suça bedel biçilirken çocukların bu halleri iyi hal olarak değerlendiriliyor, indirim yapılıyor. Doğal olarak yargıcın değerlendirmesiyle. Buna olanak sağlayan bir yasa maddesi varmış ve uygulamak yargıcın iyi haline bağlıymış, ama ne yazık ki yargıcın yetkisinde olan bu madde her suçlu için kullanılır olmuş.
    Diğer görüşe göre de suçlunun, yargılanırken yargıç karşısındaki duruşuymuş iyi hal. Kuşkusuz boynu bükük, omuzlar düşük, eller apış üstünde bitişik bir duruş değildir bu. Gürültü patırtı yapmamak, onun da ötesinde yargıca karşı çirkin davranışta bulunmamakmış. Ya da yargılandığı yerde taşkınlık yapmamak. Bu da yasadan kaynaklanan ve yargıcın değerlendirmesine mi bağlıdır bilemiyorum. Ama ++
    Kaldı ki, beni öldürmüş adamın yargıca iyi davranmasının ya da duruşmadaki iyi halinin indirimdeki anlam ve önemi ne ola ki. Yani, insan öldürmüş bir insanın iyi hali ne ola ki... Yani, Malatya olayındaki can alıcılarda nasıl bir iyi hal bulunabilir ki. Ama, hiç kuşkum yok bulunacaktır.
    Bende iyi hal bırakmayan bu hal hukukçularda da karışık bir hal yaratmış anlaşılan. Nasıl bir yasa yapmaksa bu, herkes başka bir anlam çıkarıyor. Ya da canı isteyen uyguluyor, istemeyenin de burnu kırılıyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de toplantı sayısı üzerinde 367 ile 184 karşı karşıya getiriliverdi, aralarına da bir gül sokuşturuluverdi.
    Bu olup bitenler, ayaktopundaki kural hatası denilen saçmalığın hukuktaki karşılığı gibi bir şey mi yoksa. Konu açık, seçik ve herkesin aynı şeyi anlayabileceği biçimde yazılmış olsa hakem hatası denilen şeyin benzeri hakim hatası olmayacak belki de. Belki de en iyi hal bu olacaktır. Çünkü, suçu ve suçluyu hoş görmemek olmalıdır iyi hal. Ya da canı yananı hor görmemek.
    Geçen hafta spor alanındaki iyi hale değinmiştim, bugün de iyi hal üzerine bir beyin sporu yapayım istedim. Umarım bir kötü hal bulunmaz yaptığımda.
    İyi haller olsun herkese.
    Üstün Yıldırım
    www.evrensel.net