İZLENİM

İstanbul’da son 3 gün içinde gerçekleşen iki mitinge İstanbul Valiliği’nin, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün, İçişleri Bakanlığı’nın –dolayısıyla da hükümetin- yaklaşım biçimindeki açık farklılığı, ancak böylesi bir başlıkla anlatabiliriz.


İstanbul’da son 3 gün içinde gerçekleşen iki mitinge İstanbul Valiliği’nin, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün, İçişleri Bakanlığı’nın –dolayısıyla da hükümetin- yaklaşım biçimindeki açık farklılığı, ancak böylesi bir başlıkla anlatabiliriz. Bir gün öncesinden, İstanbul’da 1 Mayıs mitingine katılımın engellenmesi için Valilik elinden geleni yaptı. Miting alanına gelinebilecek yollardaki otobüs ve metro seferleri sabahın 07.30’dan itibaren iptal edildi. Sabaahın saat 05.30’da Ankara’da mitinge gelmiş olanların Beşiktaş’ta polisin saldırısıyla karşılaşıp gözaltına alındıklarını öğreniyoruz.
Bu arada, polis dışında askerin 1 Mayıs’a katılanlara tutumunun da, Cumhuriyet mitingine katılanlardan çok farklı olduğunu özellikler vurgulamak gerekiyor. Örneğin, Ankara, Adana, Mersin, İzmit, Bursa’dan İstanbul’a bayramlarını kutlamak için gelen emekçiler, Kurtköy girişinde, toplanma noktasında jandarmanın saldırısı ile karşılaştılar. ÇHD İstanbul Şubesi 2. Başkanı ve Baro’nun da gözlemcisi olarak orada hazır bulanan Avukat Nazan Yaman ve Birleşik Metal İş Sendikası Avukatı Olcay Yanar, Kurtköy’de engelle karşılaşanların saat 12.00’ye doğru, TEM yolundan İstanbul yönüne doğru yürüşe geçiklerini ve sayıları 2 bin kişiden fazla olan bu grubun jandarmanın saldırısıyla karşılaştığını belirttiler. Jandarmanın kitleyi korkutup dağıtmak için burada havaya ateş açtığı da belirtildi.
Biz de, otobüs ve Metro ile girişin yasaklandığı Taksim’e, Mecidiyeköy istikametinden ancak taksiyle ulaşabildik. Sürekli haberleştiğimiz Kabataş ve Dolmabahçe’deki muhabirlerimizden, “Toplanan kalabalıklara su sıkarak ve gaz bombası kullanarak müdahale ediliyor. Çok sayıda gözaltı var” haberleri geliyordu. Taksim’e geldiğimizde büyük bir polis yığınağı ile karşılaşıyoruz. Gaz maskeli robocoplar, işaret aldıkları an saldırmaya hazır bir biçimde bekliyorlar. Kazancı yokuşunun başında biriken kalabalık, bir mevziyi tutmuş oldukları düşüncesiyle Dolmabahçe’den gelecek grup buraya ulaşıncaya kadar, o noktadan ayrılmıyor ve sloganlar atarak 1 Mayıs’ı kutluyor. Taksim’in değişik noktalarında 1 Mayıs’ı kutlamak için gelmiş olan emekçilere, sendikacılara, yazarlara, politikacılara, eski 78’lilere rastlıyoruz. Örneğin, orada bulunan herkes gibi sabırla bekleyen Necmiye Alpay’ı, Dolmabahçe’den gelen grup alana girdiği zaman mutlu ve keyifli görüyoruz. Katliamla sonuçlanan ’77 1 Mayısı’ndan sonra bu kadar bir kalabalık ilk kez toplanıyor burada. 30 yıl öncesini yaşamış olanlar için bu durumun yeni kuşaklara göre çok daha duygulandırıcı olması da son derece anlaşılır.
Büyük bir baskı altında gerçekleşen Taksim’deki bir Mayıs kutlamasına katılan bir kadın, “cumhuriyet mitingçileri neredeler?” diye sorarak, 3 gün öncesi ile bugün arasındaki farka işaret ediyor.
Buradaki yoğun baskı ortamına bir anlam vermekte zorlanan yabancı bir gazeteci, Türkiye’li bir meslektaşına İngilizce “Aman tanrım. Burada neler oluyor?” diye hayretle soruyor?
Polis helikopterleri Taksim’de bulunan sınırlı kalabalığın üzerinden uçuyor. Bu bizim orada bulunduğumuz süre içinde bir çok kez oluyor. Ayrıca AKM’nin üstünde ve Taksim’in Tarlabaşı yönüne giden kısmındaki büyük binaların tepesine de keskin nişancılar yerleştirilmiş durumda.
3 gün önce Çağlayan’da bu manzaranın zerresi yoktu. Ortalıkta çevik kuvvet gözükmezken, polisler alana gelenlere son derece saygılı davranıyorlardı. Ayrıca, Çağlayan’daki “Cumhuriyet Mitingi”nde dışarıdan uzaktan kumandalı bombalı saldırıları önlemek için GSM sinyalleri engellenirken, dün Taksim’de böylesi bir tedbire başvurulmamış olması bile, bu “güvenlik” görüntüsünün alandakileri koruma amaçlı değil, onları denetim altına alma, onlar üzerinde terör estirme amaçlı olduğunun bir göstergesi sayılabilir. Dolbabahçe’den gelen kitlenin alana ulaşmasından sonra, “İşte Taksim, İşte 1 Mayıs” sloganları atılarak gerçekleştirilen kısa kutlamanın ardından, dağılma sırasında polisin tekrar gaz bombaları ile saldırıp çok sayıda kişiyi gözaltına alması da, bunun teyidini oluşturdu.
3 gün öncesi ile kıyaslandığında, bunun işçi bayramına katılanlara karşı bir “sınıf kininin” ifadesi olduğu çok açık. Dün İstanbul’da binden fazla kişiyi gözaltına alanlar açısından, 3 gün öncesindeki mitinge katılanlar “bizim çocuklar”dı ve “demokratik tepkilerini” göstermişlerdi. Dün Taksim’e çıkmak isteyenler de, kendi sınıfsal ve domakratik talepleri dile getirmek için oradaydılar. Ama onlara tam anlamıyla düşmanca davranıldı.
Fatih Polat
www.evrensel.net