29 Nisan 2007 00:00

koşullar yüzyıl öncesine döndü

Emek sömürüsünün günbegün katmerlendiği Türkiye’de, fazla mesai kavramı da değişti. Mesaiye kalmak, normal şartlarda tercih edilmezken işçiler, iş başvurularında artık “Fazla mesai var mı” diye soruyorlar. Değişik işkollarından işçiler, 10-12 saatlik bir çalışmanın ardından süresi belli olmayan fazla mesailere neden “gönüllü” olarak kaldıklarını anlattılar.

Paylaş

İşçi sınıfı, 19. yüzyılın sonlarından itibaren 14-15 saate varan çalışma sürelerine, güvencesiz ve sağlıksız koşullara karşı, 8 saatlik işgünü talebi ile mücadeleyi yükseltti. Yapılan eylemlerin ardından işçiler öldürüldü, idam edildi. Fakat bu mücadelenin sonunda 8 saatlik işgünü hakkı kazanıldı. 1886 yılında verilen bu mücadelenin ardından 1 Mayıs, “Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kutlanmaya başlandı.
Bugün Türkiye’deki çalışma koşullarına baktığımızda, 121 yıl öncekinden pek de farklı olmadığını görüyoruz. Ağır çalışma koşullarında, 10-12 saate varan çalışmalara zorlanan işçiler, bu sürenin ardından bir de fazla mesailere kalıyorlar. Ancak yaşam koşulları o kadar kötü ve ücretler o kadar düşük ki birçok yerde işçiler, fazla mesailere kendi istekleriyle kalıp daha fazla ücret almaya çalışıyorlar. İşsizler artık iş ararken ‘Ne kadar ücret veriyorsunuz’ yerine, ‘Fazla mesai var mı’ diye soruyorlar.
Ceza: Mesaiye bırakmamak
İşçilerin, ‘durumu kurtarmak’ için çıkar yol olarak gördükleri bu yöntem, patronlar tarafından koz olarak kullanılıyor.
Bazı işyerlerinde patronlar, işçilere istediklerini yaptırabilmek için “mesaiye bırakmama” cezası uyguluyor. Arçelik, Beko ve Vestel gibi fabrikalara ısıya ve darbeye karşı dayanıklı cam üreten Gülsan Profil Boru ve Cam İşleme Fabrikası’nda işçiler, herhangi bir itirazlarında mesai ve zam cezası alabiliyorlar. Ücretler 425 YTL ile 550 YTL arasında değişirken, her işçinin aldığı fazla mesai ücreti de farklı veriliyor.
1 Mayıs’ı karşılarken, Türkiye’deki işçilerin de tıpkı 121 yıl önce ABD’li işçilerin yaptığı gibi, 8 saatlik çalışma ve insanca yaşayabilecekleri ücret talebi ile alanlara çıkması gerekiyor.
Önce ceza, sonra işten atma
Düşük ücretle çalıştırılmanın yanında, yemek ve çay molaları da işçilerin ücretlerinden kesilirken, fazla mesailere gönüllü kalan işçilerin, çalışma koşullarına karşı herhangi bir itiraz hakları bulunmuyor. İtiraz eden ve çalışma düzenine uymayan işçiler, mesaiye bırakılmıyor ve zam yapılmıyor. İtirazlarını sürdüren işçiler, haklarında tutanak tutulup tazminatsız olarak işten atılıyor. 50’si kadın olmak üzere 425 işçinin çalıştığı Gülsan’da işçiler, fazla mesailer nedeniyle hafta tatili bile kullanmazken, günde en az 2.5 saat fazla mesai yapıyorlar. Bu çalışma temposu nedeniyle başka hiçbir uğraşları olmayan Gülsan işçileri, sadece dinlenebilmek için eve gidiyorlar. Bunun dışındaki bütün yaşamları fabrikaya ait.
Bayrampaşa’daki çorap işçileri ise günde 10.5 saat çalışıyorlar. Üç yıldır zam almadan 700 YTL’ye sigortasız, iş güvencesiz çalışıyor çorap işçisi Kenan Taş. Her ay iki pazar günü fazla mesaiye kalıyor ve çalıştığı fabrikada, fazla mesaiye kalmak zorunlu. Bu durumdan şikayetçi olmadıklarını belirten Taş, aldıkları ücretlerle geçinemediklerini, fazla mesaiyle aldıkları paranın, bir nebze olsun ihtiyaçlarını karşıladığını söylüyor. Asgari ücretin çok düşük olduğunu belirten Taş, “Aldığın ücreti kağıt-kalem üzerinde hesapladığın zaman, 500 YTL bile yetiyor bana. Ama işyerlerindeki sigortasız, kaçak çalışan kayıt dışı işçiler gibi bizim de kayıt dışı harcamalarımız oluyor. Mesela sinemaya yalnız gitmeyi sevmiyorum. Arkadaşımı da götürüyorum. Gerçi en son, askerden geldikten sonra Vizontele’ye gitmiştim 3 yıl önce” diyor.
Sabahlara kadar fazla mesai
Sultançiftliği’nde bir kot atölyesinde çalışan Sümeyye Alayumat da günde 11 saat çalışıyor. Asgari ücretle çalışan Alayumat, fazla mesaiye gece 12’ye kadar çok sık kaldıklarını, hatta bazen sabahlara kadar çalıştıklarını anlatıyor. Aldığı ücretin evin kirasına gittiğini belirten Alayumat, fazla mesai ücreti olarak aldığı ortalama 200 YTL ile de kendi ihtiyaçlarını karşılıyor. Normalde 6 gün çalıştığını, ayda iki kez de pazar günleri fazla mesaiye kaldığını, izinli olduğu günlerde ise evde temizlik yaptığını anlatan Alayumat, “Maddi durumumuz olmadığı için ilkokula bile gidemedim. Kendi çabalarımla okuma-yazma öğrendim. Okusaydım öğretmen olmak isterdim” diyor. 9 yaşındayken çalışmaya başlayan 18 yaşındaki Alayumat, o ilk işgününü şöyle anlatıyor: “İşe başladığım gün çok şaşırmıştım. Çok büyük makineler, beklerken gözüme küçük gözükmüşlerdi. Makas tutmayı bilmiyordum. İlk gün 10 parmağımı birden kestim. Ustalar gelince 10 parmağımı birden saklıyordum.”
Çorlu’da ücretsiz mesai
Çorlu’da bulunan bir kot fabrikasında, performans sayısının yüzde 70’ini tutturamayan işçilere mesai cezası uygulanıyor. İşçiler, bu sayıyı tutturana kadar ücretsiz mesaiye bırakılıyor. İsmini veremediğimiz bir kot işçsi, çalışma şartlarına ilişkin şu bilgileri veriyor: “Ben, kotların kemer takılan köprülerini dikiyorum. Beş sene önce günde 5 bin adet dikiyordum. Şimdi 10 bin adet dikmeme rağmen hakkımda tutanak tutuluyor, azar işitiyorum. Şimdi günde 7 bin sayısını tutturamazsam, ücretsiz mesaiye bırakılıyorum.”
Başka bir kot fabrikasında mesai oranları, 2007’nin başından beri, hafta sonu için yüzde 100’den yüzde 50’ye indirilirken mesaiyi zorunlu kılmak için işçilere her yıl, “mesaiye kalacağım” diye sözleşme imzalatılıyor.
Gökhan Durmuş - Tuncay Sağıroğlu
ÖNCEKİ HABER

iett otobüsü ve 1 mayıs

SONRAKİ HABER

Akar: Bedelli askerlikten 9 milyar 533 milyon lira gelir elde edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa