Değişim ele alınıyor

Değişim ele alınıyor

Eğitim Sen Ankara 5 No’lu Şube’nin düzenlediği “Üniversite ve Üniversite Eğitimi Kongresi” Ankara’da yapılacak.


Eğitim Sen Ankara 5 No’lu Şube’nin düzenlediği “Üniversite ve Üniversite Eğitimi Kongresi” Ankara’da yapılacak. “Türkiye’de Üniversite Sistemi ve Dönüşümü” başlığıyla düzenlenecek kongrede, 1980 sonrası üniversitelerde yaşanan değişim masa üstüne yatırılacak. Kongrede, bu süreçte ortaya çıkan sorunların tartışılarak çözüme katkı sunulması hedefleniyor.
Eğitim Sen 5 No’lu Şube Yöneticisi Mustafa Kemal Coşkun, bu sürece müdahale yolları açmanın bile başlı başına önemli ve iyi örgütlenmeyle yapılacak bir iş olduğuna dikkat çekerek “Yine de bu tür sorunların tartışılması ve bunları üniversite çalışanlarının gündemine sokmak bile önemli bir başarı olacak bizim için diye düşünüyorum” dedi.
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Mustafa Kemal Coşkun ile kongre üzerine konuştuk.

Hangi sorunlardan yola çıkarak böyle bir kongre düzenlemeye karar verdiniz?
Kapitalizm küreselleşiyor. Türkiye de bu küreselleşme sürecinden payını alıyor elbette. Kısaca söylenecek olursa, önemli bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçiyor ülkemiz. Bu değişim süreci ekonomik, siyasal, kültürel alanlarda olduğu kadar eğitim sisteminde de giderek kendini daha fazla hissettiriyor. Toplumsal hayatın hemen her alanı piyasa kurallarına göre düzenlenmeye çalışılıyor. Bu yöndeki çabalar, genel olarak eğitim sisteminde, özel olarak ise üniversite eğitiminde önemli değişiklikleri ülke gündemine taşıdı bugünlerde. Örneğin YÖK bir yükseköğretim stratejisi yayınladı. Eğer bu strateji incelenecek olursa, tamamen piyasanın ihtiyaçlarına göre bir insan yetiştirme stratejisinin geliştirildiği, buna bağlı olarak öğretim müfredatının da değiştirildiği bir anlayışın benimsendiği görülecektir. Yani eğitimin içeriği büyük ölçüde piyasanın talep ve ihtiyaçlarına göre belirleniyor ve böylece de rekabete dayalı girişimcilik kültürüyle yoğrulmuş bireyler yetiştirilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla aydınlanmacı birey modelinin yerini, küreselleşmeci liberal birey alıyor. Bu nedenle de olasılıkçı ve relativist bilme ve öğretim yöntemleri giderek yaygınlık kazanıyor. Kapitalizmin yeniden üretimi artık dolaylı olarak filan değil, doğrudan doğruya eğitim sistemi aracılığıyla gerçekleştirilmek isteniyor yani. Diğer taraftan neo-liberal kapitalistleşmenin getirdiği esnek, sözleşmeli ve güvencesiz çalışma biçimleri üniversitelerde de yaygınlaşıyor. Bunun en bilinen örneği, asistanların durumudur. Genel olarak birer yıllık sözleşmelerle istihdam ediliyorlar ve doktora eğitiminden sonra kendilerine kadro verilmiyor ve işlerinden atılıyorlar maalesef. Örneğin kısa bir süre önce İstanbul Üniversitesi ve Ege Üniversitesi’nde doktoradan sonra atılan asistan arkadaşlarımız oldu. Bu durum, elbette ki bağımsız çalışmayı ve bilim adamı yetiştirmeyi olumsuz etkiliyor. Aynı zamanda iş güvencesinin olmaması, çalışanların örgütlenme girişimini baskı altına alıyor. Bunun yanında üniversitelerde, yükselme için yabancı dilde yayın gibi kriterler dayatılıyor. Bütün bu sorunları masaya yatırmak, ne tür çözüm yolları üretebileceğimizi kongre katılımcılarıyla tartışmak ve bu dönüşüm sürecine üniversitenin elemanları olarak nasıl müdahale edebileceğimizin yollarını bulmak istiyoruz.

Kongrenin temel hedefleri neler?
1980 sonrası ülkemizde yaşanan üniversite eğitim sisteminin dönüşümünü bütün yönleriyle ele alarak üniversite eğitiminde yaşanan sorunları tartışmak, çözüm üretmek ve bu dönüşüm sürecine müdahale yollarını açmak. Ancak gerçekten bu hedeflere ulaşmış olacak mıyız, bilmiyorum. Göreceğiz. Zira bu sürece müdahale yolları açmak demek, başlı başına önemli ve iyi örgütlenmeyle yapılacak bir iş. Tek bir kongreyle bunu başarmak çok zor elbette. Bunun farkındayız. Yine de bu tür sorunların tartışılması ve bunları üniversite çalışanlarının gündemine sokmak bile önemli bir başarı olacak bizim için diye düşünüyorum. Umarım yanılmış olmam.

Neden bir kongre? Yani bir sempozyum düzenlemiyorsunuz da kongre düzenliyorsunuz?
Aslında Eğitim Sen olarak bir sempozyum da düzenlenebilirdi. Fakat bu, biraz daha politik bir şey olacaktı. Yani sadece Eğitim Sen’in görüşlerini sunmaktan ibaret kalacaktı. Bizim amacımız, üniversitelerin değişik kesimlerinden insanlarla bu sorunları tartışmak. Bu nedenle daha bilimsel çalışmaların sunulmasını istedik. Kongrenin sonunda da zaten sunulan bildirileri kitap olarak yayınlamayı düşünüyoruz. Böylece daha geniş kesimlere ulaşmayı umuyoruz.

Genel olarak bildirilerde ne tür konuların ortaya çıktığından bahsedebilir misiniz?
43 bildiri sunulacak. Bildiriler elbette çok farklı konularda gönderilmişti. Üniversitelerdeki yapısal değişim, akademik ve bilimsel özerklik, üniversite, devlet ve piyasa ilişkileri, akademik alanda yükselmeler, üniversitelerde mesleki eğitim ve niteliği, çalışanların yaşadığı sorunlar, üniversitelerin topluma yabancılaşması gibi konular üzerine bildiriler var. (Ankara/EVRENSEL)
Kongre öğrencilere de açık

Kongrede, akademisyenlerin yanı sıra üniversite öğrencilerinin de sunumları olacak. Küreselleşme ve neo-liberal politikaların etkisiyle yaşanan değişime dikkat çekilecek olan kongrede, eğitimin özelleştirilmesi konuları da ele alınacak. Bildirilerde, devlet-üniversite, iktidar-üniversite gibi konular da işlenecek. Bunun yanında “üniversiteler ve örgütlenme” ve “üniversitede esnek istihdam politikaları” başlıkları altında serbest konular tartışılacak. Bu serbest kürsülerde, üniversitelerdeki asistanların ve idari personelin durumunu tartışmak, onların sorunlarına el atmak hedefleniyor.
Kapanışta ise hem kongrede tartışılan sorunların toparlanması, hem de genel bir değerlendirme yapmak amacını taşıyan bir panel yapılacak. Panelde Korkut Boratav, Tülin Öngen, Kadir Cangızbay ve Tahir Hatipoğlu konuşacak.
Müge Tuzcuoğlu
www.evrensel.net