Akademisyenler iş güvencesi istiyor

Eğitim Sen Ankara 5 No’lu Şube tarafından düzenlenen “Üniversite ve Üniversite Eğitimi Kongresi”nde, iş güvencesi olmayan bir yerde özgürlük olamayacağına dikkat çekilerek, akademik özgürlüğün kazanılması için üniversitenin tüm bileşenleri ve halk ile ortak mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı.


Eğitim Sen Ankara 5 No’lu Şube tarafından düzenlenen “Üniversite ve Üniversite Eğitimi Kongresi”nde, iş güvencesi olmayan bir yerde özgürlük olamayacağına dikkat çekilerek, akademik özgürlüğün kazanılması için üniversitenin tüm bileşenleri ve halk ile ortak mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı.
Kongrenin önceki günkü sunuşlar kısmında, “Üniversitelerdeki Değişim ve Dönüşüm”, “Üniversite, Sanayi ve Piyasa İlişkileri” ve “Akademi Dünyası: Yükseltmeler, Yayınlar, Unvanlar” başlıklı üç ayrı oturum düzenlendi.
Eğitim Sen Eğitim Uzmanı Erkan Aydoğanoğlu, nitelikli eleman ihtiyacının, üniversite eğitim programını belirlediğine dikkat çekerek, akademik mücadelenin, toplumun diğer alanlarında yürütülen mücadeleden ayrı düşünülemeyeceğinin altını çizdi.
Çukurova Üniversitesi Öğretim Görevlisi Kazım Artut, Türkiye’deki üniversitelerdeki 80 bin öğretim elemanından yaklaşık 15 bininin profesör ve doçent olduğunu belirterek, güvenli kadronun oranının ancak yüzde 20 olduğuna dikkat çekti. Doç. Dr. Ahmet Özer de Türkiye’de, gerçek anlamda bilimsel yapı oluşturulamadığından dolayı, uluslararası düzeyde karşılaştırıldığında bu alanın çorak olduğunu anlattı. Özer, üniversitelerin, piyasanın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde konumlandığına işaret ederek, “Türkiye’deki üniversitelerde rejime bekçilik yapılır, bilim yapılması zordur. Halkla diyalog kurmak gerekir” dedi.
Tek tip üniversite
Yrd. Doç. Dr. Necdet Aykaç, YÖK’ün ortaya çıkmasıyla beraber, tek tip üniversite ve sınırsız yetkilendirilmiş rektörlerin ortaya çıktığını söyledi. Aykaç, “akademik özgürlük” kavramının ilk olarak Almanya’da 1850’de, “araştırma yapmak, özgürce sunmak ve baskıya uğramamak” maddeleriyle ortaya çıktığını belirterek, iş güvencesi ile akademik özgürlük arasında önemli bir bağ bulunduğunu dile getirdi. Üniversitelerde bilimsel ortam olması gerekirken, ödenek yokluğu nedeniyle üretim yapılamadığını ifade eden Aykaç, bilginin de bu süreçte, değişim yaşayarak “değere” indirgendiğini söyledi.
Sendikanın rolü
Prof. Dr. Nejla Kurul Tural ise üniversitede görevlilerin emeğiyle geçinen insanlar olduğunu, dayanacakları yerin fakülteler olması gerektiğini ancak bu kurum aşındığı için sendikaların çok önemli olduğunu söyledi. Eğitim Sen’e üniversitelere daha fazla ağırlık verme çağrısı yapan Tural, ilköğretimden üniversiteye kadar olan bitenin, piyasalaşmanın birbirine çok benzediğini dile getirerek, sermayenin diline karşı oluşturulması gereken dilin ancak üniversitelerde yapılabileceğini söyledi.
Ortak çözüm
“Üniversitede Esnek İstihdam Politikaları: İdari Personel ve Akademisyenler” başlıklı serbest kürsü bölümünde, üniversitelerdeki tüm personelin sorunlarına ortak çözümler aranması tartışıldı. Üniversite öğrencilerinin, kısmi zamanlı çalıştırılarak, ucuz işgücü alanı yaratıldığına değinilen oturumda, Ankara Üniversitesi Asistan Girişimi’nin örgütlenme modeli ve taleplerini oluşturma şekli örnek gösterildi. (Ankara/EVRENSEL)
www.evrensel.net