ÖZGÜRLÜK

  • Bir ara ‘kurum bilgeler’ üzerine düşünür olmuştum. Hani şu, bir kurum yöneticiliğine seçildiklerin ya da atandıkları anda sanki o kurumun tüm bilgi birikimi dakika geçirmeksizin beyinlerine akarmış da her şeyin en iyisini,


    Bir ara ‘kurum bilgeler’ üzerine düşünür olmuştum. Hani şu, bir kurum yöneticiliğine seçildiklerin ya da atandıkları anda sanki o kurumun tüm bilgi birikimi dakika geçirmeksizin beyinlerine akarmış da her şeyin en iyisini, en doğrusunu, en yararlısını bilir konumuna ulaşırmışlar sanan ve buna inanan kişiler vardır ya, işte ben onları kurum bilgeleri diye anarım.
    Ben kurum bilgelerini düşüne durayım, bir de ‘yorum bilgeleri’ türeyiverdi. Yazılı, sözlü basın yöneticisi, köşe yazarı, öğretim üyesi, holding sahibinin çocuğu, torunu oldukları için her gelişmenin en iyi, en doğru, en yararlı yorumunu yaptıklarını sanan ve buna inanan, herkesin de bunu böyle kabul etmesini isteyenler... Ben bunları da yorum bilgeleri diye anmaya başladım.
    Yorum, bir durumun olası açıklamalarını nedenleriyle gözler önüne seriyorsa, yoruma kulak verenlerin olasılıklarından birini ya da bazılarını, düşünerek ve tartışarak benimsemelerini sağlıyorsa anlamlıdır, geliştiricidir, yararlıdır. Yorum adı altında kendi anlayışını tek doğru, en iyisi ve kabul edilmesi gerekeni diye savunanlar başkalarını şartlandırarak ‘hidayete ermeye’ teşvik ederler aslında. ‘Yorum bilgesi’ bir de ‘kurum bilgesi’ ise onunla karşı karşıya yapılan ‘yorum tartışması’ tartışmayı kuralı olmayan bir ağız dalaşına çevirir, çekilmez kılar.
    Cumhurbaşkanının seçim süreci hareketli, sıcak, endişe verici günleri getirdi. Kalabalıkların damgasını vurduğu mitingler yorum bilgelerine bereketli zemin oluşturdu.
    Yorum bilgelerinin söyledikleri üzerine çeşitlemeler yapıyorum. ‘Cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmadılar’ diyorlar. Kimsenin önerdiği aday ya da adaylar yoktu; Cumhurbaşkanının olması gereken kişilik kimliği sunuluyordu, adayının öner ama önerdiğin aday bu kimliğe uygun düşsün deniyordu, o kadar. Uzlaşma en iyisi, en doğrusu, en yararlısı sanılan kendi görüşlerinin kabulü olarak görülüyordu ve bu ‘sağduyu’ olarak dile getiriliyordu. Sorunu böyle dile getirirsek uzlaşma teslimiyet olmuyor mu? Sağduyu teslimiyeti kabul seçeneğini vurgulamıyor mu?
    Yorum bilgeleri mitinglerin AKP karşıtı olduğunu, her siyasetten, her görüşten, her yaştan yüz binlerin miting alanlarında bunu haykırdıkları ama ‘onların bunu anlamadıklarını ya da algılamadıklarını’ söylüyorlar. Söylediklerinin doğruluğundan öylesine eminler ki! ‘Onların sağduyudan yoksun görüyorlar. Sağduyu kendi algıları. Düşünüyorum; ‘onlar’ dedikleri oldukça akıllı, siyasi yaşamda oldukça deneyimli, beğenelim, beğenmeyelim üretici ve sorunları çözmede usta kişiler. Mitinglerin kendilerine karşı olduğunu anlamışlar, algılamışlar ancak atacakları adımları önünü, ardını düşünüp hesaplamış, izleyecekleri yolu belirlemiş ya da milyonların kendilerine karşı olmalarını aşacak bir siyasi zemin kararlaştırmış olamazlar mı? Bu ‘onların sağduyusu’ olarak değerlendirilemez mi?
    Yorum bilgeleri mitinglerin siyasi oluşumlara ‘merkez sağda ve merkez solda’ birleşme çağrısı getirdiğini, bunun sağduyu olduğunu vurguluyorlar. Yorum bilgeleri siyasi yelpazeyi belirlemişler: Merkez sağ MHP, DYP, ANAP ve benzeri küçük partiler; Merkez sol CHP ve DSP ve benzeri küçük partiler. Bunlar kendi aralarında birleşsinler ve AKP hükümetine göğüs gersinler; ulusalcılar, küreselleşme karşıtları, çevreciler ve benzerleri sağduyuya kulak verip bu birleşmelerden kendilerine uygun gördüklerine katılsınlar! Düşünüyorum, gerçek sol, sosyalistler ne olacak? Onları boş verelim, sağduyulu davranıp 1 Mayıs diye kafayı Taksim’e takmasalardı iyi ederlerdi. Gerçi 1 Mayıs’a katılanlara ve katılmak isteyip de engellenenlere gereksiz şiddet kullanıldı ama aslında sağduyulu İstanbul halkına ayıp edildi, eziyet edildi.
    Dinleyebildiklerim içinde Prof. Dr. Fuat Keyman gerçekten yorum yaptı: Olasılıkları gerekçeleriyle belirtti, bizlere şartlanmadan düşünme ve kendi yorumumuzu yapma olanağı tanıdı, sonra kendi anlayışını ‘en iyisi, en doğrusu, en yararlısı’ olarak sunmaktan özenle kaçınarak belirtti. Kurum bilgeleri, yorum bilgeleri derken bir de ‘sağduyu bilgeleri’ türeyecek gibi görünüyor. Neyin sağduyu olduğunu onlardan öğreneceğiz.
    Siyasi, sosyal ve ekonomik kriz döneminden çıkışın yönetimini aynı anda kurum bilgesi, yorum bilgesi ve sağduyu bilgesi olabilmiş seçkin kişilere bırakan bir sistem kuralım; bu işleyiş de Cumhuriyete aykırı değildir.
    Demokrasi ne olur? Şu an kimsenin umurunda değil. Bilgelerimiz öyle münasip görüyorlar.
    Yücel Sayman
    www.evrensel.net