ARASIRA

ARASIRA

  • “Karşılaşma” kavramı, gündelik dilde yaygın olarak rastlamak, tesadüfen aynı yerde olmak, geçerken görmek vb. gibi anlamlarda kullanılmaktadır.


    “Karşılaşma” kavramı, gündelik dilde yaygın olarak rastlamak, tesadüfen aynı yerde olmak, geçerken görmek vb. gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Oysa toplumsal psikolojide “karşılaşma” bunların tümünden farklı bir kavramdır.
    “Karşılaşma” iki tarafın birbirinin hareket özelliklerini tanıyarak, yaşama verdiği değerleri ve anlamı bilerek, ortak bir alana çıkarak yengi ya da yenilgi sonucu için uğraşmasıdır.
    ***
    Herkes gördüğü ve duyduğu için 1 Mayıs’ta İstanbul’da olup biteni yeniden anlatmak gerekmiyor. Bütün o facia içinde, Masis Kürkçügil’in polisten yediği tokat, kameralar tarafından saptandığı için vahşetin bir parçası olarak izlendi.
    Bir polis bir lokantada yemek yiyen Kürkçügil’e tokat attı ve polis kalabalığının arasına girerek gözden yitti.
    Bir insanın yemek masasında, bir polis tarafından tokatlanması onu izleyen ve içinde insanlık olan herkesin onurunu zedeliyor.
    İnsan, elleriyle istem dışı yüzünü kapatıyor.
    Tokat atanın bilincinin derinlerinde yaşayan duygu da aslında tam budur. Yüze atılan bir tokat, yalnızca can acıtmayı değil, aşağılamayı, değersizlik duygusu yaratmayı, tokat atma gücüne ve zihniyetine sahip olanın taraftarları için, tokat yiyenin hiçlik olarak görülmesi isteğini de taşımaktadır.
    Basın bu olayın peşine düştü, düştü çünkü durum son derece tiksindiriciydi. Gazeteler, İstanbul diktatörü Muammer Güler’e seslenerek, “ya bu polisi bul ve yasal işlem yap ya da istifa et” gibi haberi aşıp bir çağrıya dönüşen manşetler attı.
    İşte tam bu aşamada Masis Kürkçügil’in açıklamaları geldi ve devrimci bir yazar, bir şair olarak benim onurum bir kez daha kırıldı.
    Kürkçügil, “O polis, çocukken babasından çok dayak yemiş olabilir ve bu nedenle şiddete eğilimli olmuştur” dedi ve ekledi, “davacı olmayacağım.”
    İlk bakışta, son derece fiyakalı bir davranışın, üstün bir bağışlama gücünün göstergesi olarak algılandı bu sözler.
    Gelgelelim, Kürkçügil’e tokat atan bir arkadaşı, bakkalı, hırsızı, manavı, taksi şoförü değildi, doğrudan doğruya bunu yapmak için eğitim veren bir kurumun adamıydı.
    Sevgi değer Kürkçügil, şunları size sormadan edemeyeceğim için bu yazıyı yazma gereği duydum:
    Onbinlerce insanı hiçbir fark gözetmeden sokaklarda coplayan, bombalayan bu adamların tümü çocukken aile içi şiddete maruz kaldıkları için mi yapıyorlardı bu vahşeti?
    Onbinlerce insanı toplu işkenceden geçiren, işkence tezgâhlarında seçkin devrimcileri öldürenlerin ana sorunu ailelerinden şiddet görmüş olması mıdır?
    Ailelerinden şiddet gördükleri için mi, gözaltında kaybolan çocuklarını, sevdiklerini arayan insanları, yaşlı kadınları copluyor, bu insanların üzerine köpeklerini, arabalarını sürüyorlar?
    Sevgi değer Masis, eğer polisin şiddeti ve vahşiliği aile içi şiddetle açıklanacaksa, politika yapmaya ne gerek var, psikolojik sağaltım evleri açmak bunun çözümü için yeterli gelmez mi?
    ***
    “Karşılaşma” rastlantılarla buluşmaktan farklı olarak iki tarafın birbirini derinlemesine tanımasını, hareket yeteneklerini, taktiklerini, tasarımlarını, olası hamlelerini tanımayı gerektirir.
    ***
    Sevgi değer Masis sizin açıklamanızdan sonra, liberal düşünüşün insanda nasıl etkiler bıraktığına ilişkin yeniden düşünmek zorunda duyumsadım kendimi.
    ***
    Siz “sıradan bir polisten, bir tokat yedim ve bu bağışlanabilir” diye düşündüğünüz için olacak ki tokat atanın ideolojisini değil de psikolojisini öne çıkardınız.
    Oysa biz sevgi değer Masis, biz Kabataş’ta, Beşiktaş’ta, Taksim’de biber gazı ve cop altında 1 Mayıs’ı kutlamak zorunda kalanlar, o tokadın, herhangi bir tokattan öte bir şey olduğunu düşünmekten kendimizi alamadık.
    Bütün bir İstanbul’u cehenneme çeviren o kararları verenlerden biri İstanbul diktatörü vali ise öteki İstanbul emniyetinin başındaki adamdır. Ve bizim, bunları aile yapılarına göre değerlendirmekten başka seçeneklerimizin olduğunu size anımsatmak beni üzüyor.
    O tokat, bugüne kadar polis eliyle işlenen vahşetin, cinayetlerin, işkencelerin bir parçası olarak göründü bize sevgi değer Masis.
    Bu nedenle, bizim meselemiz vahşeti planlayan ve uygulayanları af edip etmemek değil, o tokadı da bu vahşeti engelleyecek savaşımın bir parçası kılmak oluyor.
    ***
    “Karşılaşma” çatışan iki tarafın ötekini hiç unutmamasını gerektirir. “Karşılaşma” kavram politik alan için kullanıldığında, bu, politikayı bir yaşam tarzı haline getirmenin ta kendisi oluyor.
    ***
    Biz, size atılan o iğrenç tokatla onuru yaralananlar, sevgi değer Kürkçügil, size ve o dehşet anını yakından görmek zorunda kalan eşinize geçmiş olsun diyoruz.
    Geçmiş olsun sevgili kentimiz, büyük İstanbul, dileriz ki geçmiş olsun
    Tevfik Taş
    www.evrensel.net