1 Mayıs’a katılma heyecanı

Merhaba evrensel okurları! Daha önce ben birçok etkinliğe katılmıştım ama 1 Mayıs’a hiç gitmemiştim. Bu yıl 1 Mayıs’a katılmanın heyecanını taşıyordum. Nihayet 1 Mayıs günü geldi ve ben de eşimle birlikte, söz verdiğimiz gibi toplanma yerine gittim


Merhaba evrensel okurları! Daha önce ben birçok etkinliğe katılmıştım ama 1 Mayıs’a hiç gitmemiştim. Bu yıl 1 Mayıs’a katılmanın heyecanını taşıyordum. Nihayet 1 Mayıs günü geldi ve ben de eşimle birlikte, söz verdiğimiz gibi toplanma yerine gittim. Diğer arkadaşlar da gelince hep birlikte otobüslere binerek 1 Mayıs’ı dolu dolu yaşamak için Kadıköy Meydanı’na doğru yol almaya başladık. Çok kalabalık bir konvoy oluşmuştu. Ama nedense sevincimin ve heyecanımın yanı sıra bir de tuhaf bir sıkıntı vardı içimde, sonra bir ara etrafıma bakındım ve birkaç arkadaşımızın orada olmadığını gördüm. Merak edip eşime sordum. O da bana arkadaşların sendikalarıyla birlikte Taksim’e gittiklerini söyledi. Birkaç değerli abimizi sorduğumda, onların da sabah erkenden gözaltına alındığını öğrendim. Çok mantıksızdı.
Çok geçmeden Kadıköy Meydanı’na birkaç kilometre kala trafik yoğunluğundan dolayı otobüslerden inip yavaş yavaş kortej oluşturmaya başladık. sakin ve emin adımlarla ilerlerken bir ara durduk. Çünkü sendikalarıyla gelen işçi arkadaşların geçmesini bekliyorduk. Biz de Emek Partisi kortejinde yer almıştık. Davullar çalıyor, 1 Mayıs’a gelenler halaylar çekiyor, oyunlar oynayarak güne damgasını vuruyorlardı. Sendikaların yürüyüş kortejleri geçtikten sonra sıra bize gelmişti. Bizler de onların peşi sıra yürüyüşümüze sloganlar atarak güç katıyorduk.
Nihayet alana arama noktasından geçerek vardık. Alana girer girmez konuşmacılar birer birer konuşmaya başlamıştı. Tam her şey yolunda derken alana gelenler, bir anda gruplar halinde gitmeye başladı. O sıra bir grup genç sürekli düdük çalıyor, konuşmacıların ve orada bulunanların dikkatini dağıtıyordu. Konuşmayı yapan, birkaç kez ‘Arkadaşlar yapmayın’ dediyse de sanki daha da hızlanıyorlardı. Düdük sesleri, alanın boşalması bana biraz da olsa hayal kırıklığı yaşattı. Neyse kutlama güzel bitti.
Ama Taksim’dekiler bizler kadar şanslı değillerdi. Vali Beyimiz birçok yasak koymuş, ama yasakların delinebileceğini unutmuştu. Emekçi kardeşlerimiz, tüm engellemelere rağmen Taksim Meydanı’na ulaşmış, fakat bayramlarını kutlayamadan polisler tarafından gaz bombaları ve tazyikli sularla alandan çıkarılmaya çalışılmışlardı. Yine de arkadaşların direnişi önemliydi, bunun karşısında polisler şiddetin dozunu artırmıştı. Televizyonlara, gazetelere de yansıyan buydu. Ben yasakların olmamasını ve zor kullanılmamasını dilerdim. Bunun bir tek sorumlusu vardır; o da muhterem valimizdir. Vali Beyimiz engel koymasa, emekçiler 1 Mayıs Bayramı’nı güzel kutlar, huzurlu bir şekilde evlerine dönerlerdi. Ayrıca 30 yıl önce Taksim’de katledilen 36 emekçinin ruhu huzura kavuşurdu. Bu olaylardan sonra bir sonraki 1 Mayıs için daha çok kenetlenmeliyiz diye düşünüyorum. Atalarımız, ‘birlikten kuvvet doğar’ sözünü yerinde kullanmışlar. Bizler de birliğimizi güçlendirmeliyiz. Bu birliğe tahammül edemeyenleri ve 1 Mayıs’ımıza gölge düşürenleri şiddetle kınıyorum. Yaşasın halkların kardeşliği, Yaşasın 1 Mayıs!
Songül Sunar (Tuzla/ İSTANBUL)
www.evrensel.net