Peki eğlence kısmı nerede?

Futbolumuzu getirdiğimiz nokta için “gurur” duyabiliriz. Artık derbiler ancak 4-5 bin civarında polis eşliğinde oynanabiliyor.


Futbolumuzu getirdiğimiz nokta için “gurur” duyabiliriz. Artık derbiler ancak 4-5 bin civarında polis eşliğinde oynanabiliyor. Bunca polise, taraftarları birbirlerinden soyutlama çabasına karşın yine de taşkınlıkların, şiddetin önü alınamıyor.
Stada girişte yapılan kademeli aramalarda, çakmaktan bozuk paraya kadar sahaya fırlatılabilecek her şeye el konuyor ama lama türüyle akrabalığı bulunduğu anlaşılan bazı yaratıklar, biyolojik silah gibi kullandıkları tükürükleriyle yapacaklarını yapıyorlar yine. Tükürüğü küçümsememek lazım. Pek çok virüsü ve bakteriyi barındırabilir. O nedenle, biyolojik silah benzetmesi boşuna değil. Bütün bu toz duman içinde bu işin, sonuçta bir spor, bir eğlence, bir oyun olduğunu hatırlayanlar kaldı mı acaba? Derbi maçların olaysız oynanması için neredeyse kentte olağanüstü hal ilan edilecek. Gerginlik en üst düzeyde. Statlardaki önlemler bir yana, sokaklarda, iskelelerde, duraklarda polis yığınakları, eskort eşliğinde yolculuklar, hazırda bekletilen ambulanslar, itfaiye arabaları... Gerginliğin kaynakları ise o kadar çok ki. Yöneticilerin, taraftarların, medyanın hatta saha içinde mücadele eden futbolcuların, yaratılan gerginlikteki payları hiç de az değil. Herkesin ortak düşüncesi, kendilerinden başka herkesin her türlü tezgahı kurduğu, her türlü pis oyuna başvurduğu yönünde. Bir tek kendileri temiz ve karşılarındaki bu kendilerini engellemeye çalışan pislik cephesine karşın kahramanca çarpışıyorlar. Ne kadar da göz yaşartıcı ve gurur duyulası bir durum(!). Futbola genel anlamda hakim olan bakış açısı bu işte. Böyle bir anlayış çerçevesinde, kendilerini mağdur ve ezik hisseden insanların birbirlerini doldurarak istenmeyen olaylarda yer alması da zor olmuyor.
Bu hafta isyan sırası Beşiktaşlılardaydı. Niye?.. Çünkü onlar yenildiler. Evet, yenilgilere, kendimizin dışında bir yerlerde mazeret aramak da artık futbol kültürümüzün ayrılmaz bir parçası haline geldi. Böyle bir ortamdan çıkacak şampiyonluğu, sorgusuz sualsiz, gönül rahatlığıyla sindirecek insanların sayısı ne kadar çoksa, işler o oranda zor demektir.
Yapılabilecek şeyler var
Bu futbol kültürüyle, uluslararası organizasyonlarda kayda değer bir başarı yakalamak tabii ki de mümkün değil. Açıkça anlaşılıyor ki, daha uzunca bir süre kendi sınırlarımız içinde birbirimizle didişip duracağız. Futbolcunun, yönetici takımının, medyanın vasatı aşmayan düzeyi, futbolun da düzeyini belirleyen en önemli etken kuşkusuz
Uluslararası alanda rastlantıdan öte ve kalıcı niteliği taşıyan başarılara ulaşabilmek için, futbola bakışın tepeden tırnağa yenilenmesi şart. Ancak paranın borusunun öttüğü, her şeyin piyasada belli bir değeri olan birer mala indirgendiği, rekabetin ve kazanmanın kutsanıp, yenilmenin erdeminin unutturulmaya çalışıldığı mevcut toplumsal düzende, futbola yeni bir bakış açısı kazandırmak hiç de kolay değil. Böyle bir düzende endüstrileşerek devasa bir rant kaynağına dönüşen futbolda, sportif hedeflerin rant hedeflerinin altında kalmasını yadırgamamak gerekiyor. Yaşamın diğer tüm alanlarında olduğu gibi sporda da ipler parasal güç sahiplerinin elinde. Ve o kesim, yöneticisiyle, medyasıyla futbolun, kendi çıkar ve beklentilerine en iyi nasıl hizmet edeceğini düşünüyorsa, o şekilde oynanması için elinden geleni yapıyor. Ama yine de bütün bunlar, mevcut düzende, futbolun daha insanca, daha sportmence, daha centilmence oynanabilmesi için hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmiyor. Evet düzen kokuşmuş bile olsa yine de insanların spor kültürünün geliştirilebilmesi için sürekli olarak çaba gösterilmeli. Ölüm ve spor giderek birbirlerine daha yakın kavramlar haline geliyor çünkü. En azından insanların spor uğruna can vermesini önleyebilmek için, spora farklı bir kültürü, farklı bir anlayışı yerleştirme mücadelesini sürdürmeliyiz.
F.Bahçe kolayladı
Fenerbahçe, İnönü’den çıkarttığı galibiyetle oldukça rahatladı. Son 3 haftaya girilirken, en yakın takipçisi Beşiktaş ile arasındaki puan farkı 5. Üstelik bir de ellerinde geçen sezondan kalma hatırı sayılır bir deneyim var. Futbolcular belli ki gereken dersi almışlar ve de son derece kararlı görünüyorlar. “Geçen seneki hatalarımı tekrarlamayacağız, işimizi son ana kadar sıkı ve ciddi tutacağız” laflarını dillerinden düşürmüyorlar. Böylesi bir kararlılık, kalan zorlu maçlara karşın F.Bahçe’nin şampiyonluk yolundaki en büyük güvencesi. Galatasaray evinde Antalya ile berabere kalarak, derbi mağlubu Beşiktaş ile arasındaki puan farkını 1’e indirme fırsatını kullanamadı. Sarı-kırmızılı ekip, bu sonuçla şampiyonluk yarışına havlu atarken, Şampiyonlar Ligi umutlarını da zayıflattı. Alt sıralarda da müthiş bir ligde tutunma mücadelesi yaşanıyor. 40 puanla 9. sırada yer alan Manisa’dan 33 puanla 17. sırada bulunan Erciyes’e kadar tam 9 takım tehlikeli bölgeden uzaklaşmak için çırpınıyor. Soğukkanlılığını koruyabilen takımların bu mücadelede avantaj sağlayacakları söylenebilir.
Mehmet Özyazanlar
www.evrensel.net