Halkbilimi uğrunda bir ömür İlhan Başgöz 85 yaşında

Halkbilimi uğrunda bir ömür İlhan Başgöz 85 yaşında

Halkbilimci Prof. Dr. İlhan Başgöz’ün doğumunun 85. ve yazın hayatına başlamasının 64. yılı Truva Folklor Araştırmaları Derneği ve Türkiye Yazarlar Sendikası’nın ortak etkinliği ile kutlandı.


Halkbilimci Prof. Dr. İlhan Başgöz’ün doğumunun 85. ve yazın hayatına başlamasının 64. yılı Truva Folklor Araştırmaları Derneği ve Türkiye Yazarlar Sendikası’nın ortak etkinliği ile kutlandı. Bahçeşehir Üniversitesi Fazıl Say Salonu’nda gerçekleştirilen kutlamaya birçok aydın, yazar, sanatçı, akademisyenin yanı sıra Başgöz’ün öğrencileri de katıldı.
Etkinlikte İlhan Başgöz, şu sözlerle anlatıldı: “Ankara Dil-Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Pertev Naili Boratav’ın asistanlığını yapıp ondan el alan, 1940’lı yıllarda, halkbilimcilere karşı düşmanca tutum nedeniyle, kürsüsünden ve ülkesinden uzaklaşmak zorunda kalan; manilerden bilmecelere, Yunus’tan Karacaoğlan’a, Nasrettin Hoca’dan Aşık Ali İzzet Özkan’a, özgün eserleriyle ünü ülke sınırlarını aşan, evrensel düzeyde başarıyı yakalayan; Güre’deki “Halkbilim Yaz Okulu”yla, hayalindeki “Köy Üniversitesi”nin temellerini atan, Türkiye’nin onur duyduğu, yüz akı bir bilim adamı, 85 yıllık bir cumhuriyet çınarı, bir anıt insan.”
Deniz’ler unutulmadı
Gecenin sunuculuğunu üstlenen oyuncu Gülsen Tuncer, “Ne mutlu ki onunla aynı coğrafyada yaşıyoruz. Kabul ederse hepimiz öğrencisiyiz. Bize bu geceyi yaşatarak büyük onur veren Başgöz’e binlerce kez teşekkür ediyoruz” diyerek sahneyi Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Başkanı Enver Ercan’a ve Truva Folklor Araştırma Derneği Başkanı İlhan Gülek’e açılış konuşmalarına yapmak üzere bıraktı. TYS Başkanı Ercan, Başgöz’ün evrensel düzeyde bir anıt olduğunu belirtirken Truva Folklor Araştırma Derneği Başkanı Gülek ise ulusal kültür mücadelemizin en önemli köşe taşlarından biri olduğunu dile getirdi. “Ve o çınar hâlâ taptaze ürünler vermeye devam ediyor. Ama o çınarlardan biri 6 Mayıs’ta kurumuştu. Deniz Gezmiş ve arkadaşları 6 Mayıs’ta yani bugün asılmıştı. Onları saygıyla anıyoruz” sözleriyle konuşmasını sürdüren Gülek, ulusal kültürü koruma mücadelesini vermeye devam edeceklerini ifade etti.
İyimserlik ve insan sevgisi
Daha sonra söz alan Profesör Emre Kongar, Başgöz’ün bitmek tükenmek bilmeyen enerjisinin müthiş bir iyimserlikten ve insan sevgisinden kaynaklandığını söyledi. “Her zaman çıkmazdan sonraki ışığı gören, bütün insanları çok seven bir yürek. Sokaktaki sıradan adamı da, fabrikadaki işçiyi de, tarladaki köylüyü de çok seviyor. O sevgi ise fikirlerini besleyen duygusal enerjiyi yaratıyor” dediği Başgöz’ün iyimserliğinin diyalektik düşünme alışkanlığından geldiğini söyledi. Amerika’daki Indiana Üniversitesi yayınlarında Türkiye kültürü üzerine bir dizi yayınlayarak kütüphane oluşturduğunu ve yine aynı üniversitede Türkiye ve kültür araştırmaları kürsüsü kurduğunu vurgulayan Kongar, Başgöz’ün bu ülkeye borcunu fazlasıyla ödediğini söyledi. Şair, yüksek mimar Cengiz Bektaş, Başgöz’den mesleğiyle ilgili birçok şey öğrendiğini söyleyerek geceye katılanlarla anılarını paylaştı.
250 YTL ile Van’a
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi eski Rektörü Yücel Aşkın ise Başgöz’ün Bilkent Üniversitesi’nin kendisine sağladığı imkanları bırakarak ve tayini için bir sene uğraştıktan sonra 250 YTL maaşla Van’a yerleştiğini söyledi. Aşkın, Başgöz’ün hemen bir öneri hazırlayarak Fen Edebiyat Fakültesi Halk Bilim Bölümü kurduğunu ve inanılmaz bir enerjiyle bölümün sorumluluğunu yüklendiğini dile getirdi.
“Yaşadığımız zor günlerde varlığı ile bizlere hep güç verdi” diyen Aşkın konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hayatımızı enerjisi, bilgisi ve güçlü hafızası ile renklendirdi. Bugün Yüzüncü Yıl Üniversitesi sosyal ve insani bilimler anlamında bir ilerleme sağlamışsa bunda İlhan Başgöz’ün payı büyüktür. O Türkiye’de unutulmaya yüz tutmuş aydın sorumluluğunun ne olduğunu, unutulmuş bir bölgede bizlere öğretti ve ne yapmamız gerektiğinin yolunu gösterdi. Zorlu kuşatmalar ve siyasetin çirkin tacizlerini birlikte aştık. Her şeye ve tüm zorluklara rağmen bazı şeylerin ümitsiz coğrafyalarda bile başarılabileceğini gösterdi.”
Duygularını şiirlerle paylaştı
Gecede daha sonra Haluk Şahin ve öğrencisi Balım Sultan Yetkin de birer konuşma yaptılar. Gecenin sonunda sahneye çıkarak son konuşmayı yapan ve 1923’te doğduğunu ve Cumhuriyet’le yaşıt olduğunu söyleyen İlhan Başgöz “Siz saçlarımın aklığına bakmayın, ben cumhuriyet kadar diriyim, cumhuriyet kadar iriyim” sözlerinin ardından uzun süre alkışlandı. Konuşmasında, Sümerbank, Etibank gibi ekonomik bağımsızlık yolunda kurulan cumhuriyetin halkçı kazanımlarına değinen Başgöz, Türkiye insanının, kendi gücüne dayanan bir halk olma yolunda ilerleyişini tanıklıklarıyla anlattı. Duygularını ve düşüncelerini, uğruna bir ömür geçirdiği halk türküleri ve kimi ozanların şiirlerini okuyarak anlatan Başgöz, son olarak Gülsen Tuncer’le karşılıklı Pir Sultan Abdal’ın “Hudey Hudey” isimli şiirini okudu. Kubilay Dökmetaş, Ayşenur Kolivar, Mehmet Yazıcıoğlu’nun türküler söylediği, tiyatro sanatçısı Cihat Tamer’in tekerlemeler okuduğu ve bir de dia gösteriminin yapıldığı geceye, Truva Folklor Araştırmaları Derneği’nin Erzurum kız halkoyunları ekibi ve koreografisini Mehmet Akan’ın yaptığı “Su Semahları” grubu gösterileriyle renk kattı. (İstanbul/EVRENSEL)
www.evrensel.net