08 Mayıs 2007 00:00

DÖNÜŞÜM

Hugo Chavez, önceliği halkının mutluluğuna ve refahına veren bir devlet başkanı için iyi örnek. Venezüella Devlet Başkanı bunu, 1 Mayıs günü halkına ve aynı zamanda bölge halklarına müjdeler vererek bir kez daha ortaya koydu.

Paylaş

Hugo Chavez, önceliği halkının mutluluğuna ve refahına veren bir devlet başkanı için iyi örnek. Venezüella Devlet Başkanı bunu, 1 Mayıs günü halkına ve aynı zamanda bölge halklarına müjdeler vererek bir kez daha ortaya koydu. Venezüella Uluslararası Para Fonu, IMF ve Dünya Bankası DB’den geri çekildiğini açıkladı. Venezüella’da ve komşu ülkelerdeki yoksulluğun asıl nedeni olan emperyalist kurumlardan çekildiklerini açıklayan Chavez, “Buralardan çekilirseniz halkın refahını yükseltmek için önünüze büyük olanaklar açılır” dercesine, asgari ücretlerin ve emeklilik maaşlarının derhal yüzde 20 artacağını ve günlük çalışma sürelerini en geç 2010 yılına kadar 6 saate düşüreceklerini ilan etti.
Göğsünü gere gere “Venezüella artık hiçbir yerde dilenci gibi dikilmeyecek! Ne IMF’de ne DB’de ne de başka bir kapıda! En önemlisi de artık Washington’a gitmek zorunda kalmayacağız” diye halkına bu müjdeyi veren Chavez, atılacak adımların bununla sınırlı olmadığını da söyledi.
Ülkenin petrol kaynaklarını sömüren ABD’li Chevron ve Exxon Mobil tekelleri, İngiliz BP , Norveç Statoil ve Fransız tekeli Total, Venezüella hükümetinin talebi üzerine çoğunluk hisselerini devlete devrettiler. Sadece ABD tekeli ConocoPhillips ile anlaşma henüz olmadı. Ama bu tekele de karar vermesi için haziran ayının üçüncü haftasına kadar süre tanındı: Ya çoğunluk hisselerini devlete devredecek ya da ülkeyi terk edecek.
Şüphesiz bu “kamulaştırma” adımı, el koyma yöntemiyle yapılmadı; devlet, hisseleri bir şekilde satın aldı ama buna rağmen Venezüella için devrimci bir adım olduğu tartışılmaz. Burada Chavez, 1972 Şili’sini de düşünerek ihtiyatlı adımlar atıyor. Chavez, attığı her adımı kendi halkı ve bütün kıtanın halklarıyla paylaşarak atıyor.
Chavez, 3 Mayıs günü de ülkedeki çelik şirketi Sidor’u, özel bankaları ve besin üreten firmaları, “ulusal çıkarları gözetmemeleri durumunda” kamulaştırmakla tehdit etti. Besin üreten firmaları fiyatlarını gözden geçirmeye, bankaları kredilerini öncelikle ülke içinden gelen talepleri karşılamaya ve Sidor’u da ürettiği çeliği ülkedeki şirketlere satmaya çağıran Chavez, istenilenlerin yapılmaması durumunda, bunları “sosyalizmle” tehdit etti! “Sosyalizmde aslında tekellere yer yok” diyen Chavez, ulusal burjuvazinin belli başlı koşulları yerine getirmesi durumunda, “21. Yüzyıl Sosyalizmi”nden korkmaları gerekmediğini söylüyor. Nasıl bir sosyalizm anlayışı olduğundan bağımsız olarak bu tutum, uluslararası tekellere ve işbirlikçilerine karşı önemli bir adımı ifade ediyor.
Chavez, diğer Latin Amerika ülkeleriyle birlikte hareket etmeden ABD’den tam bağımsızlığın mümkün olmadığını, emperyalistlerin ekonomik, politik ve askeri tehditlerini ancak diğer Latin halklarıyla birlikte hareket ederek geri püskürtebileceğini biliyor ve ona göre hareket ediyor.
Son yıllarda kıtanın yeraltı ve yerüstü zenginliklerini birlikte kullanması, zayıf ülkelere destek olunması için ortak projelerin geliştirilmesi, bir bütün olarak ABD’nin ekonomik, kültürel ve askeri hegemonyasına karşı önemli adımlar atıldı. Bunların arasında “Telesur” (Güneyin Televizyonu), “Petrosur” (Güneyin Petrolü), “Petrocaribe” (Karayip Petrolü), “Banco del Sur” ve en önemlisi de ALBA* bulunuyor.
ABD, Peru ve Kolombiya arasında imzalanan “Serbest Ticaret Sözleşmesi”nin Bolivya’ya yansıyan kötü etkilerini hafifletmek için Küba ve Venezüella, özel bir sözleşme imzaladılar. Buna göre Küba ve Venezüella, Bolivya’nın sağlık sisteminin geliştirilmesi, okuma yazma kampanyasının örgütlenmesi, ulusal bir havayolu şirketinin kurulması için yardım edecekler. Bu örnek, ALBA’nın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Geçtiğimiz nisan sonunda Ekvator Devlet Başkanı Raffael Correa, Dünya Bankası’nın temsilcisi Eduardo Somensatto’yu ülkesine şantaj yaptığı için sınır dışı etti. Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales, bütün Latin ülkelerinin ICSID’den** ayrılmalarını talep etti. Morales, Bolivya’nın Venezüella, Nikaragua ve Küba ile birlikte en kısa zamanda ICSID’den ayrılacaklarını açıkladı. Arjantin ve Brezilya da DB ve IMF’nin, ülkeleri üzerindeki etkilerini azaltmak için girişimlerde bulunacaklarını açıkladılar.
Chavez’in başlattığı bu hareket, bütün Latin Amerika kıtasını olumlu olarak etkiliyor. Diğer tarafta emperyalistler de boş durmuyor. Bütün AB ülkelerinde Venezüella Devlet Başkanı’nın “tehlikeli adımlarına” dikkat çekiliyor ve buna uzun vadeli izin verilmeyeceği söyleniyor.

(*): “Alternativa Bolivariana para los pueblos de Nuestra América” (Amerikamızın halkları için Bolivarcı alternatif) ALBA
(**): ICSID 1965 yılında Dünya Bankası’nın bir kolu olarak kuruldu. “Yatırım anlaşmazlıklarını Ortadan Kaldırmak İçin Uluslararası Merkez” (International Centre for Settlement of Investment Disputes) adı altında faaliyetlerini sürdüren kurum, emperyalist tekellerin çıkarlarını gözeten bir kurum.
Serdar Derventli
ÖNCEKİ HABER

Bir tek bordrolular vergi kaçırmıyor

SONRAKİ HABER

Bursa’da KESK üyeleri, İstanbul bölge mitingine çağrı yaptı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa