Komşuya çekinmeden gidebilmek

Merhaba! Yaşım 28. Samsun’un İlyasköy Mahallesi’nde doğdum ve 24 senedir aynı yerde ikamet ediyorum. Yıllardır oturduğumuz yerden 2. Bulvar Yolu geçeceği söylenirdi ve işin aslı, nihayetinde belli oldu. Sonuç: Sokağa atılıyoruz. Neden mi ya da nasıl mı?..


Merhaba! Yaşım 28. Samsun’un İlyasköy Mahallesi’nde doğdum ve 24 senedir aynı yerde ikamet ediyorum. Yıllardır oturduğumuz yerden 2. Bulvar Yolu geçeceği söylenirdi ve işin aslı, nihayetinde belli oldu. Sonuç: Sokağa atılıyoruz. Neden mi ya da nasıl mı?.. Anlatayım size.
Önce biz burayı arsa olarak aldık ve yıllarca uğraştıktan sonra, anca 2 katlı bir ev yapabildik ve ikinci katını tuğlalarla ördük. Belediyenin, bizim 115 metrekarelik evimize (95 metrekaresi ev olarak kullanılıyor) karşılık olarak verdiği bedel, 36 bin YTL. Belediye bize olanak sunmuyor mu? Tabii ki sunuyor: TOKİ. Ancak bir sorun var. Toplu konutlar, 60-70 metrekare ve fiyatları 75 bin YTL. Şimdi anladınız mı neden sokağa atıldığımızı?
Bizler, mahalleliler olarak TOKİ’nin evlerini inceledik. Mutfak dolapları suntadan yapılmış, kapılar ise karton gibi içleri boş. Duvarlar, stropiyer üstüne çekilmiş alçı ve evin pencereleri her an düşebilir. Mahallede kimse TOKİ’ye sıcak bakmıyor. Kim, göz göre göre mezara girmek ister ki? Mahalle sakinleri işçi, emekli; yani kıt kanaat geçinen insanlar. Bu insanların evleri yıkılırsa bir daha asla ev sahibi olamazlar. Biz de olamayız.
Bunlar işin maddi boyutuydu, ya maneviyatı? Ya evlerimiz yıkıldığında, her birimiz ayrı köşelere yerleştirildiğinde? Aslında bu daha büyük bir yıkım. Komşularımızla yıllardır bir ev halkı gibi yaşıyoruz. Siz bilir misiniz; evinizde tuzunuz, şekeriniz bittiğinde ya da gecenin bir vaktinde misafiriniz geldiğinde, ekmeğiniz olmadığı için ‘Ayşe Abla, Fatma Teyze’ deyip komşunuzun kapısını çekinmeden çalmayı? Sizin acınızı kendi acıları gibi bilip sizin gibi ağlayan, sevincinize ortak olup sizinle coşan komşularınız oldu mu hiç? Sizin evlerinize kendi evleri gibi sahip çıkıp göz kulak olan oldu mu? Ya da uzun yaz geceleri çay demleyip sokakta, evlerinizin önünde sohbet ederek sabahladığınız oldu mu? Bizi en çok da yıkan bu; komşularımızdan, dostlarımızdan, sevdiklerimizden ayrılmak!..
Bizler yıllarca çalışıp bir ev sahibi olduk. Çocukluğum hep kiracı olarak geçti. Ne zor şeydir kiracı olmak... Çocuklarımız rahat etsin diye ne büyük umutlarla kardık harcını, kumunu; ne büyük umutlarla eledik. Onlar sadece taşları, tuğlaları yıkmayacak. Onlar bizim hayallerimizi, umutlarımızı, geleceğimizi de yıkacaklar. Onlar sadece betonları değil, bizim kalplerimizdeki yaşama ümitlerini de kıracaklar. Onların baraka dedikleri yere biz yuva dedik ve bizim yuvamızı da yıkacaklar. Yapacakları yollardan da ağalar, paşalar, beyler geçecek. Bizlerin sonunun ne olacağı ise meçhul…
Yeter İnal (SAMSUN)
www.evrensel.net