ROJEV

ROJEV

  • Genel seçimin gündeme gelmesiyle birlikte, ‘birlik’ tartışma ve girişimleri de arttı.


    Genel seçimin gündeme gelmesiyle birlikte, ‘birlik’ tartışma ve girişimleri de arttı.
    Sahtekarların kurduğu politika pazarı, seçim tezgahı, halkın seçim seçenekleri olarak sunulmaya çalışılıyor.
    Sağ’da, ‘sol’da, her tarafta ‘birlik’ konuşuluyor.
    “AKP karşısında ‘sağ’ da ‘sol’ da birleşmelidir” çağrısı üzerinden sürdürülen bir konseptin içinde bulunuyoruz.
    ‘Kırk yıllık’ partiler, ‘kırk yıllık’ kaşarlanmış politikacılar, emek ve özgürlük düşmanları, hummalı bir biçimde konsepte uygun adım atmaya çalışıyor.
    Her tarafından dökülen, ipliği pazara çıkmış partiler makyaj yapmaya, kaporta değiştirmeye, imaj tazelemeye, olmazsa isim değiştirerek seçim piyasasına ‘birlik’ yapmış olarak çıkmaya hazırlanıyorlar.
    Son seçimlerde halktan büyük bir tekme yemiş olan, ANAP, DSP gibi partiler caka satmaya birliğin unsuru geçinmeye çalışıyor.
    Sağ’da birlik, ‘sol’da birlik!
    Olmazsa AKP...
    Tüm alternatifler mevcut!
    Laik, şeratçi!
    Darbeci, tarikatçı...
    Seç beğen al!
    Ne ararsan var. Üstelik birleşmiş olarak... ama tümü Kürt düşmanı, tümü özgürlük düşmanı, tümü barış ve kardeşlik düşmanı.
    Darbeye ve orduya sığınan cephe, sözüm ona laik cephe olarak yol alıyor. Laik ve şeriatçı cepheler döngüsü etrafında bir şekil verme hareketi sürüyor. Halk iki seçeneğe mahkum ediliyor. İki taraf da kendileri desteklenmezse felaket olacağını söylüyor.
    Ya darbe gelecek,
    Ya da şeriat...
    Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte gerilen ve generallerin gece yarısı muhtırası ile başka bir aşamaya varan süreçten nemalanmak için kılı kırk yarıyorlar.
    Birlik çalışmaları da bu kapsamda hız kazandı.
    Seçimin daha geç olacağını düşünen bir bölüm bezirgan ise ne yapacağı telaşı ile ‘çıkış’ yolu arıyor. Bir yerlere yamanmaya, bir mevki kapmaya çalışıyorlar.
    Birbirinden farklı olmayan, aynı ipliğin kumaşı olanların bir araya hızla gelmeleri ‘birlik’ olarak sunulmaya devam ediyor.
    Ancak bir bölümü gerçekleşen ve hâlâ süren ‘birlik’ girişim ve çabalarının tüm burjuva medya tarafından sahtekarca sunulduğu, halkın bu merkezlere yöneltilmesi için çaba sarf edildiği bir gerçek.
    Halka, ‘işte birlik, işte seçenek’ deniyor. Mevcut burjuva gerici karargahlardan birisine hapsolması dayatılıyor.
    CHP ve DP üzerinden sağlanan ama tümü de bayrak üzerine kurulu olan bu mihraklar, AKP’nin alternatifi gibi sunulmak isteniyor.
    Halkın birlik özlemi, iş, ekmek ve özgürlük talepleri muhtıra, Tandoğan ve Cumhuriyet mitingleri üzerinden bir kez daha piyasalaştırılarak, sistemin kutsanmasına, mevcut partilerin güven tazelemesine vesile edilmek isteniyor.
    ANAP ve DYP, Demokrat Parti çatısı altında birleşti.
    ‘Türkiye’yi Küçük Amerika yapacağız’ söylemi ile 1940’lı yıllarda kurulan Demokrat Parti, bu kez de emek ve demokrasi düşmanlığında tescilli iki partiye yeniden şemsiye oldu.
    Yeni dönemin yeni konsepti gereği olarak şimdilik bir araya geldiler. ‘Bin operasyon’ yapmakla ünlü Ağar ile birçok parti dolaşmış, en son AKP’den ayrılmış olan, Kürt sorunu, emekçi talepleri, laiklik sorunu ve Alevilerin talepleri karşısında bir milim bile esneme payı olmayan Mumcu’nun bir araya gelişinin bu iki partiye kurtarmaya yetmeyeceğini hep birlikte göreceğiz. Güçsüzlüklerini, rezil ve rüsva oluşlarını gizleyerek, Türkiye’nin ve halkın geleceği için bir araya geldikleri ve birleştikleri yalanı uyduran hiçbir partinin inandırıcı olmayacağını hep birlikte göreceğiz.
    CHP ve DSP de “sol’da birlik” adına seçimlere ortak girecek. Baykal, DSP lideri Sezer ve ekibine listelerinde yer verecek. Diğer bazı parti ve ‘kıymeti kendinden menkul’ şahsiyetlerin de Baykal listelerinde gireceği görülüyor. Cem Uzan ve Karayalçın’da oralarda dolaşmaya devam ediyor. Cumhuriyet mitingleri üzerinden parsa toplamak isteyen bu mihrak, generalleri de arkasına aldığını düşünüyor ve bundan mutluluk duyuyor. Geleceğini darbe çığırtkanlığı ve bayrak gösterileri üzerinden kuran bu mihrak, ‘Ne mutlu Türküm diyene! demeyen düşmandır ve öyle kalacaktır” sloganına sarılarak Türkiye’yi başka bir uçurumun kenarına sürüklüyor.
    AKP ise ‘mağdur ve mağrur’ görünümü vermenin çabasındadır. Muhtıra yemiş, cumhurbaşkanlığı elinden alınmış ve gadre uğramış parti olarak seçim alanlarına çıkıp, demokrasi havarisi kesilecek.
    Yani emek, demokrasi, özgürlük ve bağımsızlık düşmanı partiler, bir kez daha Türkiye’nin kaderini belirleyecek tek güç oldukları iddiasıyla seçim çalışmasına başlayacaklar.
    Gerçekler bir kez daha tersyüz edilecek.
    Türkiye’nin gerçek sorunları gizlenerek, yaratılan rekabet üzerinden halkın mevcut burjuva partilerden birinin etrafında toplanması için yeniden hummalı bir çalışmaya girilecek.
    Kürt sorununun demokratik çözümünden söz edilmeyecek. Aksine ırkçı ve şoven söylemde yarış başlayacak.
    İşsizlikten, gelir dağılımındaki uçurumdan ya söz edilmeyecek, ya da yalan ve demagojiye baş vurulacak.
    IMF ve Dünya Bankası mahkumiyetinden,
    ABD’nin Türkiye’ye dayattığı ekonomik, siyasi ve askeri dayatmalardan, emperyalizm uşaklığından söz edilmeyecektir.
    Seçime gidilen bu süreçte yaratılan bu atmosfer, Türkiye’deki demokrasinin düzeyini bir kez daha açığa çıkarmış oldu. Demokrasi olarak sunulanın nemenem bir sahtekarlık olduğu görülmüş oldu. Bayrak etrafında ‘tekleşmiş’, bir seçime gidiliyor.
    Burada tek seçenek kalıyor. Darbecilere karşı, AKP’nin gerici, dinci ve şoven politikalarına karşı halkın gerçek seçeneği. Emek, barış ve özgürlük seçeneği. Türkiye AKP ve değişik tonlara sahip olsalar bile aynı kaynaktan beslenen, darbecilikten medet ummuş ve oradan yürümek isteyen güçlere mahkum olamaz. Darbeciler ve tarikatçılar Türkiye’yi daha büyük bir tehlikeye sürüklemektedirler. Tek seçenek birleşik demokratik halk seçeneğidir.
    Siyasi partilere; EMEP, DTP, ÖDP, SDP büyük bir sorumluluk düşüyor. Barış, demokrasi, özgürlük ve sosyalizm mücadelesindeki bütün güçler büyük bir sorumluluk altındadır. Bunu görmek ve gereği için adım atmak gerekiyor. Büyük bir birlik platformu yaratmak ve sürece tam ortasından müdahale etmek gerekiyor. Tam karşıdan, tam cepheden. Türkiye halkları AKP, CHP, DP ve benzerlerine mahkum değil, özgürlük ve demokrasi cephesi de var diyerek meydana çıkmak gerekiyor. İşçiler, gençler, kadınlar, aydınlar bu cephede. Bu cephe akıl, izan ve insanlık cephesidir. Diğerleri kan, şiddet, sömürü ve baskı cephesi.
    Sendikalara; DİSK, KESK ve TÜRK-İŞ’e bağlı sendikalara, TMMOB, TTB gibi meslek odalarına, TYS, TGS gibi yazar ve gazeteci örgütlerine, öğretim görevlilerine, aydın ve sanatçılara, Alevi derneklerine, işçi ve emekçilere, Türkiye’nin bağımsızlığından, özgürlüğünden ve halkların kardeşliğinden, gerçek laiklikten yana olan tüm güçlere büyük sorumluluk düşüyor. Tek seçenek ve güçlü seçenek bu platformdur. Halk böylesi bir seçenek beklemektedir. Cumhuriyet mitinglerine katılan Alevi, ilerici ve aydınlanmadan yana, ama arayış ve yanılgı içinde olan kitlelerin etrafında birleşeceği yer de bu platformdur. Darbecileri, Kürt düşmanlarını, kızılelmacıları, bilumum ırkçı ve şoven çeteleri tek başına bırakacak, gerçekten laik, gerçekten demokratik, gerçekten bağımsız bir Türkiye isteyen tüm güçleri, halkların kardeşliğine dayalı bir platformda bir araya getirecek tek güç bu birlik platformudur.
    Bu güçler gecikmişlerdir. Ama süratle hareket edilirse telafi edilebilir bir süreçten geçiyoruz. Seçimlere ortak adaylarla girmek için gecikmeden harekete geçilmelidir. En ufak olanak heba edilmeden. Bağımsız adaylar ya da diğer seçenekler, tümü değerlendirerek, ama bir yarma hareketi başlatarak, bu güruha bir ders verme zamanı gelmiştir. Herkes sorumluluklarını bilerek adım atmalıdır. Gecikmeden...
    Ender İmrek
    www.evrensel.net