EMEK GÜNLÜĞÜ

EMEK GÜNLÜĞÜ

  • Genelkurmay’ın açıklamaları, 14 ve 29 Nisan mitingleri, buradan kendisine siyasi rant çıkarmaya çalışan partiler...


    Genelkurmay’ın açıklamaları, 14 ve 29 Nisan mitingleri, buradan kendisine siyasi rant çıkarmaya çalışan partiler... Buna bağlı olarak son birkaç haftalık siyasal gelişmeler, baş döndürücü bir hızla devam ediyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden kopartılan fırtınanın ardından seçim kararının alınmasıyla yeni bir sürece girilmiş oldu. 27 yıl önce yapılan askeri darbe ve ondan türemiş Anayasa, nereye çeksen o tarafa uzuyor. AKP ve CHP çekişmesi üzerinden toplum bölünmeye çalışılıyor. Bir taraf, ‘ben laikliğin savunucusuyum’ diyor; diğer taraf, ‘asıl laikliğin gerçek savunucusu benim’ diyor. Din de böyle kullanılıyor; ‘en iyi dindar benim, benden daha iyi dindar bulamazsınız’ deniyor. Laiklik ise ortada can çekişiyor.
    Devlet, hükümet ve ana muhalefet cenahında bunlar tartışılır ve sürerken işçiler ne düşünüyor, nasıl değerlendiriyorlar?
    Kimya işkolunda üretim yapan bir fabrikanın kapısından giriyoruz. Öğle yemeğinin ardından bahçede tüttürülen sigaralar ve keyifle içilen çaylar. Temsilcilik odasına yöneliyoruz. İçeride, işçiler oturmuşlar tartışıyorlar. “Temsilcilik odasında siyaset, çay ocağında spor konuşuluyor” diye başlıyorlar söze. Fabrika da spor ve siyaset konuşanlar diye ikiye ayrılıyor. Memleket karışık, her şey hızlı gelişiyor. 1 Mayıs’ta yenen polis copu ve gazı, kısaca konuşuluyor. Arkasından söz, 14 ve 29 Nisan mitinglerine ve seçimlere geliyor. Fabrikadan mitinge giden işçiler var. “Laikliğe sahip çıkmak için” diyorlar. “Laikliğe sahip çıkma adına başörtüsü düşmanlığı geliştiriliyor” diyenler de var. Çağlayan mitingindeki bir görüntü, bir işçinin dikkatini çekmiş. Elinde Atatürk posteriyle yürüyen türbanlı bir kadın ve onun yanında türbana karşı çıkan başka birisi. “Burada çelişki var” diyor ve devam ediyor: “Türbanlı olan laikliğe karşıymış gibi gösteriliyor. Benim eşim türbanlı, ben iktidar partisinden değilim.”
    “Hükümet partisi olan AKP, bunu; türbanı suiistimal ediyor. CHP laikliği böyle kullanıyor, ikisinin yaptığı aynı kapıya çıkıyor. Asıl meseleler bunlar değil” diye söze giriyor işçinin birisi ve anlatmayı sürdürüyor: “4.5 yılda ne oldu, geriye dönüp bakalım. Asgari ücret yerinde sayıyor, kira bile ödenemez bir ücret oldu. Hayat giderek çekilmez hale geliyor. İşsizlik kol geziyor, çalışma koşulları ağırlaşıyor, sendikalar zayıflıyor; bunları tartışan yok. Bu yapılan tartışma, hem AKP’nin ve hem CHP’nin işine geliyor. Ana muhalefet partisinin görevi nedir, bunları niye yapmıyor? Neden asgari ücret için bir miting yapmadı; işçilerin hakları için, özelleştirmeye karşı neden alanlara inmedi? 4.5 yıl Meclis’te yan gelip yatacaksın, sonra çıkıp ‘ben muhalefet görevimi yerine getirdim’ diyeceksin; yok öyle şey, buna kimse inanmaz.”
    Mitinge katılan başka bir işçi, alana gelenlerin CHP’ye oy vereceği gibi bir durum olmadığını söylüyor. “Alandaki görüntü ile sandıktaki görüntü aynı olmayacak” diyor. Emekçilerin hakları için birleşerek alandakiler kadar olması halinde, her şeyin farklı olacağını söylüyor bu işçi. Sendikacı olup da Meclis’e girenlerin ise hiçbir şey yapmamasından yakınıyor. Bu sendikacıların işçileri kandırdığını düşünüyor.
    Fabrikada AKP karşıtlığı, sözle olsa bile artmış durumda; bunun sandığa ne kadar yansıyacağı ise kestirilemiyor.
    Bir arkadaş söze giriyor: “Ben her şeyi kendi yaşamıma göre değerlendiriyorum. Gelirim artmadı, sosyal hayatımda değişiklik yok, düne göre daha fazla çalışmak zorunda kalıyorum. Ben böyleysem diğer işçiler de benim gibidir. AKP de CHP de karın doyurmuyor. Aralarındaki farkı söylesinler; ne farkları var birbirlerinden, ben anlamıyorum. Anlayan varsa söylesin.”
    Öğle yemeği paydosu bitti; makineler dönmeye başladı, işçiler tezgah başına dönüyor: Hayatı yeniden üretmek için...
    Seyit Aslan
    www.evrensel.net