Fotoğraf: Evrensel

Tokat

Günümüzde, Türkiye’de yaşananlar bir film gibi izlettirilmeye çalışılıyor. Öyleyse biz de 2007 1 Mayısı’nı konu alan bir film izlediğimizi düşünelim.


Günümüzde, Türkiye’de yaşananlar bir film gibi izlettirilmeye çalışılıyor. Öyleyse biz de 2007 1 Mayısı’nı konu alan bir film izlediğimizi düşünelim. Filmi çekenler, bunun bir film olduğunu unutturmaya çalışsa da biz farkında olalım. Ve filmi çekenlerin tavrının/tarafının Masis Kürkçügil’e atılan tokadı nasıl değerlendirdiğine bakalım.
Klasik bir Hollywood filminde temel olarak konu ve sinema dili açısından değişmeyen özellikler vardır. Genellikle bu filmdeki karakterler, bir kısmının diğerlerini saf dışı etmesiyle çözülen zıt bir ilişki içindedirler. Karakterler, gözle görülür biçimde fiziki görünümleri ile belirlenmiştir. Bu kişilerin zıtlaşmalarının nedenleri, birbirleriyle karşılaştıkları anda tanımlanır ve karşılaştıkları alan, elden çıkarılamaz bir değerdir. Film karakterleri, ne birbirlerini değiştirebilir ne de başka kişilerin işe karışması ile değişebilirler. Kuvvet kullanma dışında birbirlerini değiştiremezler. Klasik Hollywood; özellikle de Western filmleri, Amerika’nın ekonomik uygulamaları ve ideolojisi arasındaki çelişkilere dayanır. Ve filmler bu çelişkileri, alan kaydırarak çözer. Ya da daha doğru bir deyişle; çözermiş gibi yapar. Üzerini örttüğü çelişkilerin görülmesini engelleyerek seyircinin ideolojik görüş doğrultusunda boşalmasını zorunlu kılar. Alan kaydırılarak sistemdeki herhangi bir kötünün saf dışı edilmesi ya da cezalandırılmasını sağlayacak bir çatışma noktasının çözülmesi ve böylelikle seyircinin rahatlatılması ile sistemdeki tüm sorunların üzeri örtülür. Klasik Hollywood filmlerindeki alan kaydırma, dramatik yapının giriş, gelişme, düğüm ve sonuç bölümlerindeki gerilimler ve gevşemelerin çelişkiyi ortaya koyacak şekilde değil de üzerini örtecek şekilde kurulmasıyla desteklenir. Böylece, seyircinin bir film izlediğini unutturan “Bu niye böyle oldu?” sorusunu sormasına izin vermeyen bir yapı kurulmuş olur. Şimdi filmimize geri dönelim.
Klasik bir Hollywood filmi izler gibiyiz. Masis Kürkçügil’e tokat atan polisi arıyoruz. O, filmdeki kötü polis. 1 Mayıs 2007 tarihinin Taksim Meydanı’nı konu alan Klasik bir Hollywood filminin düğüm noktası o polisi bulmak. O polis saf dışı edildiğinde ya da cezalandırıldığında, hepimiz rahatlayacağız. Medyanın çağrısına uyan yetkililer, filmin kahramanları. İyi kahramanları... “Kötü”yü bulup cezalandırıp seyircileri rahatlatacaklar. O meydanda atılan yüzlerce tokadı görmeyenleri rahatlatacaklar. Kendilerini de arındıracaklar. Herkes rahat bir nefes alacak. Düğüm çözülecek. Bir haber bülteni “Duyurularımıza kulak veren yetkililer, polisi yakaladı” diyecek. Bu da filmin çözüm bölümü olacak. Film bitecek. 1 Mayıs 2007 Taksim Meydanı’nda uygulanan şiddetin, bu tutumu yaratan ideolojinin sorgulanması yerine, alan kaydırılarak kameralara yansıyan tokadı atan polisin suçlandığı ve yakalanırsa da yetkililerin aklandığı bir film olacak.
Oysa biz bu filmi, bu filmin yapısını biliyoruz. O polisin bulunarak sistemdeki tüm aksaklıkların, faşizan tutumun üstünün örtülmeye çalışıldığının, seyircilerin de bu yolla rahatlatılmaya çalışıldığının farkındayız.
Ahsen Deniz Morva İÜ İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi (İSTANBUL)
www.evrensel.net