cızırtı

şu kadarcık insanlık yok mu?



Reklamlar duygu sömürüsünün gözünü çıkaralı çok oluyor. Artık iğrençlik düzeyinde iş görüyorlar.
Son numara, Anneler Günü reklamları. Kendi adıma konuşayım, bana olmaz olaydı bu anneler günü, dedirtiyorlar.
Önce bir çocuk fırladı. Ne yazık ki, dizi çocuğu olduğu halde sevimli bulduğum tek çocuktu bu. Artık reklamlarda o da sinirime dokunmaya başladı, ağzını yaya yaya konuşan yaşıtları gibi. Babaya bir nutuk çekiyor, anasına pırlanta yüzük almadığı için yerin dibine sokuyor. “Şu zaman da almadın, bu zaman da almadın” diye suçlayıcı bir tonda postayı koyuyor. Sonra da duygu sömürüsünün dozunu iyice abartarak “Ben anneme şu kadarcık bir şey almak istiyorum, param yok sen alıver” getiriyor lafı. Sonra o “şu kadarcık” şeyin faturasının ne kadar kalın olduğu ortaya çıkıyor. “36 aya kadar taksit yaparız” falan...
Bir başkasında adam kadına anneler günü kisvesi altında yüzük alıp veriyor. Kadın “Ben anne değilim” diyecek oluyor, yüzüğü görünce ağız değiştiriyor: “Ama artık olabilirim.”
Bu kadar insanlığa faydası olmayan bir sektör daha az bulunur. Ama bu kadar kendini bir halt sananı da bulunmaz. Terbiyesiz herifler sevginin taşla ölçüleceğini, o taşa binlerce dolar vermezsek sevgiyi, “şu kadarcık” bir şeyi esirgediğimizi iddia ediyorlar ya... Hakaret ediyorlar, hem de gözümüzün içine baka baka. Kadınların payına da, hayattan o değerli taş dışında hiçbir şey beklememek düşüyor.
Tabii bu elmas tüccarlarının Afrika’da ne dolaplar çevirdikleri, kaç kişinin canına kıydıkları, kaç kara derili vatandaşı köleleştirdikleri kimsenin aklına gelmiyor ya... Ağzımı bozmadan şu kadarını söyleyebilirim: Yüzüğünüzü de alın gidin.

doldur viskiyi...
Nereden çıktı diye düşünebilirsiniz. Dizilerden çıktı. Televizyonda çok sık viski içen birileri gördüğümü düşünüp ufak bir araştırma yaptım. Tahminimden de çok çıktı.
Sevdiği kadın onu sevmiyor mu? Hop dolaptan çıkarıyor viskiyi, adabına göre dolduruyor: Kristal viski parmağının dibine bir parmak... İşte ciddi sorunlar mı var? Evde tek başınasın, öyleyse neden viski içmiyorsun? Ağlayıp efkarlanma vakti geldi, viskisiz olur mu?
İşte size geçen haftanın dizilerinden bir derleme: Pazartesi günü, Beyaz Gelincik’in Ömer Ağa’sı, Salı günü, Binbir Gece’nin Bennu’su, Çarşamba günü Yaprak Dökümü’nde evin bütün kızlarını kendine aşık eden Oğuz, Perşembe günü, Sağır Oda’da Girayhan, olmadı Nogayhan Kırımlı, cuma akşamı Sıla’nın Cihan ağası... Verdiler kendilerini viskiye.
Başka türlü efkarlanılmıyor ya... Mesele viski değil burada, bu kadar uyduruk bir sahnenin bütün dizilerde tekrar edilmesi. Çünkü bu rastlantı değil. Amerikalılardan görmüşler ya, kalıp olmuş, bize akılları sıra birisinin düşünceli olduğunu gösterecekler. Bir tane dizi yazarı da, “Düşünceli adamı şöyle gösterelim” diye bir şeyler düşünme ihtiyacı duymuyor. “Tabii ki viski” diye yazıyor. Aksi düşünülemez.
Ama, birincisi gerçek değil. Kaçınız efkarlanıp evde viski şişesinin dibini buldunuz, bir düşünün. İlle içki içecekseniz elli çeşit içki var, viski kimin aklına gelir ki, hem de yalnız içmek için... Belki birkaç kişinin vardır öyle bir alışkanlığı. Ama dört diziden beşinde olacak kadar çok kişinin değil!
En kötüsü, ufak bir düşünce kırıntısı bile yok bu uyduruk sahnede.
Galiba önceden normal insanların olduğu diziler daha çoktu. Şimdi herkes viskiyi yuvarlıyor.

KAMPANYA - medya patronu star yapılsın!
Her şeyin yarışması yapılıyor. En son milletvekili adayını da yarışma yoluyla seçeceklerini duyunca, bu medya patronlarının ne kadar uyanık olduğu geldi aklıma. Düşünsenize, onlar her şeyi seçiyorlar. Birkaç tane aday gösteriyorlar, jüriyi kendileri belirliyor, üstüne bütün o seçim sürecinden de iyi para kazanıyorlar.
Demek ki onlar herkesi seçiyor, sen popstar ol, sen vekil star ol, sen şarkıcı ol, sen dansçı ol, sen sirkçi ol diyor. Onlara ses çıkaran yok. O zaman bu medya patronlarını da biz seçelim. Kimlerin bizim için nasıl planları olacağına biz karar verelim. Biraz da onlar ter döksün, göstersin marifetini. Onların dokunulmazlığı mı var? Herkes seçiliyor. Medya patronları da SMS ile belirlensin. En az oyu alan elensin.

Çağdaş Günerbüyük
www.evrensel.net