Anneler tektaş değil iş ve aş istiyor

Dün anneler günüydü. Haftalar öncesinden televizyonlarda, bilboardlarda, ilanlarla süslü ve pahalı hediyeler için insanlar mağazalara, büyük alışveriş merkezlerine ve kuyumculara davet edilmeye başlanmıştı.


Dün anneler günüydü. Haftalar öncesinden televizyonlarda, bilboardlarda, ilanlarla süslü ve pahalı hediyeler için insanlar mağazalara, büyük alışveriş merkezlerine ve kuyumculara davet edilmeye başlanmıştı. Özellikle tek taş pırlantalar için yapılan reklamlarda çocuklarının saflığı kullanılarak mutluluğun ve hatta isteklere ulaşmanın yolunun tek taştan geçtiği anlatılıyor. Çizilen bu tabloyla anneler gününün ekranlara yansıması böyleyken Mersin sokaklarında geçimlerini sağlamak için takı ve mendil satan anne ve çocuklar o reklamların kendilerine değil küçük bir azınlığa hitap ettiğini belirterek, kendileri için anneler gününün ne ifade ettiğini gazetemize anlattılar.
Kezban Özdemir, 47 yaşında hayatını Mersin’de sahil kenarında takı satarak sürdürüyor. Tek amacı nişanlı olan oğlunu evlendirebilmek. Yaşamın kendisine getirdiği zorluklara rağmen hayatını takı satarak sürdürmeye çalışıyor. Anneler Günü ile ilgili ne düşündüğünü sorduğumuzda ‘Benim en güzel hediyem oğlumun sağlık ve mutlu bir yaşam sürmesi’ diyor. Haftalar öncesi başlatılan Anneler Günü ile ilgili hayatın her anına iliştirilen kampanyalarla ilgili ise, ‘reklamlarda tanıtılan hediyeler bizim hiçbir zaman alamadığımız, alamayacağımız hediyeler. Biz günümüzü nasıl geçireceğimizin derdindeyiz. Karnımızı doyurma ve iş peşindeyiz. Hiçbir zaman çocuğumdan o şekilde süslü püslü hediyeler beklemedim. Benim için onun hayatta olması en anlamlı hediye’ diye konuşuyor.
İki Türkiye var
Sahil boyunda takı satarak hayatını sürdürmeye çalışan Hatice Şahin ise 6 yıldır bu işle uğraşıyor. Eşi hayatta olmayan Hatice Hanım’ın tek derdi lise öğrencisi olan kızını okutabilmek. Bu işi yaparken çok zorlandığını belirten Hatice Hanım zabıtanın kendilerine rahat vermediğini söyledi. Türkiye’de hayatın televizyonlardan aktarıldığı gibi tozpembe olmadığını belirten Şahin, çöpten ekmek toplayıp karnını doyurmaya çalışan insanların olduğu bir ülkede böyle şaşalı günlerin insanların çok da ilgi alanında olmadığını belirtti. Türkiye’de iki farklı sınıfın olduğunu dile getiren Şahin, “Nüfusu az ama paraları çok olan bir sınıf var. Onlar için hayat alışveriş merkezlerinden, eğlenceden ibaret. Bir de hayatını geçindirebilmek için canını dişine takıp çalışan bizim oluşturduğumuz ve sayısı ülkenin nüfusunu oluşturan ikinci bir sınıf. Onlar insanların sırtından kazandıkları paralarla gününü gün ederken bizler başkasına muhtaç olmadan namusumuzla geleceğimiz örmeye çalışıyoruz” diye konuştu.
Çocuklar hediye alabilmenin hesabını yapıyor
Anneler her ne kadar hediye beklemeseler de çocuklar gördüklerine daha çabuk aldanıyorlar. Reklam furyası içinde boğulan çocuklar annelerine hediye alabilenin planlarını yapıyorlar. Ailelerine maddi katkı sağlamak için sokaklarda çalışıp anne ve babalarına her gün emeklerini hediye eden çocuklar, anneler günü olarak duydukları bir gün de hediye almak istiyorlar. Ailesine yardımcı olabilmek için 5 yıldır sokaklarda çekirdek, mendil satan Osman bu çocuklardan sadece biri. Hem okula gidip hem de evine maddi katkıda bulunmak için çalışan Osman şimdiye kadar annesine hiç hediye alamamış. Hediye almak ister misin? sorusuna ise para olsa almak isterdim’ cevabını veriyor. Şimdiye kadar hediye alamamasının nedenini ise ‘çalıştığı paranın ancak eve yettiğini’ söyleyerek açıklıyor. Annesinin iki kere ameliyat olduğunu ve bunun için çalıştığını anlatan Osman, eğer akşama kadar her gün kazandığından fazla para kazanırsa annesine kesin hediye alacağını söyleyerek bunu da gazeteye yazmamızı istiyor. (MersinEVRENSEL)
Zor gün hediyesi
İlkokul 5. sınıfa giden Mazlum’da ailesine katkıda bulunmak için çalışan çocuklardan biri. O bu anneler günün de ilk defa annesine hediye almanın mutluluğunu yaşıyor. Annesine hediye alabilmek için üç haftadır kazancını biriktirdiğimi söyleyen Mazlum ablasının isteğiyle annesine hediye olarak çeyrek altın almış. Neden altın aldın diye sorduğumuzda ‘hediyeyi ablam seçti. Ben de alalım dedim. İlerde zorda kalırsak çeyrek altını satar kullanırız. Fakat başka bir hediye alsaydık onu satamazdık’ dedi.
Cumali Akkaş
www.evrensel.net