GÜNDÖNÜMÜ

  • Seçimlere yaklaşıldıkça akıl almaz olaylar da artmaya başladı. Egemenler iki buçuk partiden oluşacak Meclis için formüller üretiyorlar. Sermayenin medyası ve anketçileri şimdiden Meclis’i oluşturdu. AKP, CHP, DP ve MHP’nin barajı geçerek Meclis’e girmesini uygun gördü.


    Seçimlere yaklaşıldıkça akıl almaz olaylar da artmaya başladı. Egemenler iki buçuk partiden oluşacak Meclis için formüller üretiyorlar. Sermayenin medyası ve anketçileri şimdiden Meclis’i oluşturdu. AKP, CHP, DP ve MHP’nin barajı geçerek Meclis’e girmesini uygun gördü.
    Son günlerde yaratılan gerilim eşliğinde şeriat tehlikesine karşı “Cumhuriyeti savunma” adına düzenlenen mitinglere katılmayanların Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı ilan edildikleri bir ortam oluşturuldu.
    Şeriat tehlikesini kim ve hangi politikalar yarattı? Bu tehlike nasıl önlenebilir?
    Siyasallaştırılmış dinci gericilik; Sovyetler Birliği’ne karşı sürdürülen soğuk savaş yıllarında ABD tarafından komünizmin yayılmasını önlemek amacıyla “Yeşil Kuşak” diye adlandırılan, Sovyetler Birliği’ni güneyden kuşatma politikasının benimsenmesi üzerine dinsel inançların istismarı, inançların siyasal araç olarak kullanılması, ABD ve işbirlikçi hükümetlerin dinci örgütlere ve şirketlere silah ve para yardımlarıyla geliştirildi.
    12 Eylül askeri darbesinden hemen sonra Rabıta örgütü aracılığıyla maaşları ödenen kişiler kullanılarak dinci örgütlenmeler desteklendi.
    Kenan Evren meydanlarda ayetler okuyarak, imam çocuğu olduğunu söyleyerek dinci gerici örgütlenmeleri desteklerken, ilerici-devrimci kişiler ve örgütler dağıtıldı, baskı ve işkencelere uğratıldı, gözaltında kaybedildi, öldürüldü. 1982 Anayasası’yla okullarda din dersleri zorunlu hale getirilirken bilimsel düşünmeyi özendiren felsefe, mantık, sosyoloji gibi dersler adeta yok edildi.
    Türk-İslam sentezi anlayışı ile toplum dinci-gerici ve ırkçı-milliyetçi bir ideolojiyle eğitildi, bilimden uzaklaştırıldı. Sorgulayan, paylaşımcı, dayanışmacı bir gençlik yerine; bireyci, var olanı kabullenen, sorgulamayan, örgütsüz gençlik yığınları oluşturulmak istendi. Kenan Evren “12 Eylül’ün etkisi ve sonuçları 20 yıl sonra anlaşılacak” demişti. Bugünkü sonucu öngörmüşlerdi darbeciler.
    Diyanet İşleri Başkanlığı eliyle (birçok bakanlıktan daha çok bütçe ayrılarak) İslam dininin Sünni mezheplerinden Hanefi mezhebine göre din eğitimi verilerek, devlet bütçesi ile bir ‘devlet dini’ oluşturulmuştur. Devletin tüm dinlere ve inançlara aynı uzaklıkta olmadığı böyle bir devlet düzeninin laik olduğundan söz edilemez.
    Anlaşılıyor ki; eğer bugün bir şeriat tehlikesi varsa bu tehlike doğrudan doğruya devlet desteği ile yaratılmıştır.
    Bugün şeriatı getireceğinden kaygı duyulan AKP’nin TBMM’de ezici çoğunlukla yer almasının asıl sebebi halkın iradesinin parlamentoya yansımasını engelleyen yüzde 10 seçim barajı ve anti demokratik seçim sistemidir. Kürtleri ve komünistleri meclise sokmamak için seçim barajında ısrar eden AKP ve CHP gibi partiler bu sonucu yaratanlardır.
    Bunlardan CHP, kendi yarattığı sonuç üzerinden gerilim yaratarak halkı kendisine oy vermeye zorlamaya çalışıyor. Kavga eder görünen partiler, emekçi düşmanı politikalarda birleştiler, bağımsız adayları engellemek için türlü yöntemler ürettiler. Yetmedi, komik gerekçelerle DTP’nin kapatılması istendi.
    Çözümü bu tehlikeyi yaratanlardan beklemek mümkün değildir.
    Türkiye’de gerçek laiklik de, ilerici değerler ve demokrasi de ancak işçi ve emekçi kitlelerin birliği ile sağlanabilir. Halka yeni bir seçenek sunmak ve emekçileri birleştirmek için herkes sorumlu davranmalı, ortak bir adres gösterilmeli. Yoksa seçim adı altında egemen güçler ve sermaye medyasının atadığı kişiler sandıkta halka onaylatılacak.
    Halkımızın şeriat ile darbe, din devleti ile devlet dini seçeneklerine mahkum edilmemesi sorumluluğu üzerimizde duruyor.
    Aklımızı kullanmamız gerekiyor.
    Hasan Hüseyin Evin
    www.evrensel.net