İNSAN VE SPOR

  • Evrensel evi üstüne kaçak kat çıkmayı sürdürüyor. Haftalık gazetecilikten televizyon sürecine gelen ve artık ülkemizde ciddi bir kültür-sanat geleneği olan Evrensel oluşumu, bugün en etkin iletişim ve yayın aracı olan televizyona da giriş yapıyor.


    Evrensel evi üstüne kaçak kat çıkmayı sürdürüyor. Haftalık gazetecilikten televizyon sürecine gelen ve artık ülkemizde ciddi bir kültür-sanat geleneği olan Evrensel oluşumu, bugün en etkin iletişim ve yayın aracı olan televizyona da giriş yapıyor.
    Bu Evrensel evinin çıkacağı son kaçak kat mı?..
    Sanmıyorum. Bu köklü gelenek sürekli kendini yenileyerek ve ilerleterek çağın koşullarına eleştirel ve alternatif bakışıyla müdahale etmeyi sürdürecektir. Yaşama ve olaylara halkın gereksinimleri doğrultusunda bakan, bağımsızlık ve özgürlük ateşinin evrensel ruhuyla etkilere açık olup insanlık hallerini emeğin penceresiyle işleyen bir mekanizmayı sürekli kılan anlayış elbette desteklenmeli, ilerletilmelidir. Üstelik aynı kulvarı paylaşan farklı siyasal ve estetik tutumların dar görüşlü sekter tutumlarına izin vermeden ve o durumlara düşmeden…
    Sermaye çıkarına karşı emeği öne koyan felsefi tutum ışığında halktan yana ve her iyi şeyi sahiplenecek bir araç. Hayat televizyonu tüm duyarlı çevrelerin ve elbetteki insanımızın umudu olacak. Yeni umutları tetiklemek ve yeni bilinç kanallarının daha da çoğalmasını sağlayabilmek için!..
    Günümüzde artık zorunluluğu kaçınılmaz olan ve rüyalarımızın arka bahçesine açılan bu farklı ekranın penceresinden kendi yaşamlarımızı farklı gözlerle irdeleyip kendimizi yenileyeceğiz. Pek çok kesimin sıcak desteği, girişimin niteliğini ortaya koyuyor.
    Bizler de Denizli’den ortak olmak için sesimizi uzatıyoruz çakılan bu kıvılcıma.
    Pazar günü şair dostumuz Şükrü Erbaş ve Denizli Hayat Televizyonu destekçileriyle hem Şükrü ağabeyimizin buharı üstünde tüten yeni şiir kitabıyla buluşacak, hem de Hayat Televizyonu’muzu Denizlililerle paylaşacağız. Hayatı ve giderek tükenmekte olan hayatın şiirini diriltebilmek adına…
    İnsan emeğinin-bedeninin metalaştırılmasına karşı çabalayanların bir mikrofonu var artık. Bizlerin aydınlanma yolunu ışıtacak yeni bir umut. Hele hele bizleri futbolla uyutmaya çalışan ve bu masum oyunu kullanarak dünyaya bakış açımızın sınırsız boyutlarını bir tek futbol topu hacmine mahkum eden popüler kültüre karşı alternatif spor kültürümüzü savunabileceğimiz renkli kutumuz var. Şimdi televizyon seyredebiliriz artık. Düzeyli ve oyunu gerçek boyutlarıyla irdeleyen bir futbol sunumuna kavuşabiliriz. Kimsenin kimseye hakaret etmediği, spor kültürümüzü etik-estetik ve uygulanabilir perspektifiyle yaklaşan bir sunum kültürüne o kadar gereksinmemiz var ki!..
    İşte bu düzeyi yakalama olanağına kavuşuyoruz Hayat Televizyonu’yla.
    Oynayarak, eğlenerek ve saygıya dayalı bir rekabet kültürünü işleyerek geliştirebiliriz insan için sporu. Sanırım bizim kulvarlarımızdaki dostlarımızı da böylece spora yakınlaştırabiliriz. Bunca kitlesel bir değer taşıyan futbolun sosyolojik tahlillerinden uzak kalmadan alternatif futbol ruhunu yeniden açığa çıkarabiliriz. Ortaçağın sonunda gelişen kapitalizmle anlam bulan ve proleterya oyunu olarak adlandırılan bu oyunu yeniden sokaklara taşıyabilir, sokağın felsefi kültürüyle onu anlamlandırabiliriz.
    İşte ancak o zaman ofsayta düşenler, gerçekte biz seyirciler ve sessiz kalanlar olmayız. Olmamak için de direncimizi sıcak tutmalıyız. Hoş geliyorsun Hayat…
    Hakan Keysan
    www.evrensel.net