JİN û JîN

JİN û JîN

  • Mayıs ayının ikinci pazarı, Anneler Günü’nü geride bıraktık.“Anneler Günü’nü kartla kutlamayın!” Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF), kredi kartı kullanarak, ahlaki değerlerini tüketmiş kapitalizmin kâr oyunu olan Anneler Günü’nün kutlanmaması uyarısı yaptı.


    Mayıs ayının ikinci pazarı, Anneler Günü’nü geride bıraktık.
    “Anneler Günü’nü kartla kutlamayın!” Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF), kredi kartı kullanarak, ahlaki değerlerini tüketmiş kapitalizmin kâr oyunu olan Anneler Günü’nün kutlanmaması uyarısı yaptı.
    Tüketici Hakları Derneği, bir başka vurgu yaparak; Anneler Günü ve annelerin reklamlar aracılığı ile sömürü aracı olarak kullanılmasına tepki gösterirken, tüm annelere de “çocuklarını sağlıklı, güvenli ve doğan ürünlerle besleme” çağrısı yaptı.
    Bir kısım köşe yazarları da Anneler Günü’nü kutlamanın, annesiz olanlar ve evlat acısını yaşamış olanlar için ne büyük bir yıkıntı olabileceğine dikkat çekerek, “bugün kutlanmamalı” çağrısı yaptılar.
    Gerçekten de, annelerin, kadınların sorunlarının kısmi de olsa çözümü, kısmi olsa da yaşamlarının iyileştirilmesi için hiçbir şey yapmadan, tam tersine onlara acı veren koşulları her gün yeniden üreterek yapılan kutlamalar elbette ikiyüzlüce.
    İnsanı değil, mal satışını gözeten yaklaşım elbette tiksinti verici.
    Yalnız kendi sevincine, kendi tamam haline gözleri açık; başkalarının acılarını, başkalarının yalnızlıklarını-eksiklerini görmeden yaşamak, duyarsızlık elbette rahatsız edici.
    Ama bizler yine de; bireysel ve evrensel yaşamımızı borçlu olduğumuz annelere bir saygı ve vefa günü olarak, mayısın ikinci pazarını hatırlamaya devam edeceğiz.
    “Dünya yansa yorganım yok içinde” vurdumduymazlığını yadsıyıp, anneler ve çocukları için bireysel ve toplumsal görevlerimizi gözden geçirip, elimizden gelenleri yapmaya devam edeceğiz.
    Bizler; yani insandan, doğadan, evrenden sorumlu olanlar, kendi iyiliğini toplumun iyiliğinde görenler böyle davranacağız.
    Başkaları ise, yani sermaye sahipleri veya gürültüyle yaşayan boş kafalı ve boş yürekliler, satma ve satın alma çılgınlığı içinde öfkemizi hak etmeye devam edecekler.
    Annelere yaşamı dar eden diktatörler, savaş ağaları, töre ağaları veya köleleri, annelere ve çocuklarına kefen biçmeye devam ederken, bir çiçek ve samimiyetsiz bir kutlama ile bu seferi de atlattıklarını düşünüp sevinecekler içten içe…
    Bizler; yani yaşamdan ve zorunlu olarak barıştan yana olanlar, kim ne kadar kana susamış olursa olsun, hatta anneler dahil kimler savaşa, aile meclisi kararına ikna edilmiş olursa olsun, barışın gerekliliğini, barışın insaniliğini, barışın kucaklayıcı anne şefkatini anlatmaya devam edeceğiz. Yaşamın ve insanın kazanacağı bilinciyle barış istemekte ısrar edeceğiz.
    Evlat acısının ne olduğunu kimse anneler kadar bilemez. Her kelimenin bu acıyı anlatmak için yetersiz olduğunu, herkes kendi yaşam deneyiminden bilir. Annenin bir insanı meydana getirmek, yetiştirmek için nelere katlandığını hesap edebilir miyiz? Annenin yüzlerce kez çocuğunun hayatını kazadan beladan kurtardığını, yüzlerce kez manevi dünyasını yenilediğini, düzene soktuğunu unutabilir miyiz?
    Unuturuz. Anneler günü, bu unutmaya-unutturmaya karşı bir direnme günü, anne emeğine ilişkin “ana hakkı ödenmez” halk özdeyişinin derin anlamını bir hatırlama günü olarak ele alınabilirse bir “pazarlama sanatı” olmaktan çıkarılıp, insani özüne kavuşturulabilir.
    Bu yılın Anneler Günü; kadınların-annelerin iki büyük toplumsal-siyasal-insani talebinin dile geldiği bir gün oldu.
    Anneler Günü’nde İzmir mitinginde toplananlar “ananı da al gel” çağrısıyla, Başbakan Erdoğan’ın Mersin’de bir çiftçiye “ananı da al git” azarına ironik bir cevap verdiler. Kadınların-anaların, hayatlarının dinci-törel bir baskılanmaya kurban edilmemesi, laiklik hassasiyetini dile getirdiler.
    Anneler Günü’nde toplanan kadınların bir kısmı ise “annelere verilecek en güzel hediye barıştır” diyerek, operasyonların durdurulması, silahların susturulmasını istediler.
    Malatya’da demokrasiden yana partiler ve çeşitli kitle örgütlerinin, sendikaların yaptığı “ateşkesin uzatılması ve operasyonların durdurulması” çağrısı bu sese verilmiş güzel bir cevap.
    Anneler, her yerden barış seslerinin yankılanmasını bekliyor.
    Yıldız İmrek Koluaçık
    www.evrensel.net