18 Mayıs 2007 00:00

GÜNCEL

Böyle bir memleket gerçekten görülmemiştir. Cumhuriyet ilan edileli seksen dört sene olmuş. Bu arada birkaç kez anayasa değişmiş. Mevcut Anayasa’nın 2. Maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir” yazıyor. Fakat hâlâ ordunun kime bağlı olduğu tartışılıyor.

Paylaş

Böyle bir memleket gerçekten görülmemiştir. Cumhuriyet ilan edileli seksen dört sene olmuş. Bu arada birkaç kez anayasa değişmiş. Mevcut Anayasa’nın 2. Maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir” yazıyor. Fakat hâlâ ordunun kime bağlı olduğu tartışılıyor.
Başbakan Erdoğan, yediği muhtırayı hoş göstermek için ordunun, Anayasa’nın 2. maddesinde yazılı ilkeleri korumakla görevli olduğunu söyleyip yani, muhtırayı hukuka uygun ilan edip arkasından da “Ordu bana bağlıdır” diyor. Yani Erdoğan lafı, “Ordunun yaptığı iş yasalara aykırı olsaydı gerekeni yapardım, ordu benim emrimdedir” demeye getiriyor. Tabii, muhtemelen Erdoğan’ın bu sözlerini gazeteciler müstehzi bir ifade ile dinlemiştir.
Gazetelerin yazdığına göre Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden, Başbakan’ın bu açıklamasına şöyle yanıt vermiş: “Genelkurmay Başkanı’nın sicil amiri Başbakan değildir.” Özden ayrıca, Anayasa’ya göre Genelkurmay Başkanı’nın siyaseten bağımsız olduğunu söylemiş. Anayasa Mahkemesi eski Başkanı’na göre Genelkurmay Başkanı, siyaseten bağımsız olduğuna göre emrindeki yüzbinlerce askeri ve onca silahı, hükümetin emri olmadan kullanabilir. Böyle bir “parlamenter demokrasi”, “cumhuriyet”, “hukuk devleti” olabilir mi? Özden’in söyledikleri doğru ise Türkiye Cumhuriyeti, bırakalım cumhuriyet ve demokrasiyi padişahlık rejimi bile değil. Orta Asya’da bin sene önce var olan askeri şeflerin yönettiği bir kabile devleti.
Emekli Tümgeneral Osman Özbek ise “Anayasa’nın 117. maddesinde ‘Genelkurmay Başbakan’ a karşı sorumludur’ ifadesi bulunuyor, bağlı olmakla sorumlu olmak arasında fark vardır. Sorumluluk bağlılık anlamını da taşır ama ‘iç ve dış tehdit’ varsa kimseye bağlı değildir” demiş. Yani emekli General, darbe ve muhtıraları haklı ve meşru göstermek isterken Genelkurmay’ın kimseye sormadan harp ilan edebileceğini bile söylüyor.
Eğer bu iki zattın dedikleri gibi ise durum; biz, Cumhurbaşkanlığı seçimini tartışmak yerine Genelkurmay Başkanlığı’nın seçilmesini tartışmalıyız bence. Öyle ya, böylesine bağımsız, iç ve dış tehdide karşı kimseye sormadan harekete geçebilen bir Genelkurmay’ın seçimi, cumhurbaşkanı seçiminden önemli olmalı. Genelkurmay başkanı, halk tarafından doğrudan iki turlu seçimle seçilmeli.
Bütün burjuva demokrasilerinde, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı’na bağlıdır. Hiçbir ordu, modern devletlerde siyasi erkten, hükümetten bağımsız olamaz. Ordu, hükümetten bağımsız ise orada ya askeri cunta vardır ya da geçici olarak ikili iktidar söz konusudur. Cunta yoksa; geçici bir durum da söz konusu değilse, ülkeyi askerler gizlice yönetiyor, perde arkasından idare ediyor, asıl iktidar askerler demektir.
Hadi emekli bir general yukarıdaki sözleri eder, ama emekli de olsa bir Anayasa Mahkemesi Başkanı yukarıdaki sözleri ediyorsa, o ülkede anayasa da yok demektir. Çünkü askerin bağımsız olduğu yerde anayasa olmaz.
Kamil Tekin Sürek
ÖNCEKİ HABER

Kayseri’de korkunç kaza

SONRAKİ HABER

Yüzlerce geyik öldüren avcıya hapis ve ayda 1 kez Bambi izleme cezası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa