Her şeye rağmen umutluyuz...

Hayat Televizyonu bizim hayatımızın ikinci kanalı olacak, diğer TV kanalları ve Hayat Televizyonu.


Hayat Televizyonu bizim hayatımızın ikinci kanalı olacak, diğer TV kanalları ve Hayat Televizyonu. Diğer dediğim bütün TV kanalları ve boyalı basın, gerçeği o kadar çarpıtarak ve üstünü örterek anlatıyorlar ki özellikle Türkiye gündemindeki önemli konuları bugünlerde TV kanallarına ve gazetelerine taşıyorlar(!), biz de görüyor, izliyor ve okuyoruz demek isterdim ama hepsi ağız birliği etmişçesine konuları kapatmaya çalışıyorlar, kapatamayınca konuları saptırıp istedikleri yere çekiyorlar ya da çektiklerini sanıyorlar.
Sermaye yanlısı bu güçler, gündemi değiştirip ırkçı provokasyonlarına devam ediyorlar. Türkiye’nin öteki yüzünü görmek ve göstermek istemiyorlar. Kürt sorununu “O da neymiş, Kürt diye bir millet mi var ki Onların talepleri olsun” şeklinde görmezden geliyorlar. Diğer yandan laikliği savunan bir tavır ortaya konurken mezhepler arasında ayrım yapacak laikliğe ters düşüyorlar. Peki ya biz ezilen halklar; iliklerine kadar sömürülen, açlık sınırında maaşlarla geçinmeye mahkum edilen ak kalpli, nasırlı elli işçiler, emekçiler?.. Ya onca zahmetlerden ve onca sınavlardan geçip iyi kötü bir meslek sahibi olmuş memurlarımız, ikinci bir işleri olmadığı takdirde hayatlarını sürdüremez hale neden getirilmiştir?
Bizi her fırsatta at gibi görüp koşturan, horoz gibi dövüştüren eğitim sitemine ne demeli!.. İlköğretimden başlayarak üniversite ile devam eden süreçte bilimsel olmayan, tamamen ezbere dayalı, öğrenciyi her anlamda baskı altına alan öğretmenler ve eğitim görevlileri (görevini layıkıyla yerine getirenler hariç)... Sorun, bize dayatılan eğitim sisteminde yatıyor.
Sağlıksız sağlık sistemimize gelince, torba yasa olarak tabir edilen yasayla sağlıkçılarımızın kafasına torba geçirmeye çalışıyorlar. O da yetmez; bir de el atmak gerekir, özelleştirmeli... Şimdi burada duralım; hastanelere el atmak dediğimizde, özelleştirme dediğimizde olumlu bakmalıyız değil mi?
İşte tüm bu olumsuz tablo karşısında bizim bu birlik ve beraberliğimizin oluşma noktasında, gerçekleri tüm çıplaklığıyla masaya koyacak, haber ve tartışma programlarıyla daha net ve anında görebileceğimiz bir TV kanalımız açılıyor. Bizim bu anlamda Hayat Televizyonu’na gerek maddi gerekse de manevi açıdan destek vermemiz gerekir. Çok iyi takip etmeliyiz, izlemeliyiz, sadece izlemek yetmez; izletebilmeliyiz, duyurmalıyız. Bu noktada işçi, emekçi, ezilen, sömürülen halkların pasif bile olsa, apolitik bile olsa, hatta ve hatta milli duyguları yoğun bile olsa bu mücadelede yer almaları gerektiğini ve sonuç olarak örgütlenerek haklarını sonuna kadar savunmaları gerektiğini çok net göreceklerinden eminim ve umutluyum. Bunun içindir ki girişe çok heyecanlı başladım. Biz bu umudu yeşertmeliyiz. Bunun zorlukları olacak ama bu, bizim sınıfsal mücadelemizin kanalı olacak. Onun için hepimiz dört elle sarılmalıyız...
Gülhan Erol/İÜ HAYEF öğrencisi (Eyüp/İSTANBUL)
www.evrensel.net