Türkiye Edebiyatçılar Ansiklopedisi

Türkiye Edebiyatçılar Ansiklopedisi

Ülkemizde şair-yazar sözlükleri, antolojiler, seçki ve yıllıklar; en çok eleştiri alan yapıtlar arasındadır. Çünkü, hazırlayan tarafından kitaba alınan ürünlerin, hangi ölçütlerle değerlendirildiği bilinmez.


Ülkemizde şair-yazar sözlükleri, antolojiler, seçki ve yıllıklar; en çok eleştiri alan yapıtlar arasındadır. Çünkü, hazırlayan tarafından kitaba alınan ürünlerin, hangi ölçütlerle değerlendirildiği bilinmez.
Yazar sözlüğü çıkaran bir arkadaşıma; Reşat Enis’in eserleri arasında “Kara Kısmet” adlı kitabının bulunmadığını söyleyince, bana “İstediğimi alırım, istediğimi almam,” yanıtını vermişti. Ölçütsüzlüğün varacağı nokta, bu ve benzeri keyfilikler olacaktı elbette. Buna, düzenin işleyişi açısından bakıldığı zaman, şaşırmamak; edebiyatçı kimliğiyle bakıldığında da kahrolmamak elden gelmez. Ne ki, böylesi yapıtlarda eksiklikten kaçınılmasa da, keyfilikten kurtulmak hem olası, hem de kıvanç vericidir. Bunun güzel örneklerinden birini, Elvan Yayınları’ndan on cilt olarak çıkan “Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi” adlı çalışmasıyla İhsan Işık verdi. Önce tek cilt olarak yaptığı bu çalışmanın noksanlarını tamamlayarak şimdiki durumuna getirdi. Yetmedi, çalıştığı alanda emeği uzun yılları kapsayan şair-yazarların yaşam öykülerini İngilizceye çevirterek üç cilt olarak yayınladı.
Bir proje kotarıldıktan sonra, işin seyircisi olanlara, çok kolay yapılacak bir iş gibi görünür. Oysa gerçek bunun tam tersidir. İhsan Işık’ın yaptığı bu çalışmanın çok az da olsa, yakınında bulunduğum için bunu biraz daha cesaretle söyleyebilirim.
Edebiyata tek kitabıyla da olsa, emek verenlerden bir iz kalmasını isteyerek, çalışmasının kapsamını oldukça geniş tuttu. Bu durum çeşitli boyutlarıyla eleştirilemez mi? Elbette eleştirilebilir. Ama bu yöntemin de bir ölçüte dayandığını gözden uzak tutmamak gerekir. Kaldı ki, “edebiyat adamları” deyişiyle kadınların dışlandığı da dile getirildi. Unutmamak gerekir ki, elbette eleştiriler olacaktır. Işık, bu tür yapıcı eleştirilerden yararlanarak yeni basımları gerçekleştirecektir.
Bugüne kadar küçüklü büyüklü çeşitli seçkiler yapıldı. Bunların çoğunda eş, dost, arkadaş, tanış ilişkilerini görmemek ve keyfiliğin ağır bastığını duyumsamamak olası değildir.
Bu bağlamda, çok ilginç bir olayla yurtdışında karşılaştım. Yurtdışına ilk çıktığım zamanlar, sık sık karşılaştığım bir soru vardı. “Sizin ülkenizde yalnızca on-on beş şair ve yazar mı var,” diyorlardı. Nedenini sorduğumda; “buraya gelenler, bu sayıdan fazla şair-yazar adının üstüne çıkmıyorlar da ondan,” yanıtını veriyorlardı.
Anadolu gibi bereketli topraklardan fışkıran şairleri görmezden gelmek, elbette yanlış olurdu. İşte İhsan Işık, öncelikle böylesi bir kuşatmayı yıktı. Bu topraklardan yetişen edebiyat insanlarını dış dünyaya yansıtmak (çeviri, etkinliğe katılım vb. gibi) yapılabilecek yeni girişimlerin önünü açtı.
İhsan Işık için “gerici” deyip, bu yapıtta yer almak istemeyenlerin sesini de duydum. Çalışmaları içinde tanıdığım İhsan Işık için böyle bir yakıştırmayı önyargılı ve kötü amaçlı buluyorum. İhsan Işık, muhafazakar olabilir. Buna herkesin saygı duyması gerekir. Bakılması zorunlu olan yer, bu çalışmalarında nesnel davranıp davranmadığıdır. Bu yönden bakılınca, taraf tutmadığını, ideolojilerine bakmaksızın tüm şair ve yazarlara yer verdiğini görüyoruz. Edinebildiği kaynakları, benimsediği ölçütlere uygun olarak kullandığını görüyoruz. Eğer kendini solda tarif eden bir kişi, böyle bir çalışma yapsaydı, sol ideoloji dışında kalanlara yer vermezdi, demek isteniyorsa bu tümden yanlıştır. Çünkü Nâzım Hikmet, Enver Gökçe, Sabahattin Ali ne kadar bu memleketin şair ve yazarıysa; Mehmet Akif, Arif Nihat Asya ve Tarık Buğra da o kadar bu memleketin yazarıdır. Kabul edelim ya da etmeyelim. Bunun aksini düşünmek ve de uygulamak en azından edebiyat dünyasında bir çatışma yaratmak ya da bu çatışmayı körüklemek olur. Bir zamanlar sağ-sol demeden aynı dergide yazan, rakı kadehlerini tokuşturanların anılarına saygısızlık olur.
İhsan Işık’ın yaşayan yazarlara bizzat başvurarak gerçekleştirdiği ansiklopedinin de eksiksiz olamayacağını söylemiştik. Ancak Işık, bu çalışmasıyla hem hayatını edebiyata adamış şair ve yazarlara, hem değişik aşamalarda böyle bir kaynağa gereksinim duyacak büyük bir kesime, hem de edebiyat dünyasına önemli bir kaynak eser armağan etmiştir.
Güngör Gençay
www.evrensel.net