Bu eğitim sistemine son verilmeli

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik Konya’ya yaptığı ziyaretinde eğitim sistemi ile ilgili yaptıkları değişikliklerden ve bunların ne kadar doğru olduğundan bahsetmiş.


Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik Konya’ya yaptığı ziyaretinde eğitim sistemi ile ilgili yaptıkları değişikliklerden ve bunların ne kadar doğru olduğundan bahsetmiş. Demiş ki: ‘’40 yıl önce adeta papağan yetiştiren müfredatı değiştirerek, çocukların soran, sorgulayan, düşünen, muhakeme eden, kendilerini geliştirmelerine yönelik birey merkezli eğitim sistemi getirdik. Bu, yerine oturtulmaya çalışılıyor’’ demiş. Ayrıca konuşmasında Konya ilinin ilim ve irfan yuvası haline geldiğini ve son yılların en başarılı illeri arasında olduğunu da sözlerine eklemiş. O zaman ya bakan bu ülkenin Milli Eğitim Bakanı değil ya da biz bu ülkede öğretmenlik yapmıyoruz. Şu an ki eğitim sistemiyle ve içinde barındırdığı sorunlarla bakanın söyledikleri o kadar çok çelişiyor ki insan ne diyeceğini şaşırıyor. Öyle ki bu ülkede son zamanlarda ilköğretimlerde ve özellikle liselerde yaşanan cinayetler, işlenen suçlar, öğretmenlerin düştükleri durumlar aslında sistemin ne kadar yanlış ve çarpık olduğunu gözler önüne seriyor.
Geçtiğimiz aylarda işlenen Hrant Dink cinayetinin katilinin yaşının 17 olması ve buna bağlı olarak Trabzon’daki işsizlik oranı ve Trabzon’un eğitim durumu bir anda ortaya çıkıvermişti. Bu cinayeti işleyen acaba bakanın açıkladığı sistemin içinden gelmemiş miydi? Medyada yer alan ağa mafya dizilerine özenen ve kısa yoldan bu şekilde hayatını sürdürmeyi düşünen gençler... Ama bu tarz insanlar zaten ülkemizde yıllardan bu yana itibar görmeleri işledikleri suçlardan dolayı hiçbir ceza almamaları ve tabii cazip gelen yaşam tarzları gençlerimizi o kadar çok etkilemiş ki yaşanan olaylar karşısında sistemin doğruluğundan bahsetmek çok çarpıcı kalıyor. Gene geçtiğimiz aylarda İstanbul’da bir okulun tuvaletinde çekilen esrar ve uyuşturucu kullanan gençlerde bu ülkenin evladı değil miydi? Liselerde yaşanan kavgalar, cinayetler, taşlar, sopalar herhalde bu eğitim sisteminin meyveleri olsa gerek.
Her yıl, milyonlarca adayın girdiği ve 3-4 saat içinde kaderlerini belirleyen ÖSS sınavının sonuçlarını konuşuyoruz. Peki parası olanın okuyabildiği özel derslerle ve dershane takviyeleriyle sınavı ancak kazanabildiği, dar gelirli bir vatandaşın çocuğunun kaybolup gittiği sistem mi bu ülkede çok şeyi değiştirmiş?
İşçi bulma kurumlarının bazen açtığı, 500 kişinin alınacağı bir yere 10 bin kişinin başvurması ve başvuranların çoğunun üniversite mezunu olması, atanmayı bekleyen binlerce öğretmenin olması da herhalde bu sistemin övülmeyi değil köklü değişiklikler yapılması gerektiğini gösteriyor.
Kuşkusuz bu sisteme son vermenin yolu gene bu sistemi getirenlerden medet umarak gerçekleşmeyecektir. Parasız, demokratik, özerk, emekçi sınıfa açık bir sistemin getirilmesiyle ancak bu ülkede bazı şeylerin değişebileceği gerçeğinin bilinmesidir. Bunun da pratikte, birlik olmak, güç olmak, sendikal hareketi yeniden canlandırmak ve örgütlülük düzeyini yükseltilmesiyle olacaktır. Bu şekilde hakkını savunan, aydın düşünen bilimden ve demokrasiden bahseden bir sistem yaratılacağını, ancak bu şekilde ülkesinin bağımsızlığını isteyen, ülkesinin sorunlarına eğilen, kafa yoran bir gençlik yaratılacağını düşünüyorum.
İnan Bulut/öğretmen (Nazilli/AYDIN)
www.evrensel.net