Antalya’nın küçük aile reisleri

Antalya’nın küçük aile reisleri

Ülkemizde ortalama insan ömrü 70 yaş civarındadır. Bir ömür nasıl geçer derseniz, çeşitli şekillerde olabilir. Her yaşın ömür içinde üslendiği belli sorumluluklar vardır.


Ülkemizde ortalama insan ömrü 70 yaş civarındadır. Bir ömür nasıl geçer derseniz, çeşitli şekillerde olabilir. Her yaşın ömür içinde üslendiği belli sorumluluklar vardır. Mesela yaşı geçmiş biri evlenmemişse sıradanlığın dışına çıktığı için merak uyandırır. Ya da çalışması gereken işsiz biri yadırganır.
İlk on yaş kısmı çocukluk dönemidir. İkinci on yaş ergenlik ve gençliğe adım atılır. Üçüncü on yaş ise çeşitli sorumluluklar alma dönemidir. Ancak birçoğumuzun yollarda görüp geçtiğimiz, bazen üç kuruş verdiğimiz vicdanımıza seslenen küçük çocukları, acaba bu yaş gruplarının hangisine koymalıyız. Eve giderken yolda görürüz onları. Sordum birine bir gün, ağlıyordu bir kaldırım üstünde oturmuş, niye ağlıyorsun diye. Her gün boyadığı ayakkabılardan kazandığı parayı bu gün kazanamadığını söyledi ve ekledi: Korkuyorum eve gitmeye. Aslında kazanmış ama acıkmış lahmacun yemiş küçük hayıflanıyor, keşke simit yeseydim diye. Para verdim, nereli olduğunu öğrendim, babasını sordum, utanarak anlattı gitti. Bu durumu yaratanlar utanmaz bizim ülkemizde de fukaralar utanır fukaralığından. Antalya’nın sokaklarına da her geçen gün artarak bu küçük yürekler her köşeden fırlıyorlar hayat kavgasına. Mendil satıyorlar, cam siliyorlar ayakkabı boyuyorlar, simit satıyorlar.
Sen sekiz yaşında bir çocuksun ama otuz yaşında bir adamın sorumluluğunu üstlenmişsin. Otuz yaşında gibi hesap kitap yapıyorsun. O zaman artık işte o sekiz yaş çocukluk olarak adlandırılamaz. Çocuk değildir artık o. Yerlerinden yurtlarından edilmiş binlerce ailenin içine düşürüldüğü utanç verici bir durum.
Peki kimdir sorumluları? Herkes hep bir ağızdan en çok da sorumlulukları bulunanlar “çocuklar geleceğimizdir” içerikli nutuklar atarlar. İşte bu insanlardır nedeni bu durumun. Devletin kasalarından yağmalanan paralar kaç bin gelecek eder. Silaha veya daha bilmem neye boşa harcanan paralar kaç yüz bin gelecektir. Çocuğu hem toplumsal bir varlık deyip kutsayacaksınız. Hem geleceğimizdir diyeceksiniz. Hem de işsizleri açlıkla, çalışanlarını da vergilerle baskılayacaksınız, bu çaresiz duruma mahkum edeceksiniz. Sonrada o ailelere tüm sorumluluğu yükleyeceksiniz. Bu durum insani değildir, değişmelidir.
Eğitim parası olanlara. Sağlık az çok işi gücü olanlara. Beyler bu böyle devam etmez, edemez. Çünkü burada insani bir şey yoktur.
Hasan Doğan (ANTALYA)
www.evrensel.net