‘Yatamıyorum gardiyan’

Yemek tasını, kapının ince mazgalından alamıyor. Su içmek için bidonu kaldırıp su koyamıyor. İnsanlarla bir tek mektuplaşarak görüşebiliyor ama elleri titrediği için doğru düzgün mektup da yazamıyor.


Yemek tasını, kapının ince mazgalından alamıyor. Su içmek için bidonu kaldırıp su koyamıyor. İnsanlarla bir tek mektuplaşarak görüşebiliyor ama elleri titrediği için doğru düzgün mektup da yazamıyor. Anlayacağınız, dışarıda bile yaşaması zorken bir de üzerine mahpusluk yaşıyor.”
Cezaevindeki sorunlara dikkat çekmek için ölüm orucuna giren, ardından Wernicke Korsakoff hastalığına yakalanan, hastalığı yüzünden serbest bırakıldıktan sonra yeniden F tiplerine konulan hastaların, uzun hayatlarının kısa bir ibretlik öyküsü bu. Cezasının süresiz ertelenmesine ve cezaevinde yatamayacağına dair devlet kurumlarının onlarca raporuna rağmen, 2004 yılında yeniden tutuklanan Mustafa Gök’ün hikayesi. Gök, bütün bu yaşadıklarını, iki ay aynı hücreyi paylaştığı arkadaşı Eray Destegül’ün ağzından, acıklı olmaktan çok esprili iki kelimeyle özetliyor: “Yatamıyorum gardiyan.”
Sekiz ay tutuklu kaldığı Sincan F Tipi Cezaevi’nde, iki ay boyunca Mustafa Gök ile beraberdi Eray Destegül. Destegül, yeniden tutuklanmadan önce dışarıda da tanıştığı Gök’ün, cezaevinde daha da kötüleştiğini, moralinin daha bozuk olduğunu anlattı. “Dışarıdayken en azından insanlarla bir aradaydı. Tekrar içeri girince bu şansı da kalmadı” diyen Destegül, bu hastalığın en alt seviyede geçirilebilmesi için hastanın sürekli birtakım işlerle meşgul olması gerektiğini, ancak cezaevinde bu olanakların hiç olmadığını söyledi. Destegül, bu yüzden Gök’ün çok zorlanmasına rağmen çamaşır, bulaşık yıkadığını dile getirdi. Ama bir saatte yıkanacak çamaşırları iki saatte yıkadıktan sonra arkadaşlarının sıkması ve asması koşuluyla.
‘Kurtaramazlar’
Destegül’ün anlatımına göre Gök, normal bir insandan üç kat daha yavaş hareket ediyor, çalışıyor. Elleri çok fazla titriyor ve ciddi denge sorunu yaşıyor. Kapının ince mazgalından yemek tasını alamıyor. Çayını çok fazla zorlanarak doldurabiliyor ama o çayı kendisi demleyemiyor. Bir paragraflık yazıyı ancak bir saatte yazabiliyor. Hücrenin merdivenlerini, arkadaşlarının yardımıyla çıkabiliyor. Destegül, “Yani bir gün tek başına kaldığında, hücresinde veya merdivenlerde düşse, onu kurtaracak kimse yok” diyor.
Gök, aynı zamanda sinüzit hastası; kronik baş ağrıları çekiyor, alerjisi var ve çok zor nefes alıyor. Tuvalet ve banyo ihtiyacını kendisi karşılayabiliyor. Ancak cezaevinde suya, hele de sıcak suya ulaşmak oldukça zor. Bu nedenle çok sıkıntı yaşıyor. Hijyenik bir ortamda kalması gereken Gök, çoğu zaman su bulunmadığı için pis kalan hücresinde zor zamanlar yaşıyor. Destegül, “Su aktığı zaman, kesilmeden temizliği bitirmek için çok hızlı bir şekilde hücreyi yıkıyoruz. Bunu, onun tek başına yapması imkansız. Yapmadığı takdirde hastalıkları artıyor, sürekli hapşırıyor” diyor.
Dengeli beslenmesi gereken Gök’ün, cezaevinde bu ihtiyacını da karşılaması zor. Sürekli temiz hava alması gerekiyor ama cezaevinde dört bir yanı kapalı. Hafızası, Wernicke Korsakoff’a bağlı olarak zayıf. Yaptığı işleri, konuştuğu kişileri unutmamak için sürekli not alıyor. Sürekli B-1 vitamini kullanıyor.
‘Arkada bırakmak zor’
Hücresinde mutlaka yanında birileri olması gereken Gök, arkadaşları mahkemeye gittiği zaman akşama kadar, veya hücre cezası aldıkları zaman günlerce tek başına kalıyor. Destegül, raporu olmasına rağmen Gök’ün hâlâ cezaevinde olmasına tepki gösteriyor. Gök’ün, devrimci düşüncelere sahip olduğu için bu duruma dayanabildiğini söyleyen Destegül, onun ailesinin yanına gönderilmesini istiyor. Sürekli moral ve desteğe ihtiyacı olduğunu dile getiren Destegül, şöyle devam ediyor:
“İstesem de istemesem de o durumda görmek beni de etkiliyor. Sen çıkıyorsun ama o rahatsız olmasına rağmen hâlâ içeride. Arkada bırakıp çıkmak çok zor. Ben gördüm; bilim insanları, doktorlar da bunu söylüyor ama...”
Gök’ün yakalanma süreci

41 yaşındaki Gök, yargılandığı DHKP-C davasında Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından müebbet hapis cezasına mahkum edilmişti. Cezaevinde ölüm orucu eylemine katılmış ve ardından Wernicke Korsakoff hastalığına yakalanmıştı. Hükmünün infazı sırasında, 2 Ekim 2001 tarihli Adli Tıp Kurumu 3’üncü Fizik İhtisas Dairesi raporuna dayanılarak CMUK 399/2 maddesi uyarınca infazı geri bırakılarak serbest bırakılmıştı. Daha sonra düzenli olarak tetkiklerine devam etmiş ve Adli Tıp Kurumu tarafından ayrı ayrı verilen raporlar doğrultusunda infazın tehirine devam edilmişti. 22 Eylül 2003 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporunda, “Gök’ün hastalığının süreklilik kazanmış olması nedeniyle, tehir süresi belirtilmeyeceği ve kontrol muayenesine gerek olmadığı” tespit edilmişti. Ancak Gök, 2004 yılında yapılan bir operasyon sonucu yeniden tutuklandı ve Sincan F Tipi Cezaevi’ne gönderildi.
(Ankara/EVRENSEL)
Müge Tuzcuoğlu
www.evrensel.net