ZEUS SUNAĞI

ZEUS SUNAĞI

  • Amazonlar denen kadınların; Karadeniz kıyısındaki Ordu yakınlarında, Terme Çayı’nın denize döküldüğü bölgede yaşadıklarını ve buralarda krallıklar kurduklarını söylüyordu çoğu kaynaklar.


    Amazonlar denen kadınların; Karadeniz kıyısındaki Ordu yakınlarında, Terme Çayı’nın denize döküldüğü bölgede yaşadıklarını ve buralarda krallıklar kurduklarını söylüyordu çoğu kaynaklar. Bu bölge, Hitit imparatorluğunun da merkeziydi. Arganotlar bile Azerbaycan dönüşü, adı geçen bu topraklarda Amazonlarla tanıştılar. Zaten Anadolu efsanelerinin hemen hemen hepsinin özlerinde, tarihsel bir gerçeği yansıttığı, en güvenilir tarihçi ve coğrafyacılarca kanıtlanmaktaydı… Anadolu’da yaşayan ve güçlü kuvvetli bu kadınların ta Mısıra, Hindistan’a ve de Yunanistan’a dek gittiklerini, hatta Atina’ya saldırdıklarını Platon ve Sokrat gibi ünlü Yunan filozofları bile kabul etmekteydiler. Ve şunu da ekleyelim ki Yunanların, çevre coğrafyalardan alıp da inandıkları ve ulusal bir kimlik kazandırdıkları söylenceler arasında, Amazonlar en ön sırada geliyordu. Bu söylencelerin geçtiği yıllar, İÖ 2.000 yılıyla 1.200 yılları arasını kapsıyordu...
    Yunanların çeşitli boylar halinde, Hindistan yörelerinden şimdiki yurtlarına gelmezden daha önce, Anadolu’da anaerkil bir toplum düzeninin egemen olduğunu kanıtlıyordu bulunan belgeler. İşte Amazonlar da bundan beş-altı bin yıl önceki bu anaerkil toplum düzenine uygun olarak yaşıyorlardı. Doğan çocuklar, anasının adını alıyor; kadın, çocuk yapacağı erkeği kendisi seçiyordu… Onlardan günümüze kalan bir gelenek de örneğin ölülerin gömüleceği sırada, babalarının değil de analarının kim olduğunun sorulmasıydı... Onların taptığı Ana Tanrıça Kibele de bu anaerkil düzenin simgesiydi… Ne var ki Amazon kadınların en belirgin özelliği, savaşçı kadınlar olmalarıydı. Ve bu yüzden de at, onların ayrılamadıkları yoldaşları oldu. Atların çektiği arabalardan değil atın üstünde ok, yay kullanıyorlardı savaş sırasında… Gene bu kadınların silah olarak iki ağızlı balta kullandıklarını gösteren Hitit ve Girit kabartmaları bulundu… Bir söylenceye göre, yayı göğüslerine dayayıp iyice gerebilmek için bir memelerini aldırırlardı… Zaten Anadolu dillerinin birinde, “a-mazon” demenin “memesiz” anlamına geldiğini söylüyordu bazı dilbilimciler. Ama bazıları da “a” ekinin, şiddet ve kuvvet anlamına geldiği ve “mazon” da meme demek olduğuna göre “memesiz” değil, düpedüz güçlü kuvvetli göğüsleri olan kadın anlamına geldiğini öne sürüyorlardı bu sözcüğün!.. Zaten Amazon denen kadınlarla ilgili binlerce buluntu heykel ve resimlerin hiçbirinde, onları tek memeli olarak gösteren bir şekil ya da simgeye rastlanmadı... Bu da ikinci varsayımın doğruluğunu pekiştiriyordu.
    Savaş Tanrısı Ares’le güzel mi güzel Harmoniya’nın aşklarından doğduğu söyleniyordu Amazonların. Zaten savaşçı yönleriyle, babaları Tanrı Ares’in burnundan düşmüş gibiydiler! Homeros bile İlyada destanında onlar için, “erkek gibi kadınlar” söylemini kullanıyordu.
    Amazon kraliçeleri Ege’de, hatta bütün Anadolu’da kendi adlarını taşıyan birçok kentler de kurdular. İzmir, Efes, Mirina, Grine bunlardan yalnızca birkaçıydı... Latin ve Grek ozanların şiirlerinde de onlardan bolca söz edilirdi...
    Çok doğal olarak dünyanın neresinde bir insan toplumu varsa, o toplum, başlangıçta anaerkil bir toplumdu. Yani orada egemenlik ve söz kadınındı. Çünkü kadının çocuk doğurduğu, ama erkeğin bunda pek bir rolü olmadığı o zaman da biliniyordu. İlk tohumlanma süreciyle doğum arasındaki o uzun dokuz ayda, erkeğin varlığı zaten unutulup gidiyordu...
    Amazonlar, Sümerlerin İnanna dedikleri ana tanrıça Kibele’ye tapıyorlardı. Ve erkekleri de hem evde hem tarlada köle olarak kullanıyorlardı. İşte bu erkek köle sınıfı, bir gün ülkelerine gelen bir yabancıdan, dünyamızda Zeus adında erkek bir baba Tanrı’nın ortaya çıktığını duydular ve haliyle kadın Kibele’yi bırakıp Zeus’a tapmaya başladılar... Bunun ardından da “Biz babayız, asıl tohum bizde. Kadınlarsa tarladan başka bir şey değil!” diye böbürlenip diklenmeye geldi sıra! Bunun üzerine Amazon kadınlar, egemenliklerini korumak için bir gecede şımarık ve isyancı erkeklerin olgunlarını kılıçtan geçirdiler ve üreme organlarını dipten kesip tanrıça Kibele’ye armağan ettiler. (İşte bu dipten kesme geleneğinin hafifletilmişi olan sünnet uygulaması da Amazonların bir armağanı olmalıydı!..) Bu arada Amazonlar, küçük erkek çocukları büyüdükleri zaman kadınlara isyan etmesinler diye, onları elden ayaktan kötürüm etmeye başladılar. Onlara yün eğirmeyi, ev işlerini görmeyi öğrettiler. Ama gün geldi, istedikleri işi kuzu kuzu yerine getiren, ama bedenleri yamru yumru bu erkeklerle yatıp kalkmaktan haz duymaz oldular...
    Yaşar Atan
    www.evrensel.net