bilet kalpazanlığından bikiniye...

Eminim bu yazım, yandaki fotoğraf yüzünden çoğu kişinin ilk anda dikkatini çeker. Bazıları belki kınar, bazıları da hafif bir gülücükle geçiştirir...


Eminim bu yazım, yandaki fotoğraf yüzünden çoğu kişinin ilk anda dikkatini çeker. Bazıları belki kınar, bazıları da hafif bir gülücükle geçiştirir...
Bir reklamdaki fotoğrafın bir bölümü bu. Art niyet güderek yazıma alıyorum...
Nasıl bir art niyet bu?.. Ben, diyelim ki, içinde adımın geçtiği bir yazıyla karşılaştım. Yazıda bir resim var, örneğin Adolf Hitler yahut da Kenan Evren ya da Recep Tayyip Erdoğan’ın resmi… Ben, Adolf Hitler’in, Kenan Evren’in ya da Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafı var diye o yazıyı atmam, saklarım... Ola ki, İstanbul Büyükköy Belediye Başkanı, çok özür dilerim, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da benim gibidir, alıp, saklar, kendisinden söz edilen yazıları… Düşünebiliyor musunuz, bir gün eşi görüyor bu gazete kupürünü ve basıyor çığlığı: “Kadiiiir, Kadiiiir, ne bu? Bu rezalet ne?” Eğlenceye bakın... Tabii bunlar hep bir varsayım...
Hepinizin bildiği gibi Kadir Topbaş, atası Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra (Arada bir kişi daha var) İstanbul’un başına oturdu. Recep Bey’in ünü çeşitli iddialar yüzünden doruklara çıkmıştı. “Bilet kalpazanlığı” bu iddiaların başında geliyordu. Başkaları da vardı. Bir kitaptan aynen alıyorum: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 7 trilyonluk çöp transfer istasyonlarının işletilmesi işini, ‘Devlet İhale Yasası’na karşı hile yaparak RP’ye yakınlığıyla bilinen Albayraklar’a verdiği iddia edildi... İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İSKİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu, İSKİ ‘Düktif font’ boru ihalesinde bir Suudi şirketi kayırarak yolsuzluk yaptılar. Kayrılan Suudi şirket Amiantit’in Türkiye Temsilcisi Vadi Mühendislik Şirketi’nin, Eroğlu’nun eşine ait olması, yolsuzluğun belgesi oldu...”
Bunları, “Bu halk bunları unutur mu?” başlıklı kitaptan aldım. Bizim halkımız, Dünya Unutkanlık Şampiyonu olduğu için unuttu. Ayrıca onlar bir an önce unutsun diye, her biri birer Büyük Türk Büyüğü olan “Moslem Turcs”le “Dönme Left Turcs” toplulukları ellerinden geleni yaptılar...
TürkIer, özellikle İstanbullular, şu son yıllarda, ilkbaharda, “nisan mayıs ayları, oynar gönül yayları” doktrinini benimseyen AKP’lilerin Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın mayo reklamlarını yasaklamasıyla karşılaşır oldular.
Nedendir bilinmez, bizim aslan Moslem’ler mayo reklamlarının karşısında bile akıl almaz davranışlarda bulunuyorlar… Yoksa bunun nedeni, “nisan mayıs ayları, oynar gönül yayları” mı?
Yıllarca önce, şöyle-böyle 20-25 yıl önce, Kumburgaz’da, bir hafta-on gün denize girmiştim. Bikinili, tangalı kızlarla dolu olan cıvıl cıvıl bir denizdi. Hiç kimse bakmıyordu. Ama bir genç kız vardı ki, herkesin gözü onun üzerindeydi… Elbisesiyle girmişti suya. Belli, tutucuydu. Nahremini erkeklerin görmesini istemiyordu. Ama nâ-nâ-nâmahremi bile belli oluyordu. Çünkü sudan çıktığı zaman, giysisi tüm vücuduna yapışıyordu. O sıralarda düşünmüştüm, “Acaba bunlar gerçekten tutucu muydu, yoksa reklamlarını yapmak mı istiyorlardı” diye...
Yıllar sonra, 1990’ların sonuna doğru, Necmettin Erbakan’ın, Altınoluk’taki villasının bahçesindeki havuzda da birilerini görmüştüm. Trabzon’lu Erkan dostumla neler görmüştük, neler… Neyse bir gün, AKP sayesinde “Havuz”lar da yasaklanırsa, onu da anlatırım...
Evet, “Bilet kalpazanlığı” örtbas edildiğine göre, bizim Büyük Türk Moslem’lerine göre “Mubah”, ama bikiniyle denize girerseniz, “El Hak, cehennemde özelleştirilen Botaş gazıyla cayır cayır yanarsınız...”
Yıllarca önce, AKP’lilerin RP’lilerin, SP’lilerin, MSP’lilerin, MNP’lilerin atası Mahmut Hoca, “Karınızın, kızınızın dışındaki kadınların bulunduğu denize girerseniz zina suçu işlemiş olursunuz” diye buyuruyordu... Nasıl da gülüyordum, çünkü Kenan Evren (O zaman Cumhurbaşkanı’ydı) Florya’da, Turgut Özal (O da Başbakan’dı) Göcek’te zina suçunun feriştahını işliyorlardı...
Neyse, Kadir Topbaş‘a “Bikini yasağı” hayırlı olsun.

Bülent Habora
www.evrensel.net