yük yine ayşe teyze’nin sırtında

yük yine ayşe teyze’nin sırtında

Küresel ısınma, iklim değişiklikleri derken, şimdi de özellikle büyük şehirleri etkileyeceği öngörülen su problemi tartışılmaya başlandı...



Küresel ısınma, iklim değişiklikleri derken, şimdi de özellikle büyük şehirleri etkileyeceği öngörülen su problemi tartışılmaya başlandı. Bu tartışmalara bir de suyun kullanımına ilişkin yasaklar eklenince, sorun 7’den 70’e herkesi ilgilendirir hale geldi. Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, iklim değişiklikleri karşısında hazırladığı “eylem planı”nda, “Ev Hanımı Ayşe Teyze’ye, Şoför Mehmet’e görevler düşüyor” diyerek topu vatandaşa atmıştı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da yaşanacak su sıkıntısı karşısında Bakan’dan bir adım ileriye giderek, su kullanımında kısıntı yapma çağrısı yaptığı vatandaşa, bir de ceza kesme yoluna gidiyor.
İstanbul’un en çok göç alan beldelerinden biri olan Sultanbeyli Hamidiye Mahallesi sakinleri, yakın zamana kadar sık sık suları kesildiği için susuzluğun günlük hayatı nasıl etkilediğini yakından biliyorlar. Bu nedenle, yetkillerin su sıkıntısı karşısında önlem almasını olumlu karşılayan mahalleliler, vatandaşın temel ihtiyaçlarının kısıtlanmasına karşı çıkarak uygulamanın sadece yoksullara yönelik olmasına tepki gösteriyorlar.
Hamidiyeliler, “Belediye zengin muhitlerde sokakları, caddeleri suyla yıkarken bize gelince halı yıkamamıza bile izin vermiyor” diyerek tepkilerini dile getiriyorlar.

‘Yine susuz kalmak istemiyoruz’
Geçtiğimiz yıllarda halılarını gönül rahatlığıyla yıkadığını söyleyen Zeynep Teyze, bu yıl ceza alır diye korktuğu için sadece iki parça halısını yıkayabilmiş. Kalan halılarını kışın, köyden döndükten sora yıkayacağını söyleyen Zeynep Teyze, komşularının da korktukları için halılarını yıkayamadıklarını belirtiyor. Bahçesinde bulunan kuyuda da su kalmadığını dile getiren Zeynep Teyze, “Bahçedeki kuyuda da bir metre kaldı. Ne yapacağız bilmiyoruz vallahi! Belediyenin böyle ceza kesmesi doğru değil, ben emekliyim. 400 YTL maaş alıyorum, onu da belediyeye verirsem ne yaparım? Halılar kirleniyor ne yapalım; yıkamayalım mı, yıkamazsak nasıl olur” diyor. 20 yıldır İstanbul’da yaşadığını dile getiren Zeynep Teyze, “Geldikten sonraki on sene çok zorluk çektik, çok uzaktaki çeşmelerden su getiriyorduk. İnan oğlum çok zor oluyordu, bir daha öyle olursa halimiz duman olur vallahi! Getirene kadar kollarımız kopuyordu. Yine aynı susuzluğu yaşamak istemiyoruz” diyerek endişesini dile getiriyor.

‘Kabak yine bizim başımıza patladı’
Uzun zamandır İstanbul’da yaşadığını ve hiç böyle bir sıkıntıyla karşılaşmadığını kaydeden Naciye Özbek ise “Bu sene ne olduysa bu su sıkıntısı çıktı başımıza. Her şeyde olduğu gibi kabak yine bizim başımıza patladı. Susuzluk da ceza da yine bize düştü. Zenginlerin sokakları yıkanırken bizim halımızı bile yıkamaya hakkımız yok” diyor

‘Zenginler her gün yıkıyor’
Yaşanan su sıkıntısı nedeniyle ‘gönül rahatlığı’ ile temizlik yapamadıklarını söyleyen Gülten Aydın da “Bahar geldi, halıları yıkayıp evi baştan sona temizlememiz gerek ama yapamıyoruz” diyor. Mahallede belediye ekiplerinin gezerek halı yıkayanlara ceza kestiğini anlatan Aydın, yaşlı bir komşularına belediyenin ceza kestiğini söylüyor. Aydın, “Tamam susuzluk var, dikkat etmek lazım ama biz ne yapabiliriz? Evimizi temizlemeyelim mi? Halılarımızı yıkamayalım mı? Zenginler arabalarını, sokaklarını her gün yıkıyorlar, biz yılda bir kere halı yıkamayalım mı? Vallah ne ceza isterlerse kessinler ben halımı da yıkarım, evimi de temizlerim” diyor.

zengine farklı fakire farklı
Zekiye Konar
Susuzluk olursa çok kötü olur. Önlem alınması doğru ama herkese eşit davranmaları lazım, bir yerde bolluk bir yerde susuzluk olmaz. Belediye, zengin muhitlerde sokakları, caddeleri suyla yıkarken bize gelince halı yıkamamıza bile izin vermiyor. Onlar temiz sokaklarda yürürken biz, evimizin içinde bile temiz oturamıyoruz, böyle önlem olmaz. Ben halı yıkamaya korkuyorum, temiz halılarımı sermeye de korkuyorum. Halılar kirlenecek, ceza var, nasıl bir daha yıkarım diye. O yüzden küçük halılarımı serdim ve sürekli çocukları ikaz ediyorum, ‘aman çocuklar basmayın, aman çocuklar kirletmeyin’ diye. Mahalleye ilk geldiğimiz sene çok sıkıntı çektik. Karda kışta uzaktan su taşıyıp getiriyorduk. O sene hamileydim, karda düştüm ve düşük yaptım. Bir daha aynı sıkıntıları çekmek istemiyoruz. Ayrıca belediye ve devlet, her şeyin çözümü olarak yasaklar uygulamamalı. Bu susuzluk yeni ve birden çıkmadı, önceden önlem alınmalıydı. İnsanların aldığı üç kuruş para; gelip o kadar ceza keserek olmaz. İnsanlara anlatmalılar, televizyon programları ile eğitmeliler. Yoksa bu cezalarla bir yere varılmaz.

korkarak yıkadım
Filiz Konak
Eğer gerçekten bu kadar ciddi bir su sıkıntısı varsa elbette herkesin dikkat etmesi gerek. Halıları senede 2 kere yıkıyorsak bundan sonra bir defa yıkamalıyız. Ben eskiden senede 2-3 defa halı yıkardım. Ama bu sene yakalanırım, ceza alırım korkusuyla bir defa yıkadım. Hem ceza yüzünden hem de su sıkıntısı var diye yıkamak istemedim. Ama mecburuz, bir kış geçti üstünden, sobanın kiri sindi üstüne. Yıkamazsak mikrop olur, çocuklar hastalanır. Halılarımı korkuyla da olsa yıkadım ama artık sermiyorum. Evim çırılçıplak. Yazı böyle geçireceğiz. Halılarımı kışın sereceğim. Bizim dikkat ettiğimiz gibi belediye de dikkat etmeli. Bize ‘kısıntı yapın’ derken kendileri zenginlerin oturduğu caddeleri ve sokakları suyla yıkamamalılar. Başka temizlik yolları bulunmalı. Sonuçta insanlar bir yere kadar kısıntı yapabilir. Temizlik ve sağlık için kullanmak zorundalar.

Şahin Doğan
www.evrensel.net