Saldırılara karşı ortak taleplerle seçime

Saldırılara karşı ortak taleplerle seçime

Sendikacılar, 1 Mayıs’ta alan tartışması nedeniyle yaşanan ayrışmanın, önümüzdeki dönemde de yaşanmaması için sendikaların ortak hareket etmesi gerektiğini söylediler


Sendikacılar, 1 Mayıs’ta alan tartışması nedeniyle yaşanan ayrışmanın, önümüzdeki dönemde de yaşanmaması için sendikaların ortak hareket etmesi gerektiğini söylediler. 1 Mayıs’taki alan tartışmalarının işçi ve emekçilerin acil taleplerinin dile getirilmesini engellediğini belirten sendikacılar, sınıfa dönük saldırıların arttığı bir dönemde seçim sürecinin ortaklaşma ve birlikte hareket etmek için iyi bir fırsat olduğunu dile getirdiler.
Demokrasi mücadelesi verilmeden talepler alınamaz
KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul, sendika olarak 1 Mayıs’ın her yerde kutlanması için gayret gösterdiklerini, örgütlerinin olduğu her yerde bu çağrıyı yaptıklarını ifade etti. İstanbul’da yapılan kutlamanın, 1977 yılında katledilen 36 kişi için yapıldığını hatırlatan Tombul, her türlü etkinliğe açık olan Taksim’in emekçilere kapatılmasının ‘kabul edilemez’ olarak değerlendirdi.
Taksim’de ortaya çıkan tablonun tüm emek hareketinin talebi olması gerektiğini vurgulayan Tombul, 1 Mayıs’ta ortaklığın başarılamadığını belirterek, “Türkiye’de bir kutuplaşma yaşanıyor. Bu kutuplaşmanın nedeniyle maalesef günlük yaşamdaki sorunlar tartışılmıyor. Laik düzen önemli ancak, emekten halktan yana başka bir cepheye ihtiyaç var. Irkçılığa, milliyetçiliğe yoksulluğa teslim olmayacağız demek zorundayız. Eşit, özgür, bağımsız demokratik ve laik bir Türkiye yaratacağız ilkesiyle yola çıkmalıyız. Seçimlerde de bunun tartışılması buna sahip çıkanların birlikte hareket etmesi gerekiyor. Biz bunun olması için üzerimize düşeni yapacağız” dedi.
Alanlarda talep yoktu
Bu yılki kutlamaların geçen yıllarda yapılan kutlamalardan daha sönük geçtiğini belirten Haber-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu, bunun nedeninin yapılan alan tartışmaları olduğunu kaydetti. Bu tartışmaların emekçilerin öncelikli taleplerini de geri plana attığını belirten Dokuyucu, ayrışmanın nedeninin yaklaşan seçimler, sendikaların yaklaşan genel kurulları ve yöneticilerin delegelerinin durumlarına göre hareket etmeleri olduğunu dile getirdi. “Kutlamalara bakınca 1 Mayıs günü ilk defa kitlenin coşkusunun az olduğunu gördüm. Görevimizi tam yaptığımızı söyleyemeyiz. Emek Platformu olarak bildiri, afiş pankart ve benzeri yapılan işler, bu sene yapılmadı. Örgütsüz işyerlerinde, sitelerde, bölgelerde çağrılar yapılmadı. Sadece örgütlü işyerlerinde kısıtlı çalışmalar yapıldı. Sendikal rekabet de en üst aşamasına ulaştı. İşyeri kutlamaları çok az yerde yapıldı. Bunları bizim eksikliklerimizi de bilerek söylüyorum” diyen Dokuyucu, iki alanda da ortak taleplerin dile getirilmediğine dikkat çekti. İki taraf açısından da eksik olanın taleplerin geri plana atılması olduğunu belirten Dokuyucu, bugün hâlâ 1 Mayıs’ın ortaya çıkmasına neden olan çalışma koşullarının mevcut olduğunu, 8 saat iş günü, sigorta, işsizlik, sendikalara yapılan saldırıların aynı şekilde devam ettiğini hatırlattı.
Emeğin temsilcileri Meclis’e
Konfederasyonların önümüzdeki seçimlere göre pozisyon aldığını kaydeden Dokuyucu, “Milletvekili olma, kendi yerlerini pekiştirme, Türk-İş’i AKP’nin arka bahçesine çevirme amacı olanlar işçilerin attığı slogandan dahi rahatsız oluyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Önemli olanın emeğin temsilcilerinin Meclis’e girmesini sağlayacak birliktelikler sağlamak olduğunu belirten Dokuyucu, sendikaların buna uygun hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Sağ ve sol partilerde birleşmeler yaşandığını hatırlatan Dokuyucu, “Taleplerimiz bu kadar açıkken bir araya gelmemizin önünde hiçbir engel olduğunu düşünmüyorum” diye konuştu. “Türk-İş sağlam adım atmalı. Şunu görmemiz lazım bugün istikrardan bahsedenler sermayenin istikrarından bahsediyorlar. Bugün 20 milyon insan günde 4-5 dolara yaşıyor. Asgari ücret ortada, demokrasinin kimler için olduğu belli. Tüm bu saydıklarımızdan mağdur olan tüm kesimlerin bir araya gelmesi lazım. Bu birlikteliklere konfederasyonlar da katkı sunmalılar. Önümüzde çok kısa bir süre var tartışmayı bırakıp ortada olan sorunlara karşı bir araya gelmek zorundayız” diyen Dokuyucu, Türkiye’de yaşanan gerginliklerin halkın sorunları için ortaya çıkmadığını ifade etti.
‘Düzen partilerinden beklentimiz olmamalı’
1 Mayıs’ta yaşanan alan tartışmasının emekçilerin taleplerini geri plana ittiğini belirten Belediye-İş İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Gülüm, alan tartışmasının devam etmesinin gelecek kutlamaları da sıkıntıya sokacağı uyarısında bulundu. Kıdem tazminatı, sosyal güvenlik gibi birçok saldırı yasasının seçim sonrasına bırakıldığını hatırlatan Gülüm, sendikacıların, iş ve emekçileri şimdiden mücadeleye hazırlaması gerektiğini vurguladı. Seçimlerde emekçilerin sorunlarını çözecek bir hükümetin ortaya çıkacağına inanmadığını belirten Gülüm, “Konfederasyonlar da seçim sürecinde sorunları gündeme getirecek gibi görünmüyor. İşçi ve emekçinin gücüne güvenip taleplerimizi kazanmak için mücadele etmek zorundayız. Sendikaların merkezinde bulunanlar bunu yapmayacak, bunu tabandan güçlendirmeliyiz” diye konuştu.
‘Bağımsız adaylarla seçime’
Eğitim Sen İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Toprak, iki ayrı alanda kutlama yapmanın sendikaların kendini gösterme çabasına bağlı olarak geliştiğini ifade etti. Ayrışmayı egemenlerin işçi ve emekçileri parçalama politikasına benzeten Toprak, “Haklı bir talep olan Taksim Alanı’nda kutlama, işçi sınıfının ve emekçilerin taleplerini gölgelemiştir. Türkiye’nin sorunlarından daha çok bölünmüşlük, alanın yasaklanması üzerinde durulmuştur” değerlendirmesinde bulundu. Taksim’de yaşanan polis saldırılarının sistemin işçi ve emekçilere bakışını bir kaz daha gösterdiğini belirten Toprak, saldırıların halkın gerçekleri görmesini sağladığını, kışkırtmaların ters teptiğini dile getirdi.
“Seçim süreci laikliği savunanlar ve savunmayanlar diye bir tartışma üzerinde yürüyor. Bunlar belki önemli sorunlar olabilir. Bu ülkenin demokrasiye ihtiyacı vardır bu da emekçilerin taleplerinin yerine getirilmesidir. Egemen güçler halkı kendi platformuna çekerek seçimlerden güçlenerek çıkmak istiyorlar. Ne ülkenin bağımsızlığı ne, Kürt sorununun çözümü ne Ortadoğu’daki savaşlara karşı tutum, ne de özelleştirmelerin durdurulması gibi sorunlar bu seçim sürecinde kamuoyunda tartışılmamaktadır” diyen Toprak, emek örgütlerinin bir araya gelerek bu sorunları çözecek bir platform oluşturması gerektiğini dile getirdi. Seçim yasasının antidemokratik olduğunu belirten Toprak, “Gerçek anlamda demokratik güçlerin bağımsız adaylarla Meclis’e sokmak hedeflenmelidir” dedi.
‘Birliktelik zorunlu hale geldi’
Tüm Bel-Sen 3 No’lu Şube Başkanı Fahrettin Ağdaş ise, 1 Mayıs’ta birlikteliğin zorunlu olduğunun ortaya çıktığını belirtti. Özellikle son yıllarda emekçilere yönelik ciddi saldırılar olduğunu belirten Ağdaş, emekçilerin her geçen gün yoksullaştığını ve üzerlerindeki baskıların arttığına dikkat çekti. AKP’nin demokratikleşme adına yaptığı değişiklerin kağıt üzerinde kaldığını belirten Ağdaş, Kürt sorununa da AKP tarafından bir çözüm getirilmediğini dile getirdi. Ağdaş, emekten, demokrasiden özgürlüklerden ve barıştan yana olan kesimlerin bir araya gelmesi gerektiğinin söyledi. (İstanbul/EVRENSEL)
Alternatif oluşturulmalı
Birleşik Metal-İş Genel Başkanı ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı Adnan Serdaroğlu, yönetim kurulunda 1 Mayıs’ı uzun uzadıya değerlendirdiklerini ve amacına ulaşmış bir 1 Mayıs kutlaması gerçekleştirdiklerini kaydetti. 1977 katliamından sonra sadece 1978 yılında Taksim’de kutlamaya izin verildiğini anımsatan Serdaroğlu, Taksim’in o tarihten sonra emekçilere kapatıldığını ifade etti. Taksim’in emekçilere açılmasına karşı çıkan devletin gene devletliğini yaptığını ve emekçilere hunharca saldırdığını belirten Serdaroğlu, “21. yüzyılda Türkiye’ye uzun süre üzerinden atamayacağı bir ayıp yaşattılar. Bu ayıbı devleti yönetenler, özelde ise İstanbul’u yönetenler üzerlerinde taşıyacaklar. Saldırının nedeni, ‘İşçiler bunu istiyorsa bunun önünün kesilmesi gerekir” diye düşündüler. Ama ellerine yüzlerine bulaştırdılar. İşçilere, emekçilere, İstanbullulara, basına, turistlere de ne olduklarını gösterdiler” dedi.
Birliktelik için hassasiyet gösterilmedi
“1 Mayıs, gibi günlerde işçiler, Hükümetin olumsuz politikalarını gündeme getirmeli ve bunlara karşı mücadele edeceğini belirtmeli. Türkiye’deki işçilerin gerçekten bir noktada ortak mücadele vermesini getirecek hassasiyetlere yeteri kadar önem verilmedi. İşçi ve emekçiler, 1 Mayıs’ta her yerde mücadelesini göstermeli. İstanbul açısından bakınca Taksim’in karşısına Kadıköy’ü ortaya çıkarmak kadar yanlış bir politika olamazdı. Bunu Türk-iş yönetimi sergiledi” diyen Serdaroğlu, Kadıköy mitingine katılanların da emekçi kardeşleri, dostları olduğunu ifade etti.
‘Herkes bir araya gelmeli’
Bundan sonraki sürecin çok önemli olduğuna dikkat çeken Serdaroğlu, “Toplumun büyük bir kesimi bugün uygulanan politikalardan rahatsız. Hem dış politikalardan, hem ekonomik gidişattan rahatsız olanların bir konsensüs oluşturması gerek. Sağlıklı düşünmek zorundayız, iyi tespitler yapamazsak gelecekte bugünkü hassasiyetleri bulamayabiliriz. Birlikte bir mücadele hattı nasıl oluşturulur, onu ortaya koymalıyız” dedi. Serdaroğlu, artık sadece eleştiri yapmak yerine alternatifler üretmek gerektiğini dile getirdi.
Mücadele hattı oluşturulmadığı sürece ortaklaşmanın zor olacağını düşünen Serdaroğlu, “Bugün siyasal alanda ne yapılmalı derken toplumun tüm kesimleri Meclis’te temsil edilmeli. Alternatif oluşturamadığımız için var olan partilar oy alıyor. Bunun önüne geçmek için yeni yapılanmalar çıkaracak çalışmalar yapılmalı. Türkiye’de sorumluluk taşıyan aydın ve emekten yana siyası partiler, yeni bir hareketin oluşması için bir yolm açmalıdır” diye konuştu.
Ercan Karakaya
www.evrensel.net