GÜNDÖNÜMÜ

  • 26 Mayıs Cumartesi gecesi, 2821 sayılı Sendikalar Yasası’nda değişiklik yapılarak sendika konfederasyonlarının zorunlu organlarına seçilebilmek için en az 10 yıl çalışmış olma zorunluluğu getiren hüküm kaldırıldı.


    26 Mayıs Cumartesi gecesi, 2821 sayılı Sendikalar Yasası’nda değişiklik yapılarak sendika konfederasyonlarının zorunlu organlarına seçilebilmek için en az 10 yıl çalışmış olma zorunluluğu getiren hüküm kaldırıldı.
    Bu değişikliğin görüşülmesi sırasında sorulan soruları yanıtlayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, CHP Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin’in, 2821 sayılı Sendikalar Yasası ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası değişiklik tasarılarının neden TBMM gündemine getirilmediği sorusuna verdiği yanıtta: “…Bu yasalar son derece önemli yasalardır. Biz istedik ki bu yasalar üzerinde sendika konfederasyonlarımızın en geniş uzlaşmasını sağlayalım. Ancak henüz konfederasyonlar arasında bir uzlaşma sağlanmış değil. O nedenle bu yasaların biraz daha olgunlaşması gerekiyor. Değişiklikler daha geniş bir uzlaşma ile getirilmezse neler yaşanacağını siz daha iyi biliyorsunuz. Henüz uzlaşma yok. Örneğin siz, noter şartının kaldırılması gerektiğini söylüyorsunuz. Oysa bir konfederasyonumuzun noter şartının muhafaza edilmesi yönünde bize bildirdiği yazılı görüş var…” dedi.
    Bakan doğru söylüyorsa düşünmek gerekir. Gerçekten işçileri temsil eden, işçi haklarını savunan bir sendika konfederasyonunun, işçilerin sendikaya üye olabilmesi veya istifa edebilmesi için üyelik veya istifa başvurularının noter tarafından düzenlenmesi/onaylanması şeklindeki hükmün muhafaza edilmesini isteyebilmesinin haklı bir gerekçesi olabilir mi?
    Kanımca bu istek, ancak işçinin haklarını savunmaktan aciz, hatta işçilerin çıkarları yerine işverenlerin çıkarlarını savunan, noter şartı kaldırılırsa mevcut üyelerinin istifa edeceğini düşünen, o nedenle işçiden korkan bir konfederasyona ait olabilir.
    Bakan Başesgioğlu, sorulara yanıt verirken; “Biz sendikaları sadece birer meslek örgütü olarak görmüyoruz. Sendikaları aynı zamanda demokrasinin vazgeçilmez unsurları olarak görüyoruz. Sendikal harekette bir zafiyet var. Sadece Türkiye’de değil; Fransa’da da, Almanya’da da zafiyet var. Bu yüzden sendikalara destek olmalıyız. Ancak eskiden olduğu gibi, eski anlayışlarla sendikacılık yapılamayacağının, küreselleşen şartlarda işletmelerin rekabet imkanlarını, yaşayabilme imkanlarını dikkate almadan, sadece ücret sendikacılığı yapılamayacağının anlaşılması gerekir” diye de ekledi.
    Bu sözler, Bakan’ın “İşimi seviyorum”, “İşyerimi seviyorum” kampanyaları düzenleyecek; işçinin değil, işverenin çıkarlarını savunacak sendikalar istediğini açıklıyor.
    Bu durum; işçilerin, mücadele örgütleri olan sendikalarına sahip çıkarken öte yandan uzlaşmacı, işbirlikçi, işçiye güvenmeyen ama işyerlerini ve işverenleri çok seven, sendika yöneticiliğini geçim kaynağı olarak gören bürokrat sendikacıları sendikaların başından uzaklaştırıp işçiye güvenen, kararlarını işçilerle tartışarak oluşturan, sınıfın taleplerini ve ihtiyaçlarını esas alan sınıf sendikacılığını ilke edinmiş, işçileri sendika yönetimlerine getirmeyi başaracak uyanıklığa, azim ve kararlılığa sahip sendikacılara yaklaşmalarının önemini bir kez daha gösteriyor.
    Ne var ki işçilerin ve emekçilerin tüm dikkati, yılın ilk aylarından başlayıp nisan ve mayıs aylarında yoğunlaşan cinayetlere, provokasyonlara, bombalama eylemlerine, toplumun kamplaştırılması ve bunun üzerinden sürdürülmeye çalışılan operasyonlara, Kuzey Irak’a bir sınır ötesi harekat için zemin hazırlama çabaları ile seçimlere yöneltilmiş durumda.
    İşçiler ve emekçiler, birbirlerine karşı kışkırtılarak bölünüp parçalanarak, sermayenin sağ veya “sol” partilerinden birinin oy deposuna dönüştürülmeye çalışılıyor.
    O halde işçi ve emekçilerin bir diğer ihtiyacı da sermaye programlarını uygulamada birleşen partilerin etkisinden kurtulup emeğin politikalarında birleşmek, barış ve demokrasi talepleriyle seçimlere müdahale etmek, giderek sermayenin iktidarını devirip kendi iktidarlarını kurmak üzere sınıfın politik mücadele örgütünde, sınıf partisinde örgütlenmektir.
    Hasan Hüseyin Evin
    www.evrensel.net