‘Sansür, baskı ve tehditler son bulmalı’

Düşüncelerini ifade eden gazetecilerin, yazarların, aydınların hayatlarının tehdit altında olduğunu vurgulayan insan hakları savunucuları ve yazar ve yayıncı kuruluşları temsilcileri, düşünceyi suç kapsamına alan yasa maddelerinin kaldırılmasını istedi.


Düşüncelerini ifade eden gazetecilerin, yazarların, aydınların hayatlarının tehdit altında olduğunu vurgulayan insan hakları savunucuları ve yazar ve yayıncı kuruluşları temsilcileri, düşünceyi suç kapsamına alan yasa maddelerinin kaldırılmasını istedi.
Uluslararası Af Örgütü tarafından Hrant Dink anısına düzenlenen “Türkiye’de, komşu ülkelerde ve bölgede ifade özgürlüğü” konulu 2 günlük sempozyum, Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusü’nde önceki gün başladı. ABD, Danimarka, Britanya, Suriye, Irak, İran, Azerbaycan, Ermenistan, Kıbrıs ve Türkiye’den birçok katılımcının söz aldığı sempozyumda, “ifade özgürlüğü” masaya yatırıldı.
İfadeyi kısıtlayan yasalar kaldırılsın
Sempozyumun açış konuşmasında Düşünce Suçuna Karşı Girişim Sözcüsü Şanar Yurdatapan, katledilen Hrant Dink’in TCK’nın 301. maddesinden yargılandığını hatırlatarak “Hrant’ı saygıyla anıyoruz” dedi.
Sempozyumun “2005 yılından bu yana ifade özgürlüğü” başlıklı ilk oturumunda konuşan Norveç Uluslararası PEN Yönetim Kurulu Üyesi Eugene Schoulgin, son dönemlerde, özellikle Türkiye’de milliyetçi-ırkçı dalganın yükseldiğini belirterek fikirlerini dile getiren gazetecilerin, aydınların hayatlarının tehdit altında olduğunu vurguladı. Schoulgin, Hrant Dink’in korkunç bir şekilde öldürüldüğünü vurgulayarak düşünceyi suç sayan yasaların değiştirilmediğine; sansür, baskı ve tehditlerin devam ettiğine dikkat çekti.
İfade özgürlüğüne yönelik hak ihlallerinin, beraberinde başka hak ihlallerini getirdiğini ifade eden ABD’den İnsan Hakları İzleme Örgütü ( HRW ) Temsilcisi Dinah Pokempner ise Irak, Filipinler, Rusya, Türkiye gibi ülkelerde gazetecilerin hukuki ve fiziki saldırıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.
TCK’nın 301. maddesinin eleştiriye izin vermediğini vurgulayan IPA Uluslararası Yayıncılar Birliği Temsilci Alexis Krikorian da söz konusu maddenin tamamen kaldırılması gerektiğini ifade etti.
Türk basınının kırmızı çizgileri
“Türkiye’de ifade özgürlüğü ve ona yönelik tehditler” başlıklı oturumda ise Mersin’de bayrak yakma, Rahip Santoro ve Hrant Dink’in ölümünden ‘Cumhuriyetine sahip çık’ mitingine kadar olan süreçte Türkiye’de yaşanan olayların anlatıldığı 5 dakikalık bir gösterim gerçekleştirildi. Sempozyuma katılamayan Gazeteci Aydın Engin, Hrant Dink’i cinayete kurban vermesindeki Dink’in valilikte yaptığı görüşmeden sonra yaşadığı tedirginliği ve tanıklığını, gönderdiği yazı ile Şanar Yurdatapan aracılığıyla katılımcılarla paylaştı.
Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş de Türk basınının kırmızı çizgileri olduğunu, en koyu kırmızı çizginin Türk Silahlı Kuvvetleri’yle ilgili eleştirel haber yapmaktan geçtiğini söyledi. Görmüş, Nokta’nın da bu çizgileri aştığı için yayınını sürdüremediğini belirtti.
Alışkanlıklarından vazgeçmiyorlar
Gündem Gazetesi Haber Müdürü Nurettin Fırat, gazeteleri üzerindeki sansüre dikkat çekerek “Yaptığımız haber farklı gazetelerde de yer alıyor, ancak sadece Gündem sansüre uğruyor. Bu çifte standarttır” dedi. Gündem’e 600’ün üzerinde dava açılıp, yüklü para cezalarına çarptırıldığını ve defalarca kapattırıldığını vurgulayan Fırat, “Onlar kapatma alışkanlığından vazgeçmediler, biz de alışkanlıklarımızdan vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) Sözcüsü Necati Abay ise Türkiye cezaevlerinde 24 gazetecinin tutuklu bulunduğunu kaydetti.
Anadolu’nun Sesi’nden Devrim Tunay, yazar Dilek Kurban, Prof. İbrahim Kaboğlu, radyonun kapatılmasından azınlık ve TESEV raporunu sunarken yaşanan zorluklara kadar ifadeyi zorlaştıran koşulları dile getirdiler.
Sempozyumun üçüncü oturumunda ise Bulgaristan, Yunanistan, Kıbrıs, Irak, İran, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’dan gelen katılımcılar, ülkelerinde yaşadıkları ifade zorluklarını anlattı. (İstanbul/EVRENSEL)
www.evrensel.net