‘G-8 çözümün değil sorunların kaynağıdır’

Dünyanın en zengin 8 ülkesinin her yıl bir araya geldiği G-8 Zirvesi, bu yıl Almanya’da Rostock yakınındaki Heiligendamm’da 6-8 Haziran tarihleri arasında yapılacak. Zirve öncesi, ülkede terör histerisi ile olağanüstü “güvenlik” önlemleri alınıyor.


Dünyanın en zengin 8 ülkesinin her yıl bir araya geldiği G-8 Zirvesi, bu yıl Almanya’da Rostock yakınındaki Heiligendamm’da 6-8 Haziran tarihleri arasında yapılacak. Zirve öncesi, ülkede terör histerisi ile olağanüstü “güvenlik” önlemleri alınıyor. Hiçbir gerekçeye dayandırılamayan baskınlar, gözaltılar ve yasaklarla protestolara katılım azaltılmaya çalışılıyor. Ancak Almanya’nın her yerinde zirveye karşı eylemler örgütleniyor ve 2 Haziran’da Heiligendamm’da yapılacak büyük gösterinin hazırlıkları da devam ediyor.
G-8 Zirvesi ve zirveye karşı yapılan etkinliklerin hazırlıklarını, küreselleşme karşıtı ATTAC’ın yöneticisi Werner Ratz anlattı.

Sayın Ratz, Almanya Başbakanı Angela Merkel, perşembe günü G-8 Zirvesi’nde ele alınacak konular ve çözümler konusunda genel bir açıklama yaptı. Siz bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hükümet, dünyanın önemli sorunlarına değindi, ancak bunlara ciddi diyebileceğimiz çözümler sunamadı. Bugüne kadar G-8 zirvelerinin gündeminde olan konular yeniden ele alınacak. Bunların arasında ‘sivil toplum’ örgütlerinin gündeme getirdiği Afrika sorunu da bulunuyor. Ancak bu zirvede de önceki zirvelerde olduğu gibi, bu soruna kalıcı bir çözümün getirilmesi mümkün değil.
Aynı durum küresel ısınma için de geçerli. Merkel geçen aylarda bu konuya el attı. Ancak Almanya, havadaki karbondioksit oranını 2020 yılına kadar yüzde 40 azaltmaya yanaşmıyor. Diğer büyük ülkelerin tutumu da Almanya’nınkine benzer.

Afrika sorununun bugüne kadar yapılan çoğu zirvede ele alınmış olmasına rağmen kıtada açlık, sefalet, savaşlar devam ediyor. G-8 kıtadaki bu sorunları gerçekten çözmek istiyor mu?
İsterlerse, sorunların çözümü konusunda çok şey yapabilirler. Ancak bunu istemiyorlar. Afrika ülkelerinin önemli bir bölümü G-8 ülkelerince borçlandırılmış durumda. Yine G-8 ülkelerinin etkili olduğu uluslararası finans kurumları da bu ülkeleri borç batağı içerisine çekmiş. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de özel bankalar, finans kurumları bu ülkeleri borçlandırdı.
Elbette bu ülkelerin durumunu iyileştirmek için çok şey yapılabilir. Geçmişte birçok ülkenin borçlarının silindiği ilan edildi. Buna rağmen borçlar ve yükler devam ediyor. Bunun faturasını da halk çekiyor. Açlık, sefalet ve sağlık sorunları devam ediyor.
Sorumlu, aynı zamanda AB ülkeleridir. AB ülkeleri yeni ekonomik anlaşmalarla, sömürgeleriyle aralarındaki eşitsizliği sürdürüyorlar. Afrika bugün de “dünya ekonomisine entegrasyon” adı altında sömürülüyor.
Ama Avrupa ülkeleri yeraltı zenginliklerine el koyarken, kıtada kendilerine rakip olabilecek yerli kuruluşları istemiyorlar. Yani kısacası, “Afrika için bir politika yerine Avrupa için bir Afrika” politikası izleniyor. Bu da kıtanın sömürülmesinin devamı anlamına geliyor.

Savaş ve silahlanma konusu da gündemde. Bu konuda önemli bir değişikliğin olmasını bekliyor musunuz?
Gerçekten dünyamızda önemli bir sorun olmasına rağmen bu sorunun zirvede ciddi bir şekilde ele alınacağını sanmıyorum. Çünkü Irak ve Afganistan’daki işgaller, dünya politikasına yön verecek boyuta ulaşmış durumda. Bu savaşlar, dünya çapında yeni savaşların potansiyelini de içinde barındırıyor. Konu her geçen gün biraz daha aciliyet kazanıyor ve bunlara bir an önce müdahale etmek gerekiyor. Bence yapılması gereken en öncelikli şey, bu ülkelerdeki yabancı askerlerin geri çekilmesidir. Eğer bu konu ciddi olarak konuşulmazsa, büyük felaketlere yol açabilir. Çünkü askeri müdahalelerle sorunların çözülmeyeceğini, tam tersine daha da büyüyeceğini, Afganistan ve Irak işgalleri açık olarak göstermiştir.

Almanya’da küreselleşme karşıtlarına yönelik operasyonlar düzenleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bu baskınların amacı, G-8 Zirvesi karşıtlarını “kriminalize etmek” ve “suçlu” göstermekten başka bir şey değildir. Ama baskınlarla verilmek istenen gözdağı ters tepti. Bugün Almanya’nın her tarafında G-8’e karşı eylemler, toplantılar yapılıyor. Sadece büyük kentlerde değil, küçük kentlerde de...

30 Mayıs ile 8 Haziran tarihleri arasında zirvenin yapılacağı Heiligendamm ve çevresinde bütün gösteriler yasaklandı. Samara’ya giden Merkel, gösteriler hakkından bolca söz etti ve Rusya’yı eleştirdi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Genel olarak Almanya ile Rusya’yı kıyaslamak istemiyorum. Ama Başbakan’ın bu çifte standartlı tutumunu anlamıyorum. Her şeyden önce Rusya’da gösteri hakkını savunmasını destekliyorum. Bu tutumun Almanya’da da geçerli olması gerekiyor. Aksi halde Rusya için söylediklerinin hiçbir anlamı yok. Kaldı ki hukuken Almanya’da da gösteri hakkı ve özgürlüğü bulunuyor. Bu konuda Anayasa Mahkemesi tarafından verilmiş birçok karar var. Bundan ötürü biz, gösteri yasağına karşı mahkemeye başvurduk. Umuyoruz ki mahkeme lehimize karar verecek.

Almanya’da G-8 karşıtı eylemleri kimler destekliyor? Eylemlere kimler katılacak? Sendikaların tutumu nasıl?
Geniş bir birlik G-8’e karşı kampanya sürdürüyor. Kiliseler, partiler ve sendikalar geride durmayı tercih ediyorlar. Ama sendikalar içerisinde çok destek var. 2 Haziran’da Rostock’ta yapacağımız büyük gösteri sırasında grevde olan Telekom işçilerinin grev komitesinden bir kişiye söz hakkı vereceğiz. Pek çok kesim eylemlere katılıyor. Bütün örgütler, yakın bir işbirliği içerisinde eylemlere hazırlanıyor. Almanya’daki protesto hazırlıklarında iki yıl önce İngiltere’de yapılan hazırlıklara göre büyük bir ilerleme olduğunu söyleyebilirim. Orada, hem örgütler hem de zirvenin kendisi birbirinden yalıtılmıştı. (Berlin/EVRENSEL)
G-8, ülkeleri yoksullaştırıyor

Zirveye karşı yapılacak etkinliklerde göçmenlerin sorunları da dile getiriliyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
G-8 zirvelerinin ardından yapılan konuşmalarda sürdürülen politikanın temelinde, zenginlik ve refahın yattığı iddia ediliyor. 1977’de yapılan zirvede, zenginlik ve refahın her şeyin başında geldiği ilan edildi. Bunun sonucunda bazı ülkeler sömürülüp yoksullaştırılırken, kendileri zenginleştiler. Yoksullaştırılan ülkelerdeki insanların çoğu, yerini terk ederek zengin ülkelere göç etmek zorunda kaldı.
Afrika’nın yoksulluğu bu politikanın sonucu. Aynı şey Türkiye için de geçerli. G-8’in izlediği politikalar bu ülkeleri yoksullaştırıyor. Bundan ötürü eyleme göçmenlerin katılması oldukça önemli. 4 Haziran’da göçmenlerin yapacağı ayrı bir etkinlik olacak. Eylemlere göçmenlerin de katılması, haksız politikalara verilen mücadelemizi güçlendirecektir.
Heiligendamm kale gibi korunuyor
Almanya’da 6-8 Haziran tarihleri arasında G-8 Zirvesi’nin düzenleneceği ülkenin kuzeyindeki sahil kenti Heiligendamm kale gibi korunuyor.
Heiligendamm kentinde zirvenin yapılacağı Kempinski Grand Hotel’i çevreleyen yaklaşık 12 kilometre uzunluğundaki tel örgülü demir parmaklıkların her kilometresi için yaklaşık 1 milyon Avro ödendi.
G-8 Zirvesi karşıtları, gösteri için bu demir parmaklıklara en fazla 200 metre yaklaşabilecek.
Yasak bölgeye, sadece Heiligendamm kentinde oturanlar girip çıkabilecek.
Bu arada bir cezaevi parmaklıklarını andıran “güvenlik çiti”, çevre sakinlerinin de tepkisini çekiyor. Alman Birlik 90/Yeşiller Partisi de “güvenlik çiti”ni protesto amacıyla parmaklıkların hemen yanına, zirveye katılacak hükümet ve devlet başkanlarının orijinal büyüklükteki posterlerini koydu.
Kamplar kuruldu
Rostock kentinde 2 Haziran’da yapılacak gösteriye ise diğer ülkelerden de gelecek yaklaşık 100 bin kişinin katılması bekleniyor. Göstericiler için Heiligendamm yakınlarında 3 kamp kuruldu. Reddelich köyünde 5 bin, Rostock limanında 6 bin ve Wichmannsdorf köyünde de bin 500 kişinin bu çadır kamplarda konaklayabileceği bildirildi.
Federal İçişleri Bakanlığı Müsteşarı August Hanning, zirve öncesinde, şiddet eylemlerinin de düzenlenebileceği şeklinde bilgi aldıkları için bu tür önlemleri gerekli gördüklerini söyledi.
G-8 Zirvesi’nin tüm maliyetininse yaklaşık 92 milyon Avro olması bekleniyor. Zirve boyunca yaklaşık 16 bin polis görev yapacak.
Dünyanın her yerinden yaklaşık 5 bin gazetecinin de zirveyi izlemek istemesi nedeniyle Heiligendamm yakınlarındaki Kühlungsborn kasabasında geçici bir basın merkezi oluşturuluyor.
ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Kanada ve Rusya’nın hükümet ve devlet başkanları, Kempinski Grand Hotel’de 2 gece ve 3 gün boyunca kalarak ağırlıklı olarak ekonomik işbirliği imkanlarını görüşecek. Zirveye yaklaşık 2 bin delegasyon üyesi katılacak.
Zirvede ağırlıklı olarak iklimin korunması, Afrika’ya yapılması düşünülen yaklaşık 37 milyar Avro’luk yardım, korsan ürünlere karşı alınacak önlemler, dünya çapında asgari sosyal ve ekolojik standartların getirilmesi ve dünya ticaretinin liberalleştirilmesi görüşülecek. (DIŞ HABERLER)
Yücel Özdemir
www.evrensel.net