Fotoğraf: AA

MEDİPOLİTİK

  • Seçim kapıya dayanınca partiler vitrin yarışına başladılar. Sağ partiler soldan, sol partiler sağdan devşirdikleri adaylarla vitrin yapıyorlar. İşin ilginci bütün amaçlarının “vitrin yapmak” olduğunu açık olarak da söylüyorlar.


    Seçim kapıya dayanınca partiler vitrin yarışına başladılar. Sağ partiler soldan, sol partiler sağdan devşirdikleri adaylarla vitrin yapıyorlar.
    İşin ilginci bütün amaçlarının “vitrin yapmak” olduğunu açık olarak da söylüyorlar. Yani dükkan da, pazarlanan mallar da aynen kalıyor, sadece vitrine konulacak yeni mallarla müşteri ayartılmaya çalışılıyor.
    AKP, sosyal demokrasinin duayenlerinden Ertuğrul Günay’la işin kitabını yazmış olan Haluk Özdalga’yı transfer ediyor.
    CHP de bir zamanlar sağın liderliğine soyunmuş olan İlhan Kesici’yle, Süleymancı olduğu iddia edilen İsmail Amasyalı’yı saflarına katmış.
    Sırada Yaşar Okuyan varmış.
    2002 seçimlerinde halkın gazabıyla tasfiye edilmiş olan bu eskimiş politikacıyı tekrar memleketin hizmetine kazandıracaklarmış.
    Eğer doğruysa hakkaten bravo CHP’ye!
    Hayırlı ve uğurlu olsun. Öpüp başlarına koysun, saygıda kusur etmesin, kıymetini de bilsinler.
    Bu her devrin mümtaz politikacısı Yalova kaplanını sadece transfer etmekle yetinmesinler. İktidara filan gelecek olurlarsa engin birikiminden de yararlansınlar; Çalışma Bakanı olarak kabineye alsınlar.
    Üstat sosyal güvenlik “reformu” konusunda fevkâlâde tecrübelidir, malum. Zamanında Çalışma Bakanı olarak başlatıp, sonra AKP’nin devam ettirdiği “reform”u sonuçlandırmak da kendisine nasip olur, böylece.
    Yok eğer olur da iktidara gelemez ve muhalefette kalırlarsa da işlerine yarar Yaşar Okuyan.
    Seçimlerden sonra Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Kanunu tekrar Meclis’e geldiğinde CHP adına muhalefet etme görevini de üstlenebilir.
    Emeklilik yaşını yükseltmenin, prim gün sayısını artırmanın, sigortalılara staj süresi getirip sağlık hakkını kısıtlamanın ne kadar kötü olduğunu soldan eleştirir kürsüden.
    Nasılsa kimse çıkıp da “iyi ama 57. Hükümet’in Çalışma Bakanı sendin. 17 Ağustos depreminden bir hafta sonra Meclis’ten geçirdiğin Mezarda Emeklilik Yasası’yla bütün bunların aynısını kendin yaptın” demez.
    Dese de önemli değil; “dün dündür, bugün bugündür.”
    ***
    Ya bu politika demirbaşına ne demeli?
    Sen daha 14 yaşındayken yaz tatillerini Yalova’da geçiren Başbuğ Türkeş’e ekmek-süt getirip götürürken ülkücü ol.
    O kadarla da kalma. Türkeş’in A Takımı’na gir, 1980 öncesinin o çatışma döneminde MHP’nin Genel Sekreter Yardımcılığı yap. 12 Eylül gecesi Türkeş’i gizlice Halil Şıvgın’ın evine götürüp sakla.
    İki yıl hapis yatıp çıktıktan sonra davadan dönüp ANAP’lı ol. 57. Hükümet’te Çalışma Bakanlığı görevini üstlen.
    2002 seçimleri öncesinde ANAP’ın baraj altında kalacağını anlayınca titreyip kendine dön, seçimlere MHP’den gir.
    MHP de barajın altında kalınca kapağı DYP’ye at, yerel seçimlerde Yalova belediye başkan adayı ol.
    O da tutmayınca Demokrat Türkiye Partisi’ni ele geçirip Hür Parti’ye çevir.
    Sonra Ermeni meselesinde Doğu Perinçek’in arkasında saf tutup Viyana çıkarmalarına katıl.
    Seçim zamanı gelince de birdenbire kardeşinin eski TKP’li, babanın da eski CHP’li olduğunu, hatta 1950’li yıllarda CHP’nin Fatih İlçe Yöneticiliği yaptığını hatırlayıver.
    “Babamın partisine dönüyorum. CHP’den milletvekilliği gibi bir derdim yok. Sadece ‘samimiyetimin karşılık bulmasına’ sevinirim” diye de beyanat ver.
    Böylece son dört seçime dört ayrı partinin listesinden girmek gibi inanılmaz bir rekora imza at.
    CHP senin kıymetini bilmezse kiminkini bilecek?
    Hani olur da Meclis’e giremezsen üzülmene de gerek yok. Genel seçimlerden sonra sırada yerel seçimler var, nasılsa. Şansını o zaman denersin.
    O arada biraz daha düşünürsen belki dedelerinden biri de AKP’li çıkıverir bakarsın.
    Osman Öztürk
    www.evrensel.net