Yağmur olsun da  çamurdan olsun…

Yağmur olsun da çamurdan olsun…

Ege ve Akdeniz bölgelerindeki diğer iller gibi İzmir de özlemle beklediği yağmurlara geçtiğimiz günlerde kavuştu. Hafta sonu akşam başlayan yağmurlar, aralıklarla bütün bir hafta boyunca devam etti.


Ege ve Akdeniz bölgelerindeki diğer iller gibi İzmir de özlemle beklediği yağmurlara geçtiğimiz günlerde kavuştu. Hafta sonu akşam başlayan yağmurlar, aralıklarla bütün bir hafta boyunca devam etti.
İzmirliler yağan yağmurlardan sonra arabalarının, balkonlarının, camlarının ince bir toz tabakası ile kaplandığına tanık oldular. Yağmurun altında yürümek durumunda kalan vatandaşlar, bir süre sonra üzerlerindeki elbiselerin, ayakkabıların ve çantaların da yağmur damlaları sonrasında çamur lekeleri ile kaplandığını gördüler. Bu işe en çok sevinenler araba yıkayıcıları olsa da bir türlü gelmeyen bahar yağmurlarına hasret olan İzmirliler de adeta “olsun da çamurdan olsun” özdeyişini doğrular şekilde, hiç de hallerinden şikayet etmediler.
Geçtiğimiz hafta Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü’nün düzenlediği Küresel Isınma ve Enerji Kaynakları Çalıştayı’na katılıp bir sunum yapan Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Cemal Saydam, Sahra Çölü’nden gelen tozlar nedeniyle oluşan bu “çamur yağmurları”nın çok bereketli olduğunu anlatmıştı. Aradan bir hafta geçmeden birçok kente yağan bu “çamur yağmurları”, Prof. Saydam’ın söylediklerini yeniden gündeme getirdi.
Sahradan gelen tozlar yağmur oldu
Sahra Çölü’nden kalkan tozların rüzgarlarla kısa sayılabilecek sürelerde ülkemize ve diğer ülkelere yayıldığını belirten Saydam, yaşanan birçok meteorolojik olayın ve sağlık problemlerinin, bu tozlardan kaynaklandığını ileri sürüyor. Sahra’dan gelen yüzbinlerce ton tozun, bulut ve güneş ışığı ile birleşince yağmur olarak yeryüzüne indiğini belirten Saydam, taşınan bu tozlarda yüzde 5 oranında demir bulunduğunu aktararak “Tozda bulunan (+3’lük) bu demir, havada güneş ışığı ile karşılaşınca gübre ve besin olacak özelliğe, yani (+2’lik) hale geliyor. Bu tozların içerisinde mantarlar ve bakteriler de oluyor. İşte bu yüzden halkımız, bu yağmurlara ‘bereketli yağmur’ ve ‘rahmet yağıyor’ der. Demir eksikliği olanlar, bu yağmurlarda çıkıp iliklerine kadar ıslansınlar. Yolların kayganlaşması nedeniyle trafik kazaları da artabilir. Bu tozların yağmurlarla denizlere düşmesi sonrasında da denizler turkuvaz renge bürünürler. Bunun deniz kirliliği ile açıklanması doğru değil yani” diyor.
Toz-bulut ve güneş ışığının buluşmasından sonra yağmur ve kar oluştuğunun ortaya konmasının ardından bunu laboratuvar ortamında da test ettiklerini söyleyen Saydam, “Bizim işimiz doğanın nasıl çalıştığını anlamak ve ona müdahale etmenin yollarını aramak. Bu döngüyü öğrendikten sonra buna müdahale sanatını araştırdım. Bereketli yağmurun nasıl olacağını biliyoruz artık. Yani bu modelle ben, istediğim yer ve zamanda yağmur yağdırırım” diye son derece iddialı konuşuyor. Saydam, bu çalışması ve ortaya çıkardığı bulgular nedeniyle birçok sıkıntı yaşadığını da dile getirerek “Türkiye’de yeni bir şeyi bulmak başınızı çok ağrıtabiliyor” sözleriyle bilim insanlarının yaşadığı sıkıntıya dikkat çekiyor.
Küresel ısınmaya farklı bir bakış
Prof. Saydam, diğer birçok bilim insanının aksine küresel ısınma konusuna da farklı bir bakış açısı ile yaklaşıyor. ‘Sahra Çölü’nden gelen tozlar nedeniyle karbondioksit seviyesinin arttığını ileri süren Saydam, Sahra’da herhangi bir endüstri olmamasına rağmen oluşan bu karbondioksite tozların içindeki birtakım kimyasal reaksiyonların neden olduğunu dile getiriyor. Küresel ısınmanın ölçülebilir bir gerçek olduğunu belirten Saydam, buna rağmen dünyanın çok daha fazla soğuyup ısındığı dönemler bulunduğunu da sözlerine ekliyor. Dünyanın ısınması nedeniyle atmosfere daha fazla toz çıktığına dikkat çeken Saydam, bu çöl tozlarının dünyayı soğutan bir işleve sahip olduğunu, bunun ise doğanın küresel ısınmaya karşı ortaya çıkardığı bir mekanizma olduğunu söylüyor. (İzmir/EVRENSEL)
Özer Akdemir
www.evrensel.net