ROJEV

  • Oldukça dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. Denebilir ki Türkiye, tarihinin en sıkışık dönemlerinden birini yaşıyor.


    Oldukça dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. Denebilir ki Türkiye, tarihinin en sıkışık dönemlerinden birini yaşıyor.
    Sorumluluklarımız, işçi sınıfı ve halk davasına, Türkiye’nin geleceğine daha sıkı bağlanarak adım atmak zorunluluğu her geçen gün daha da artıyor.
    Böylesi zamanda bencil ve bireyci tutumlarla, sınıfa ve halka yabancı davranışlarla hareket edenler, sadece yanlış yapmış olmayacak, aynı zamanda halka karşı suç işlemiş olacaklardır.
    Kavgayı ve kapışmayı okumak ve demokrasi mücadelesine, halk güçlerinin birliğine daha fazla bağlanmak yerine, köşe kapmaca peşinde olanları tarih affetmeyecektir.
    Bugün süren kavga görünürde AKP ile ordu ve CHP merkezli bir kavga olarak tezahür etse de kavga sadece bundan ibaret değil. Atlar her dönem değişebilir! Egemen sınıfların, işbirlikçi burjuvazinin ve emperyalizmin pazar ve siyasi hakimiyet kavgası olarak Türkiye üzerinde süren mücadele karşısında yurtseverlik duygusuyla, işçi ve emekçi sevdasıyla hareket etmek gerekiyor.
    Ucuz hesaplar, küçük burjuva bencilliği ile bir yere varılamaz. Dahası dönemin ihtiyaçları yerine kendi kişisel hesaplarını ve grup çıkarlarını koymakla doğru bir yere varılamaz.
    Bu dönem aynı zamanda işçi sınıfı ve emekçi halka ve sınıfın çıkarlarının temsilcisi olan partiye ve demokrasi güçlerine büyük bir sorumluluk yüklüyor.
    Daha çok çalışmak, burjuva klikler arasındaki kavgada gerçeği, yalnızca gerçeği göstermekten, aydınlatmaktan, birlikte hareket etmekten, örgütlenmekten ve güç toplayarak güçlü bir alternatif yaratmaktan başka çıkar yolumuz yok.
    Dönemi değerlendirirken, hiçbir gelişmeyi ve hiçbir olanağı, işçi sınıfı ve emekçi halkın mevzi kazanmasından bağımsız düşünemeyiz. AKP ve CHP’nin ve elbette diğer gerici burjuva kliklerin işçi ve emekçi düşmanı yüzlerini göstermek, ama aynı zamanda bir güç olarak, bir halk hareketi olarak alternatif olmak zorundayız.
    Soruna böyle bakmak yerine, sorunu demokrasi ve özgürlükler sorunu olarak değerlendirmek ve bunun için hiçbir fedakarlıktan ve adım atmaktan çekinmemek gerekirken, ırkçı ve şoven dalganın etkisi altında kalmak, Kürtlerle yan yana gözükmekten çekinmek, sınıfın taleplerini, halkın özlemlerini dile getirmekten imtina etmek kabul edilemez.
    Çok açık ve net olarak ve kararlıca ortaya çıkmak, emek, barış ve demokrasiden yana güçlerin temsilcileri olarak hareket etmek ve seçim sürecine de bu yaklaşımla müdahale etmek gerekiyor.
    Burjuva parlamentoda kimin kime nasıl baktığı üzerinden kopan ve yumruklaşmaya varan kavga, halk düşmanlığı ile beraber egemen güç odaklarının birbirine karşı biriktirdiği öfkeyi ve iktidar hırsını da ele veriyor. Bu çelişkileri değerlendirmek, derinleştirmek ve halkın bu kliklerden birinin yedeğine düşmesini engellemek ancak demokrasi için birlik diyen halk güçlerinin kararlıca ortaya çıkmalarıyla mümkündür.
    Cumhuriyet tarihi boyunca çözümlenememiş olan Kürt halkının demokratik talepleri sorunu, laiklik meselesi ve bağımsızlık sorunu tarihinin en girift zamanını yaşıyor. Sorunlar giderek daha da karmaşık hale geliyor. Giderek dağ gibi büyüyor. Sorunları çözme yetisi bulunmayan güç odakları hem çaresizlik içinde, hem de birbirlerine çelme atma telaşında. Egemen güç odakları, yani burjuva gerici odaklar arasındaki kavga kıyasıya bir kapışmayla sürüyor.
    Hiçbir an çelmesiz ve hamlesiz geçmiyor. Darbe tezgahlayıcıları ve mağdur görünümlü halk düşmanlarının birbirlerinden farklı olmadıklarını gösterecek bir birliğe ve ortak yürüyüşe ihtiyacımız var. Karmaşık süreç aynı zamanda çözüm dinamiklerini de biriktiriyor. Çözüm dinamiklerini bir araya toplama ve doğru yola kanalize etmede tarihi bir döneme ve olanakların çoğalacağı gelişmelere doğru yürüdüğümüz görülmelidir.
    Kürt sorunu, laiklik meselesi ve Türkiye’nin ekonomik ve siyasi bağımsızlığı sorunu tüm diğer sorunları da içinde toplayarak büyüyor. Çelişki ve çatışmalar artıyor. Ama bizim gereğini yapmada yetenek göstermemiz gerekiyor. Biz tarihi sorumluluğumuzu bilerek ilerlemeliyiz.
    Ender İmrek
    www.evrensel.net