GERÇEK

  • Türk-İş ile hükmet arasındaki 322 bin kamu işçisini kapsayan toplusözleşme görüşmeleri devam ediyor. Herhalde Türk-İş’in ve işçi sınıfının tarihindeki en kötü sözleşme dönemi bu dönemdir.


    Türk-İş ile hükmet arasındaki 322 bin kamu işçisini kapsayan toplusözleşme görüşmeleri devam ediyor. Herhalde Türk-İş’in ve işçi sınıfının tarihindeki en kötü sözleşme dönemi bu dönemdir. Çünkü görüşmeler başlayalı aylar olmasına karşın; Türk-İş’in ve bağlı sendikaların, işyerlerinde hükümetin direncini kırmak, onu işçi taleplerine yaklaşmaya zorlamak için herhangi bir hazırlıkları, herhangi bir girişimleri gözlenmiyor.
    Oysa IMF ve en büyük patronların çıkarlarını esas alan hükümetin işçilere teklifi, “ücretlere yüzde 4 zam”dır. Yani beklenen enflasyon kadar bir zam! Hükümetin en azından ilk teklifinin bu olacağını, sonunda pazarlıklarla birkaç puanın daha buna ekleneceğini, artık bu ülkede çocuklar bile biliyor. Çünkü hükümet son yıllarda böyle yapıyor. Şablon böyle; karşısına emekçi sınıflardan kim gelirse gelsin, “Bakın beklenen enflasyon şu kadar. Size daha fazla verirsek enflasyon azar. Ekonomik disiplin bozulur...” diyor. Bu, “beklenen enflasyon” numarasının tek gerçek gerekçesi de toplusözleşmeleri, genel olarak maaşları ve ücret artışlarını baskıya almak; standart olarak zamları “beklenen enflasyonla sınırlamak”tır. Ve AKP Hükümeti’nin övündüğü “verimlilik artışı”, “büyüme”, ulusal gelirdeki ve dolar milyarderlerinin sayısındaki artış” gibi verilerin sırrı da ücret ve maaşların böylesi düşük bir seviyede tutulmasında; işçi sınıfından patronlara doğru bir servet aktarımını hızla gerçekleştirmenin başarılmış olmasındadır. Üstelik bunun; son iki yılda egemen güç odakları arasında önemli çatışmaların yaşandığı, AKP iktidarının bir sermaye iktidarı olduğunun herkesçe açıkça görüldüğü bir dönemde yapılmış olmasıdır.
    Oysa Türk-İş, (elbette diğer işçi sendikaları konfederasyonları da), eğer birazcık sendika gibi sendika olsaydı; seçimi ve egemen güç odaklarının birbirini boğazlamak için harekete geçmesini, işçilerin haklarını savunmak ve ücretleri nispeten daha yükseltmek için kullanabilirdi. Ne var ki Türk-İş yönetimi, bir yandan beceriksizlik ve derbederliği, öte yandan da iktidar ve büyük patron çevreleriyle içli dışlılığı nedeniyle bu fırsatı bile kullanamamıştır. Türk-İş bu işçi sınıfı karşıtı tutumu benimsediği için, sermayenin çeşitli odaklarının işçi emekçi düşmanı cephesini bölememiş; bu odaklar birbirlerine karşı savaşırken bile işçi düşmanlığında ortaklıklarını sürdürmüştür.
    Bu yüzdene de AKP Hükümeti’nin 5 yılı değerlendirmeleri yapılırken, özellikle işçiler, herhalde bu 5 yılla en dolaysız ilişki içinde olan Türk-İş’in de beş yılını değerlendirmelidirler. Ve bu değerlendirmede görülecektir ki ne kadar iyi niyetle bakarsanız bakın; Türk-İş’in cunta dönemleri dışındaki en kötü 5 yılıdır. Bu 5 yıl içinde Türk-İş, ne işçileri hakları için sokaklara dökmüş, ne greve çıkmış; ne özelleştirmelere karşı mücadele etmiş (sendikaların özelleştirmeye karşı birer birer karşı duruşları bile, Türk-İş üst yönetimi tarafından gerektiği gibi desteklenmemiştir), ne de sosyal güvenlik ve sağlık hakkı gaspı karşısında sesini çıkarmıştır. Türk-İş Başkanı’nın, kamuoyunda en duyulan eylemi; “Talat Paşa Harekatı” gibi, “Lozan savunması” gibi ırkçı-şoven girişimlere destek vermek olmuştur. Eğer AKP emekçilerin haklarını yok etmede bu kadar pervasız davranmış; işçiler bu kadar fazla hak kaybına boyun eğmişse, bunda Türk-İş üst yönetiminin hükümetle içli dışlılığının birinci dereceden önemi olmuştur.
    Denebilir ki; “Sadece Türk-İş mi? Diğer sendika merkezlerinin de bunda rolü yok mudur?”
    Elbette vardır. Ama en büyük konfederasyon olarak Türk-İş adım atsaydı; Emek Platformu’nun adım adım dağıtılması çabalarına çanak tutmasaydı, diğer konfederasyonlar da yan çizemez, onbinlerce üyesi olan sendikalar, bu kadar atıl kalamazdı. Bu yüzden Türk-İş’in tutumu, AKP Hükümeti’nin emek düşmanlığında pervasız adımlar atmasında, bu adımlarda başarı sağlamasında herkesten, her konfederasyondan önemli olmuştur.
    Bu yüzden emek mücadelesi cephesinden AKP’nin 5 yılını değerlendirenler, bunu, Türk-İş’in 5 yılı olarak değerlendirirlerse çok yanlış yapmazlar.
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net