Fotoğraf: Evrensel

Geçimden seçime zaman kalmıyor.

Esenyurt, İstanbul’un en kalabalık beldelerinden. Nüfusu işçi ve emekçilerden oluşuyor. Karadeniz’den Güneydoğu’ya, ülkenin her yerinden göç edenlerin yoksulluğunun sindiği, sanayi sitelerinde asgari ücret ya da biraz üstünde,


Esenyurt, İstanbul’un en kalabalık beldelerinden. Nüfusu işçi ve emekçilerden oluşuyor. Karadeniz’den Güneydoğu’ya, ülkenin her yerinden göç edenlerin yoksulluğunun sindiği, sanayi sitelerinde asgari ücret ya da biraz üstünde, sigortasız 12-15 saat çalışıldığı bir belde... Son yerel seçimlerde SHP’li Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, yerini AKP’li Necmi Kadıoğlu’na bırakmıştı.
Esenyurt’ta da yoksulluğun ağırlığı altında en çok ezilenler yine kadınlar. Genç yaşta evlendirilmedilerse genç kızlar genelde tekstil işçiliği yapıyor. Eşleri ortalama 400-600 milyona çalışan ev kadınları arasında ise fabrikalardan eve parça başı iş alanların sayısı giderek artıyor. Hiç fabrika görmeyen kadınlar fabrika işçiliği yapıyor. Temizliğe gitmek ise bir diğer çalışma alanı. Çünkü hemen yanı başlarında en zenginlerin oturduğu Bahçeşehir var. Giderek büyüyen Bahçeşehir’de zenginlerin evini temizlemek ya da kapısını beklemek, yoksul Esenyurt’un işi çoğunlukla.
İmece’li kadınlar
Beldeyi, İmece Kadın Kooperatifi’nde bir araya gelen kadınlar anlatıyor. Sayıları zaman zaman yüzleri bulan kadınlar, dernekteki atölyede tekstil öğreniyor, parça başı iş alarak bu alandaki sömürünün önüne geçmeye çalışıyor ve birbirlerine destek oluyorlar. Çeşitli söyleşiler, kurslar da cabası... Her hafta Kadın Meclisi toplanıyor ve neler yapacaklarını planlıyor. Son haftanın konusu ise seçim.
Son seçimlerinden bu yana hayatlarında nelerin değiştiğini konuşuyoruz kadınlarla. Çoğu soyadlarını vermek istemeyen kadınlar ise kendi oyları konusunda da ketumlar. Yine de Esenyurt’ta eğilimin DTP ve AKP’ye olduğunu belirterek birçok partinin ev ev dolaşmaya başladığını da ekliyorlar. DYP’li kadınlar da derneği ziyaret için izin istemiş, ancak henüz gelmemişler. Her kadının yaşamı, tarımdan sosyal güvenlik sistemine kadar farklı alanlardaki çöküşleri özetliyor.
‘Oyumu vereceğim parti yok’
Hanım, 23 yaşında. 2002 seçimlerinde oy kullanmamış. “Kullanmayı da düşünmüyorum. Güvenebileceğim parti yok” diyor. Kriterleri ise net: “Benim oyumu vereceğim parti; bana sağlığı, eğitimi ücretsiz yapacak, kreş açacak ki ben çalışabileceğim. 550 milyonla nasıl geçineyim ki? Bir de benden oy istiyorlar. Vermem! Sigortamız var ama hastanede yine para istiyorlar. Sigorta işe yaramıyor artık. Her şey özelleştirildi. Mahallede de seçim muhabbeti falan yok. Herkes geçim derdinde. 10 saat çalışıyor, 5 milyon para alıyoruz. Kadınlarımızda eğitim yok ki siyaset nedir bilsin, oyunu kime vereceğini bilsin. 17 yaşında evlendim, 18’imde anne oldum ben. İmece ile tanıştıktan sonra siyaset öğrenmeye başladım.” Seçim sürecinde kadın adayların öne çıkartılmasını kurtuluş olarak görmüyor Hanım: “Oraya gelecek olan geçim sıkıntısı olan bir kadın olmayacak ki. Anne babası zengin, hiç eziklik hissetmemiş kadınlar... Aileden sorumlu bakan kadın diyorsun ya, sorsana hiç ekmek yemediği gün olmuş mu ki? Ancak emekçilerin içinden kadınlar çıkarsa; İmece gibi yerler çoğalmaya başlarsa, öyle düzelir.”
‘Derdimiz geçim, seçim değil’
Yaşariye de aynı fikirde; “Geçim derdine düşmüşüz, karnımızı doyurmanın peşindeyiz, öbür şeylerle ilgilenmeye zamanımız yok ki. Başbakan’ın İstanbul’daki konuşmasını izledim. Bir beyefendi ‘İşim yok iş istiyorum’ dedi. Başbakan ‘İşin yoksa, köyün varsa köyüne gideceksin’ dedi. Bir Başbakan bunu nasıl söyler? Ben Zonguldaklıyım, benim memleketimde demir çelik fabrikası vardı, gitti. İş olsaydı o güzel memleketi bırakıp niye geleyim? Eşim kamyon şoförü. Hiçbir sosyal güvencesi yok. Oğlum 16 yaşında, okumak istemedi, 400 milyon maaşla soktuk işe. Kızım üniversiteye gidecek, düşünüyorum nasıl göndereceğim. Seçimlerde çıkıyorlar; yok şunu, bunu vereceğiz diyorlar. Hepsi masal. Başa gelecek olanların, halkın içine girip birebir irtibat kurması gerekir. Bunu yapan yok ki. Bugün bir belediye başkanına gidelim açız diye, ilgilenmez bile” diyor.
Zengin daha zengin fakir daha fakir
<İsmini vermeyen bir başka kadın ise AKP’li belediyeden memnun olduğunu söylüyor, ancak AKP zamanında yaşam koşullarının iyileşmediğini de kabul ediyor: “Belirli bir istikrar var diye gözlemliyorum. Ama maddi yönden beş yıl önce neysek şimdi de aynıyız. İlerleme kaydettik diyemem. Ben seçimlerden umutlu değilim, mucizeler beklemiyorum. İki çocuğum var, eşim sigortalı çalışıyor; maaşı da asgari ücretten biraz fazla ama yeterli olmuyor. Ayda 100 milyonla evi çevirmek zorunda kalıyorsun. Gelecek iktidar neyi değiştirir bilmiyorum. En azından maaşların yükselmesi lazım. Zengin hep daha zengin, fakir daha fakir; böyle oldu şimdiye kadar hep.” (İstanbul/EVRENSEL)
Bağımsız adayları tartışmaya açığız
Serpil Kemalbay (İmece Kadın Kooperatifi Yöneticisi): Kadınlar olarak örgütlülüğümüz yeterince güçlü değil. Bugüne kadar iktidarların hiçbirinden bize fayda gelmedi. Yeni denilen bu hükümeti de gördük. Kadınlara verebilecekleri hiçbir şey yok.
Seçimi gündemimize aldık. Hangi partiler ‘olmaması’ gerekir, önce bunu tespit edeceğiz. Bağımsız adaylar çıkacak dendi. Onları takip ediyoruz. Siyasi görüşü ne olursa olsun, kadınların Meclis’e girmesini isteriz. Ama şu an göz boyamak için kadınları aday gösteriyorlar. Sermaye sınıfından kadınlar aday oluyorlar. Bizim kreş sorunumuzu çözer mi, sağlık sorunumuzu, eğitim sorunumuzu... Bunlar önemli. Biz militarizme, şovenizme karşı halkaların kardeşliğini savunan, mevcut ekonomik politikaları deşifre edecek; işçilerin, kadınların, yoksulların sesini yükseltebilecek; Ortadoğu’daki işgale, emperyalizme karşı emekten yana güvenebileceğimiz insanlar bağımsız aday olursa burada tartışmayı, onları kadınlarla buluşturmayı düşünüyoruz.
Kadınlar seçimi değerlendiriyor
Derya Avşar: Seçim için kapı kapı dolaşmaya başladılar, insanlar hemen tav oluyorlar. Cem Uzan diyor ‘Asgari ücret bin YTL olacak’. İnsanlar hemen inanıyor. Her şeyi iktidarlardan beklemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Çalışalım, karşılığını alalım. Tabii çalışan karşılığını almıyor aslında. Üniversite mezunlarımız bile açıktayken biz ne kadar ağlayıp sesimizi duyurabiliriz bilmiyorum.
Gülhan: 400 milyon ev kirasına veriyorum. Asgari ücretin hiçbir değeri kalmıyor. Pazardan eskiden bir haftalık yiyecek alıyorduk, şimdi yarımşar kilo ancak alabiliyorsun. Çocuklarına bakamıyorsun. Valla seçimlerden ne bekleyebilirim ki. Hangisi olursa olsun fark yok, Türkiye aynı Türkiye. Kadın adayların çok olması ise bence güzel bir şey.
Şule: Altı-yedi yıl önce pazara çıktığım zaman belli bir parayla pazarımı yapabiliyordum ama şu an mümkün değil. Seçimlerden beklentim yok. Kadınların hakkı görülsün, ev kadınlarına maaş bağlansın istiyoruz. Kadın adayların çok olmasına gelince, Tansu Çiller’i de denemiştik ama bir şey değişmedi.
Sema: 23 yaşındayım. Son beş yılda hayatımda hep gerileme oldu. Eşim 550 milyon alıyor 260 kira veriyorum; elektrik, su... Eve 50 milyon bile kalmıyor. İki çocuğum var, geçim zor. Kadınlar seçimi hiç konuşmuyor.
İpek: 33 yaşındayım. 5 sene önce köydeydim. Buraya geldim geleli parça başı iş yapıyorum. Eşim sigortasız çalışıyor. Köyde de iş yoktu, ekiyorsun biçiyorsun bir şey kazanamıyorsun. Mecburen geldik Amasya’dan. Burada da iş yok, sigorta yok. Son beş yıldır hep “yok”. Bundan sonra bir şey değişeceğini umut etmiyorum ama inşallah değişir diyorum. Devlet hastaneleri olsun istiyorum, parasız sağlık istiyorum, iş istiyorum. Daha ne isteyeyim bilmiyorum, olmayacağına göre iste iste dur!
Emine: 70 yaşındayım. Her şeyi gördük, dilendik de. Ben 400 milyon maaş alıyorum. Beyimin emekli maaşı çok mu? Ev kirası var 300 milyon. Üstüme başıma hiç alamıyorum. Eşim 30 sene maden ocağında, yeraltında çalıştı ama kim iktidara gelirse o aynı.
Şehnaz: 5 yıl oluyor Batman’dan geleli. İş olsa gelir miydim hiç? Köyde tütün işini yapıyorduk, olsaydı seve seve yine yapardık. Kişi başı gelir 5 bin dolarmış, nerede? 500 milyonla onlar geçinebilirlerse, tek bir çocuğa bile bakabilirse denesinler; bakabilirlerse bize de onu versinler. Şimdikilerin hiçbirine oy vermek istemiyorum. Bugüne kadar ne yaptılar ki bizim için, süründürüyorlar.
Elif Görgü
www.evrensel.net