JİN û JîN

  • Kadınlar ve çocuklar, Diyarbakır sokaklarında kitlenin üzerine açılan ateşle öldürülürken, ülkenin başbakanı “kadın da olsa, çocuk da olsa gereken yapılacaktır” der.


    Kadınlar ve çocuklar, Diyarbakır sokaklarında kitlenin üzerine açılan ateşle öldürülürken, ülkenin başbakanı “kadın da olsa, çocuk da olsa gereken yapılacaktır” der.
    Avukat Celal Gürkan, Urfa Sarayönü Karakolu’nda polis tarafından dövülür.
    Malum illerin bir kısmında, bir kısım polis memurları, gözaltına alırken artık delilleri de yaratmayı ihmal etmez. Komplolarla soruşturma evrakları tanzim etmek, artık beklenen işler haline gelmeye başlar.
    Kadrolaşma için hiçbir sınır kabul edilmez. Amaca ulaşmak için her şey mubahtır. Komplolarla, iftiralarla, gerekirse kadınlar ve çocuklar da alet edilerek kamu kurumlarında, eğitim-öğretim kurumlarındaki istenmeyen “ayrık otları” temizlenmeye çalışılır.
    Genelkurmay Başkanı, hakkında yargı kararı olmayan bir gazeteyi, basın toplantısında alenen “örgüt gazetesi” olarak suçlar.
    Ana muhalefet partisi bir siyasi partiyi itham ve “sıkıysa seçimlere girsin” diye tehdit eder.
    Bütün bu işlerin olduğu bir dönemde “ahlak ve vicdan” çatı katının fazla eşyaları arasına atılmıştır. Korku tünelinin ucu görünmez olmaya başlamıştır. Geçen her gün, yeni bir karanlığın başlangıcı olmaya devrilir artık. Şurada burada bombalar patlamaya başlar, “kimse rehavete kapılmasın” diye...
    Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nda değişiklikler öngören yasa tasarısı, iktidar partisi AKP ve muhalefet partisi CHP’nin desteğiyle yıldırım hızıyla Meclis Anayasa Komisyonu’ndan geçti. Aynı hızla Meclis Genel Kurulu’nda kabul edileceği ve Cumhurbaşkanı tarafından onaylanacağından kuşkunuz olmasın.
    AKP Hükümeti’nin ve TC’nin; asla demokratikleşme hasleti değil, AB vizyonu gereği yapmış olduğu insan hakları ve demokratik hukuk devletine uyan kimi düzenlemelerin geri alınması süreci hızla işliyor.
    Artık polis, keyfi olarak sokakta üst araması ve kimlik kontrolü yapabilecek, silah kullanabilecek. Yol kontrolleri hiç bitmemişti ama, zaman zaman rastlanan nezaket gösterilerini görmek artık mümkün olmayacak. Kadınlar da, çocuklar da vurulduğunda artık daha kolay “yetki sınırı” savunması yapılabilecek.
    Cumhurbaşkanlığı seçimleri gerilimi vesilesiyle despotik devlet geleneği, kendini yeniden yapılandırmaya devam ediyor. “Sağcı” iktidar partisi baskı istiyor, “solcu” ana muhalefet partisi daha fazla baskı istiyor.
    “Solcu” ana muhalefet partisi, milliyetçilik yarışında sağdaki rakiplerini “solluyor”, “tekçi” hezeyanlarla ana politik hattını belirliyor. Sağa birlik çağrısı yapıyor, SHP solculuğunu dahi hazmedemiyor. Ama yine de solcu oluyor, seçimlerde solun partisi olarak işaret ediliyor.
    “Milli iradeci” ve sağcı iktidar partisi, milli iradeyi aynı tekçilikle sakatlıyor. Milli iradeyi parti iradesi olarak, dahası lider iradesi olarak yutturmaya çalışıyor. Yeni kanun tasarısı ve sınır ötesi operasyon konusundaki ataklarıyla, milliyetçilik ve militarizm yarışında geri kalmayacağını hatırlatıyor.
    Hayırlısı olsun!
    Seçimlerin pek bir hayra işaret etmeyeceği artık çok açık.
    Dünya, iyilerin yüzü suyu hürmetine dönmeye devam ediyorsa, demokrasi ve insan hakları adına bir şeyler kalmaya devam edecekse, o da bu iki kampın dışında kardeşlik ve demokratik değerler için sesini yükseltmeye devam edenlerin yüzü suyu hürmetine geleceğin umudu olacak...
    Yıldız İmrek Koluaçık
    www.evrensel.net