Sabih Kanadoğlu yine devrede

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından TBMM’ye iade edilen Anayasa değişikliğini öngören yasanın Anayasa’nın temel ve değiştirilemez 4’üncü madde hükümlerine...


Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından TBMM’ye iade edilen Anayasa değişikliğini öngören yasanın Anayasa’nın temel ve değiştirilemez 4’üncü madde hükümlerine aykırı düştüğünü ileri sürdü. Kanadoğlu, Cumhuriyet gazetesinde dün yayınlanan makalesinde, Anayasa değişikliklerinin halk oylamasına sunulmadan önce Resmi Gazete’de yayımlandığını ancak bu yayım işleminin halkı bilgilendirmek amacıyla yapıldığını kaydetti.
Maddeler çelişiyor
Söz konusu değişiklik paketinin 6 ve 7’inci maddelerinin birbirleriyle çeliştiğini belirten Kanadoğlu, değişiklik öngören yasanın onaylanması durumunda çelişki içerse bile uygulanmak zorunda olacağına işaret etti. 7’nci maddede yer alan “Bu yasa, yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halkoylamasına sunulması halinde tümüyle oylanır” hükmünü anımsatan Kanadoğlu, halk oylamasının hukuksal niteliğinin “danışma” değil “onama” olduğunu belirtti. Kanadoğlu makalesinde “Yani halkın oyu, metnin yürürlüğe girmesi için gerekli ve zorunlu koşuldur. Bu düşüncenin dayanağı da Anayasa’nın 175/6’ncı maddesidir. Anayasada değişiklik öngören yasa, yürürlüğe konulabilmesi için halkoylamasına sunulmadan önce Resmi Gazete’de yayımlanacağından, söz konusu yasanın halkoylamasından önce böyle bir düzenlemeye dayanılarak (yayımıyla) yürürlüğe girmesi söz konusu olamaz. Aksinin kabulü halkoylamasının hukuksal niteliğini, anayasanın 175/6’ncı maddesine aykırı olarak onama değil danışmaya çevirir. Yürürlük tarihi tartışmalı hale gelir. Kaldı ki böyle bir yasa halk tarafından kabul edilmezse halkoylamasından önce yürürlüğe girmiş metnin hukuksal değeri ve geçerliliği ayrı bir sorun olacaktır” ifadelerine yer verdi.
Kanadoğlu yasanın yürürlük maddesinin de; “Bu yasa cumhurbaşkanınca geri çevrilmez ve halkoylamasına da götürülmezse yayımı tarihinde, sunulduğunda ise kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun kabul oyu olması halinde halkoylamasının yapıldığı gün yürürlüğe girer” şeklinde olması gerektiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı seçilemez
6’ncı madde ile anayasaya eklenen geçici 19’uncu maddenin 1’inci fıkrasında “On birinci cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylaması, bu yasanın Resmi Gazete’de yayımını takip eden kırkıncı günden sonraki ilk pazar günü, ikinci tur oylaması ise ilk tur oylamayı takip eden ikinci pazar günü yapılır” hükmünü de eleştiren Kanadoğlu, bu hükümle Türkiye’nin 11’inci cumhurbaşkanını yürürlüğe girmemiş bir anayasa değişikliği yasası ile halk tarafından seçilmesi durumunda bırakıldığını ifade etti. Kanadoğlu, bu durumun hukuksal yönden açıklanabilir tarafı bulunmadığını ileri sürerek, “120’inci günden sonra yapılacak halkoylamasında Anayasa değişiklikleri reddedilirse, halkın yürürlüğe girmemiş metne göre seçtiği cumhurbaşkanının hukuksal durumu ne olacaktır?” diye sordu.
Söz konusu değişiklik yasasının tümü birlikte halkoyuna sunulduğundan, bu halkoylaması tarihinde 11’inci cumhurbaşkanı seçimi yapılmış olacağını, ancak 11’inci cumhurbaşkanı seçimine yönelik geçici 19’uncu madde, bu aşamadan sonra bile yine de halkoylamasına sunulmuş olacağına işaret eden Kanadoğlu, “Böylece yürürlüğe girmemiş metne göre yapılan cumhurbaşkanı seçimine, halkın daha sonra halkoylaması yoluyla adeta icazeti gündeme gelecek, yeni hukuksal tartışmalar ortaya çıkacaktır” uyarısında bulundu.
Değiştirilemez madde değiştiriliyor
Kanadoğlu, Anayasa’nın 4’üncü maddesinde Cumhuriyet’in niteliklerinin değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin de teklif edilemeyeceğinin hüküm altına alındığını anımsatarak, Anayasa’nın başlangıç bölümünde de kuvvetler ayrılığı ilkesinin bulunduğunu; bu ayrılığın, erklerin sert ayrılığı biçiminde değil işbirliği ve işbölümü içinde olduğu sistemin esas alındığını vurguladı. Bu esası değiştirecek bir Anayasa değişikliği yapılamayacağı gibi, böyle bir teklifte dahi bulunulamayacağını belirten Kanadoğlu, “Bu kurala aykırı bir teklifin kabul edilmesi ve Resmi Gazete’de yayımlanması halinde, Anayasa değişikliğine yönelik yasaların şekil yönünden Anayasa Mahkemesi’nde denetimi olanaklıdır. Şekil denetiminin kapsamına ‘ivedilikle görüşülememe ve oylama çoğunluğunun yanında, değişiklik teklifleri de’ girmektedir. Buradaki teklif sözcüğü ile sadece teklifteki imza sayısı amaçlanmamaktadır. Teklifin, öncelikle Anayasa’nın 4’üncü maddesine göre teklif dahi edilemeyecek bir konuya ilişkin olmaması, sonra ise bu teklifin yeterli imza sayısı ile TBMM Başkanlığı’na sunulması gerekmektedir. Teklif edilemeyecek bir konuda, teklifin kabulüne ilişkin yasanın Resmi Gazete’de yayımından itibaren 10 gün içinde yapılacak bir başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi, bu Anayasa Değişikliği Yasası’nı şekil yönünden denetleyecektir” görüşünü savundu.
İstediğimi yaparım mantığı
Kanadoğlu, daha önce Cumhurbaşkanlığı seçiminin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini de hatırlatarak “Yüksek Mahkeme, hukuk çerçevesinde verdiği kararına rağmen beklentilerini bulamayanlar tarafından hedef haline getirilmiştir. Mağduriyet bahanesine sığınanlar, uzlaşmaya yanaşmayan, yargısal denetimi içlerine sindiremeyenlerdir. Hukuk, çoğunlukçu düşüncenin ‘Ben istediğimi yaparım’ dayatmasını bir kez daha boşa çıkaracaktır” sözleriyle makalesini bitirdi.
Gözler ikinci turda
Milletvekili seçimlerinin 4 yılda bir yapılması, Cumhurbaşkanını halkın seçmesi, Cumhurbaşkanının görev süresinin 5 yıla indirilmesi ve iki kez seçilme hakkı tanınması gibi önemli düzenlemeleri içeren Anayasa değişikliği paketinin ikinci tur oylaması bugün Meclis Genel Kurulu’nda yapılacak.
Anayasa’nın 175. maddesine göre paket, 330 ile 367 arasında bir oyla kabul edilirse, Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerini zorunlu olarak halkoyuna götürmek zorunda kalacak. 367’nin aşılması durumunda da Sezer’in önünde iki yol bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Sezer ikinci kez önüne gelen paketi ya onaylayacak ya da referanduma götürecek. (HABER MERKEZİ)
www.evrensel.net